ABD'de göçmenlik karşıtı politikaları protesto edenlere toplam 450 yıl hapis
Teksas'taki bir ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) tesisinin önünde gerçekleşen protesto nedeniyle yargılanan ve savcılık tarafından Antifa ile bağlantılı oldukları öne sürülen sekiz kişiye toplam 450 yıl hapis cezası verilmesi, insan hakları savunucuları ve sanık yakınlarının sert tepkisine yol açtı.
Kararın merkezinde yer alan eski ABD Deniz Piyadeleri yedek askeri Benjamin Hanil Song, bir kolluk görevlisini öldürmeye teşebbüs suçlamasından 100 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklar ise 30 ila 70 yıl arasında değişen cezalar aldı.
ABD Adalet Bakanlığı, sanıkları teröristlere maddi destek sağlamak, silah ve patlayıcı kullanmak, isyan çıkarmak ve adaleti engellemek gibi çeşitli suçlardan mahkûm ederken, savunma tarafı ve destekçileri verilen cezaların orantısız ve siyasi nitelikte olduğunu savundu.
Dava, özellikle Trump yönetiminin Antifa'yı yerli terör örgütü olarak tanımlamasının ardından daha geniş bir siyasi tartışmanın parçası haline geldi. Eleştirmenler, Antifa'nın merkezi bir örgüt yapısından ziyade ideolojik bir hareket olduğunu belirterek, belirli siyasi görüşlerin terörizmle özdeşleştirilmesinin ifade özgürlüğü açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Sanıkların yakınları da mahkemenin kararına tepki gösterdi. Benjamin Hanil Song'un annesi Hope Song, oğlunun herhangi birini yaralama niyeti taşımadığını ve olayın resmi makamlar tarafından aktarıldığı şekilde gerçekleşmediğini savundu. Song ise ifadesinde silahını, bir protestocunun vurulmak üzere olduğuna inandığı için ateşlediğini öne sürdü.
Olayın yaşandığı Prairieland gözaltı merkezi önündeki protestoya katılan bazı kişiler ise gösterinin başlangıçta şiddet içermeyen bir gürültü protestosu olarak planlandığını belirtti. Sanıklar da Antifa ile bağlantıları olduğu iddialarını reddederek, eyleme gözaltındaki göçmenlere destek vermek amacıyla katıldıklarını ifade etti.
Karar, ABD'de göçmen politikaları, ICE operasyonları ve protesto hakkı üzerine süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Sivil haklar savunucuları, özellikle Trump döneminde sertleşen güvenlik politikalarının muhalif hareketler üzerinde caydırıcı bir baskı unsuru olarak kullanıldığı görüşünü dile getirirken, federal yetkililer ise kamu güvenliğini tehdit eden eylemlere karşı taviz verilmeyeceğini savunuyor.
Davada yargılanan diğer sanıklar ve daha önce suçlarını kabul eden kişiler hakkındaki cezaların önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.