Doğum Tarihi: 1966
Doğum Yeri: İstanbul
Zeynep Direk kimdir?
Zeynep Direk 1966 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi ve ardından Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde eğitim gördü. Doktorasını 1998 yılında Memphls Üniversitesi’nden aldı. Yurt içinde ve yurt dışında yaptığı editörlük çalışmalarının (Dünyanın Teni, Sonsuza Tanıklık, Irk Kavramını Kim İcat Etti vd.) yanı sıra, özellikle Defter ve Felsefelogos dergilerinde yayımladığı, Derrida, Levinas, Heidegger, Merleau-Ponty ve Sartre üstüne makaleleriyle tanındı. Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta, çağdaş kıta Avrupası felsefesi çalışmaktadır.
--reklam--
Zeynep Direk Kitapları - Eserleri
- Cinsel Farkın İnşası
- Çağdaş Kıta Felsefesi
- Cinsiyeti Yazmak
- Dünyanın Teni
- Başkalık Deneyimi
- Çocuk ve Allah
--reklam--
Zeynep Direk Alıntıları - Sözleri
- Ancak tecavüz ve kadına yönelik şiddet, kadın sorunu değil bir kere... Sorun alanı olan ve müdahale edilmesi gereken, kadın değil. (Çağdaş Kıta Felsefesi)
- Dinci eğitimle kesinlikle itaatkâr insanlar yetiştirebilirsiniz fakat ahlâklı insanlar yetiştirebilir misiniz? (Çocuk ve Allah)
- Eşitler arasındaki düşmanlık, aynı şeyi arzuladıklarında başlar. (Başkalık Deneyimi)
- Töre ahlakı ya da toplumsal ahlak dediğimiz sistem, etik bir değerlendirmeden geçirilmeden onaylanabilecek bir ahlak değildir. Bergson'a göre açık ahlak, ahlaki normları böyle bir değerlendirmeden geçiren, kendini sürekli yenileyebilen dinamik bir ahlaktır. (Çağdaş Kıta Felsefesi)
- İnsan hiçbir zaman dışarıya salıverdiği fikrin efendisi olamaz. (Cinsel Farkın İnşası)
- Başkasının bakışıyla başlar “eleştiri”,çünkü o benim bilginin kurucusu olma ayrıcalığını yalnızca kendime tanıdığımı gösterir bana. (Başkalık Deneyimi)
- Anneme göre iyi bir insan olmak, Allah eğer varsa onun tarafından sevilmek ve cennete girmek için yeterliydi. Dolayısıyla Allah var mı yok mu sorusuna kafayı takmadan yaşayabilirdik. (Çocuk ve Allah)
- Aynı’nın sorgulanması,Aynı’nın egoist kendiliğindenliği içinde ve onun tarafından yapılamayacağına göre Başka tarafından yapılacaktır.Benim kendiliğindenliğimin Başkasının mevcudiyeti tarafından sorgulanmasına etik denir. (Başkalık Deneyimi)
- Bir toplumda haksızlık, zulüm, ezme ezilme ilişkileri mevcutsa ve bu kötülüklerle kurumsal olarak mücadele edil miyorsa, din kurumu da sadistçe veya mazoşistçe yeniden üretilen ve meşrulaştırılan bu dünyaya haklılık kazandıracak şekilde kullanılabilir. (Çocuk ve Allah)
- Sevgi dediğimiz şey yaradılışımızdaki bütünlüğü arzulamak, aramaktır. Sevgi bize bu nimeti bağışlayan, aslımıza dönmemizi sağlayan, bize yaradılışımızı bulduracak, eksikliğimizi giderip bizi mutluluğa erdirecek şeydir. (Cinsel Farkın İnşası)
- "Bakışım şeyleri sarar ve onlara kendi etini giydirir. ... Nasıl oluyor da bakışım şeyleri sararken onları benden gizlemiyor; nasıl oluyor da şeyleri örterken onların örtüsünü açıyor?". Merleau-Ponty bakışın şeylerle ilişkisini anlatırken bu ilişkinin bir çakışma ilişkisi olduğunu, daha doğrusu, ilişkinin bizatihi bir çakışma olduğunu söyler. Görülür bir şey ile o şeyin rengi arasında her ikisinin de destekçisi olan, her ikisini de besleyen ancak şeyin kendisi olmayan bir doku vardır, şeyin etidir bu. Bakış göreni görünüre eklemektedir. Bir sayfanın tersi ve yüzü gibidir beden ve görünür dünya; görünürlüğün ise, bu birbirine eklenmiş, birbirine katılmış iki sayfanın arasında yeraldığı düşünülmelidir. Her parçasıyla dünyaya bağlı beden şeyleri biçimlendirdiğine ve şeyler de bedeni biçimlendirdiğine göre, görünürlük ne biçim alan bedenin, ne de biçim alan şeylerin kendilerinindir. Görünürlük, onların biçim alışlarının çakışmasıdır aslında. (Dünyanın Teni)
- Felsefe yalnızca kavram yaratmaz;fikrin nasıl haklılaştırıldığını sorgular,akıl yürütmenin geçerli olup olmadığının peşindedir.Bu anlamda eleştirel olan bir bilgi edimi,Levinas’ın iddiasına göre,”fani” ve “yaratılmış” bir varlıkta bulunur.”Yaratılmışlık” demek kendi kendisini yaratmamış olmak,kendi kaynağına sahip olamamak,Tanrı’ya katılamayacağını bilmektir. (Başkalık Deneyimi)
- Toplumların kabul ettikleri davranış kurallarını etik açıdan yeniden değerlendirmeye ihtiyaç vardır. (Çocuk ve Allah)
- Arendt, totaliter rejimlerin propaganda makinesi sayesinde toplumsal gerçekliğin yerine imgesel, kurgusal bir gerçeklik yarattıklarını öne sürer. Öte yandan çok ciddi bir toplumsal örgütleme yapılmaktadır: Totaliter hareketler, ne Kita Avrupası ulus-devletlerindeki eski çıkar partileri gibi sınıfları ne de Anglo-Sakson ülkelerin partileri gibi kamusal konularla ilgili kanaat ve çıkar sa hibi olan yurttaşları değil, kitleleri hedefleyerek örgütlerler.13 İnsanları rejimin taleplerine uygun davranmaya iten şey, kurgulanan gerçekliğe ikna olmalarından ziyade bu örgütlenmenin etkinliğidir. Söz konusu örgütlenme çöktüğü zaman, insanların başka bir düzene göre yaşamaya başlamakta zorlanmadıklarını görürüz. (Çağdaş Kıta Felsefesi)
- Bir diktatör ya da titan, kendisine tabi olan görevlilerin yaptıkları ve söyledikleriyle özdeşmeyecektir. Halkın gazabından kurtulmak için hata yapan görevlileri günah keçisi olarak kullanabilir, onları feda edebilir. Her hålukârda halkla ve kendi memurlarıyla arasındaki mesafeyi korur. Bu yüzden Platon için de Aristoteles için de tiran, halkın içerisinde insan kılığına girmiş bir kurttur. Amacı şiddet kullanarak özgürlüğü ortadan kaldırmak ve politik hayatı ortadan kaldırarak tüm kenti bir doğanın bir bölgesiymiş gibi kendi tasarrufuna tabi kılmaktır. (Çağdaş Kıta Felsefesi)
- Kendisini sorgulayamayanın seçim şansı da yoktur, farkında olmadığı güçler tarafından sürüklenmekten başka çaresi yoktur. Felsefe, yaşama değdiği her yerde, bir yaşama farkındalığıdır.. Kişinin kendi hikayesini anlatabilmesi bir mücadele gerektirir. Çoğu kişi başkalarının onlar hakkında anlattığı hikayelerle belirlenir. (Cinsel Farkın İnşası)
- Kutsallara saygı, çocuğun kendisinde olmayan, ona ancak dışandan büyüklerin öğrettiği bir şeydir. (Çocuk ve Allah)
- Erkekleri erkek yapan şey de toplumsal cinsiyet baskısıdır. Bu baskı altında erkek kimliğini kazanan bir erkek, kadın bedenini ve cinselliğini denetleme ve sınırlandırma hakkına sahip olduğuna inanır. (Çocuk ve Allah)
- Arzu tatmin olmakla bitmez; tatmin olmaz zaten, çünkü tatminde bir anlam yoktur. (Cinsel Farkın İnşası)
- Ne bir kimseyi göresim var, ne de konuşasım kimseyle. (Cinsiyeti Yazmak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin