ABD-Tayvan hattında yeni adım: Çin'i hedef alan askeri iş birliği genişliyor

DÜNYA

Tayvan yönetimi, ABD ile askeri iş birliğinin kamuoyuna yansıtılandan çok daha ileri düzeyde olduğunu ilk kez bu kadar açık ifadelerle dile getirirken, Washington'un Ada üzerindeki askeri etkisini artırmaya yönelik girişimleri bölgesel gerilimi tırmandırabilecek yeni bir adım olarak değerlendiriliyor.

Tayvan Savunma Bakanı Wellington Koo, ABD Pasifik Komutanlığı ile yürütülen askeri temasların ve iş birliğinin birçok kişinin tahmin ettiğinden çok daha yakın olduğunu söyledi. Koo, bu ilişkiler sayesinde Tayvan'ın savunma kapasitesinin geliştirildiğini belirterek Washington yönetimine teşekkür etti.

Açıklamalar, ABD'nin Tayvan üzerindeki askeri ve stratejik nüfuzunu daha da derinleştirdiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Resmi diplomatik ilişki bulunmamasına rağmen Washington, uzun süredir Tayvan'ın en büyük silah tedarikçisi ve en önemli uluslararası destekçisi konumunda bulunuyor.

Koo, ABD Pasifik Komutanlığı ile her düzeyde askeri temasların sürdüğünü ifade ederken, Tayvan'ın Japonya'dan Filipinler'e uzanan ve ABD'nin birinci ada zinciri olarak tanımladığı stratejik hattın önemli bir parçası olduğunu savundu.

Pekin ise Washington ile Taipei arasındaki askeri iş birliğini egemenlik haklarının ihlali olarak nitelendiriyor ve söz konusu temaslara sert tepki gösteriyor. Çin yönetimi, demokratik yollarla yönetilen Tayvan'ın kendi toprağı olduğunu savunurken, ada yönetimi bu egemenlik iddiasını reddediyor.

Son dönemde Çin'in Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerini artırması üzerine ada yönetimi de abluka senaryolarını içeren tatbikatlara hız verdi. Koo, olası bir deniz ablukasının Çin ekonomisine ağır zarar vereceğini ve uluslararası yaptırımları beraberinde getireceğini öne sürdü.

Tayvan Savunma Bakanı ayrıca böyle bir senaryonun Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in siyasi geleceği açısından da ciddi riskler doğuracağını iddia ederek, Çin yönetiminin istikrarının sorgulanabileceğini savundu.

Uzmanlar ise ABD ile Tayvan arasındaki askeri koordinasyonun daha açık biçimde dile getirilmesinin, zaten yüksek seyreden Tayvan Boğazı gerilimini daha da artırabileceğine ve Washington'un bölgedeki askeri varlığının yeni diplomatik krizleri tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, Pasifik'te güç mücadelesinin daha da sertleşeceğine ilişkin endişeleri artırıyor.