Avrupa'dan Amerika'ya, Asya'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan 30 ülkede yürütülen organize dijital propaganda faaliyetleri, üç yıllık araştırmanın ardından gün yüzüne çıkarıldı.

"Büyük Yer Değiştirme Endüstrisi" başlıklı raporda, sosyal medya reklamlarından yapay zeka destekli videolara, müziklerden bilgisayar oyunu parodilerine kadar farklı araçlarla Müslümanların ve göçmenlerin hedef alındığı belirtildi.

Katar'daki Northwestern Üniversitesinde medya analizi alanında çalışan Doç. Dr. Marc Owen Jones ile açık kaynaklı istihbarat uzmanı Sohan Dsouza tarafından hazırlanan araştırma yayımlandı. Ekim 2023-Ekim 2026 dönemini kapsayan çalışma, kampanyanın dijital izlerini, reklamlarını, hesaplarını ve finansmanına ilişkin verileri inceliyor.

30 ülkede binlerce reklam ve video kullanıldı

Raporda, kampanyanın dijital platformlarda bıraktığı izlere ilişkin kapsamlı veriler paylaşıldı. Araştırmacılar, 1473 Facebook reklamı, 189 YouTube videosu ve 359 TikTok reklamının yanı sıra TikTok hesaplarında yayımlanan 105 videoyu kayıt altına aldı.

Çalışmada, reklam ve videoların toplam 533 milyon kez görüntülenme ve erişim kaydına ulaştığı hesaplandı. Arşivlerde bulunamayan reklamların da hesaba katıldığı senaryoda bu rakamın 831 milyona çıkabileceği belirtildi. Ancak araştırmacılar, söz konusu toplamın tekil kişi sayısını değil, farklı platformlardan elde edilen gösterim, erişim ve video izlenme verilerinin birleşimini ifade ettiğinin altını çizdi.

Kampanyanın reklam harcamaları için kayıtlı verilere dayanan hesaplama 5,08 milyon dolar olurken, eksik arşivlerin tahmini etkisiyle bu tutarın 8,22 milyon dolara ulaşabileceği öngörüldü. Bu rakamlar yalnızca reklam giderlerini kapsıyor, içerik üretimi, organizasyon ve diğer operasyonel masraflar dahil değil.

Katar üzerinden Müslüman karşıtı komplo teorileri yayıldı

Propaganda faaliyetlerinin önemli bir bölümünde Katar hedef alındı. Ülkenin Avrupa'ya Müslüman göçünü yönlendirdiği, Avrupa kurumlarını etkilediği ve kıtayı İslamlaştırmaya çalıştığı yönünde gerçek dışı iddialar dolaşıma sokuldu.

"Grand Theft Qatar" adıyla hazırlanan bilgisayar oyunu parodilerinde Avrupa'daki binaların satın alınarak camiye dönüştürüldüğü kurgular kullanıldı. Yapay zekâ yardımıyla hazırlanan şarkı ve videolarda da Müslümanların Avrupa'nın kültürel yapısını tehdit ettiği mesajı işlendi.

Araştırmada, Lübnan'a yönelik içeriklerde İran ve Hizbullah karşıtı söylemlerin öne çıkarıldığı, Avrupa'daki bazı reklamların ise Müslüman göçünü bir işgal ve istila olarak göstermeye çalıştığı kaydedildi.

Dijital izler siyonist rejim merkezli bir operasyona işaret ediyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, kampanyanın teknik altyapısına ilişkin incelemelerde ortaya çıktı.

Araştırmacılar, Telegram üzerinden yayımlanan videoların dosya ve düzenleme bilgilerinde İbranice klasör ve sürücü adlarına, UTC+3 saat dilimiyle uyumlu çalışma zamanlarına ve üretim süreçlerine ilişkin izlere ulaştı. Ayrıca Ocak 2024'teki bir Wikipedia düzenleme oturumunda, Alman vekil sunucularının arasına karışmış sabit hat bağlantılı bir IP adresi tespit edildi.

Bu bulguların yanı sıra kampanyaya ait bazı materyallerin eski Gazze İnsani Yardım Vakfı yöneticisi Johnnie Moore ve halkla ilişkiler şirketi JDA Worldwide üzerinden iki kez geçtiği belirlendi.

Araştırmacılar, teknik ve dijital bulguların kampanyanın siyonist rejimin bulunduğu coğrafyada ortaya çıktığına ilişkin orta-yüksek düzeyde güven sağladığını bildirdi. Bununla birlikte operasyonu sipariş eden nihai müşterinin ve finansmanın arkasındaki kişi ya da kuruluşun kimliği kesin olarak belirlenemedi.

Yorumların yüzde 61'inde Müslüman karşıtı görüşler desteklendi

Propaganda faaliyetlerinin hedef kitle üzerindeki etkisini inceleyen araştırmacılar, İngiltere'de 2024 yılında yayımlanan Facebook reklamlarına yapılan 406 yorumu da analiz etti.

İncelenen yorumların yüzde 61'inde İslam karşıtı görüşlerin desteklendiği, yüzde 19'unda ise bu söylemlere karşı çıkıldığı tespit edildi. YouTube'daki 2024-2026 dönemine ait 2 bin 560 yorumun incelenmesinde ise yüzde 28'inin reklamların mesajını desteklediği, yüzde 42'sinin karşı çıktığı görüldü.

Raporda ayrıca kampanyanın Avrupa'daki seçim süreçleri öncesinde yoğunlaştığına dikkat çekildi. Fransa, İngiltere ve Almanya'daki seçim dönemleriyle örtüşen reklam faaliyetlerinin siyasi ve toplumsal tartışmaları etkileme potansiyeli taşıdığı belirtildi.

Araştırmacılar, sosyal medya şirketlerinin reklamverenlerin kimliklerini daha sıkı denetlemesi, siyasi içerik olarak sınıflandırılmayan propaganda reklamlarını da incelemesi ve koordineli dezenformasyon ağlarına karşı daha etkili önlemler alması gerektiğini vurguladı.