Trump'tan yeni eşkıyalık girişimi: "Hürmüz'den geçen gemileri koruduğumuz için ücret alacağız"
ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm gemilerden yüzde 20 oranında ücret alınacağını açıklaması, Washington'un bölgedeki askeri varlığını ekonomik kazanca dönüştürme girişimi olarak değerlendirildi. Uluslararası deniz ticaretini doğrudan hedef alan karar, "modern eşkıyalık" ve "küresel ticaretten haraç alma girişimi" yorumlarını beraberinde getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm ticari gemilerden yüzde 20 oranında ücret alınacağını açıklaması, ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan gerilime yeni bir boyut kazandırdı.
Washington'un boğazın güvenliğini üstleneceğini ileri sürerek uluslararası sularda seyreden gemilerden pay talep etmesi, uluslararası ticaret hukukunu tartışmaya açarken, birçok çevrede "modern eşkıyalık" olarak nitelendirildi.
Trump, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden devreye sokacağını ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini Amerikan güçlerinin sağlayacağını belirterek, bunun karşılığında boğazdan geçen tüm yüklerden yüzde 20 oranında ücret alınacağını duyurdu.
Gerilim ateşkesin çökmesiyle yeniden başladı
ABD ile İran arasında 17 Haziran'da elektronik ortamda imzalanan ve kalıcı bir anlaşmaya dönüşmeyen mutabakat yalnızca üç hafta yürürlükte kaldı.
Trump, 8 Temmuz'da mutabakatın sona erdiğini ilan ederek İran'a yönelik yeni askeri saldırılar düzenlenmesi talimatını verdi.
ABD güçleri, Hürmüz Boğazı çevresinden Buşehr'e kadar uzanan geniş bir hatta İran'daki askeri hedefleri vururken, Washington saldırıları Hürmüz'den geçen sivil gemilere yönelik saldırı iddialarıyla gerekçelendirdi.
Tahran ise ABD'nin mutabakat hükümlerini ihlal ettiğini belirterek Washington'u anlaşmanın öngördüğü süreyi beklemeden saldırıya geçmekle suçladı. İran Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı'nın ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını açıkladı.
Hürmüz anlaşmazlığın merkezine oturdu
Temmuz ayı başında Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda Doha'da yürütülen dolaylı müzakerelerde taraflar geçici bir askeri sükûnet üzerinde uzlaşmıştı. Ancak Hürmüz Boğazı'nın yönetimi, deniz trafiğinin nasıl sağlanacağı ve güvenlik düzenlemeleri konusunda yaşanan görüş ayrılıkları, kısa sürede yeni krizin fitilini ateşledi.
İran, boğaz üzerindeki egemenlik ve güvenlik düzenlemelerinde belirleyici rolünün korunmasını isterken, ABD ise uluslararası deniz trafiğinin kendi denetiminde yeniden açılmasını savundu.
Saldırılarla birlikte deniz trafiği durma noktasına geldi
7 Temmuz'da Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında üç petrol ve doğal gaz tankerine yönelik saldırılar gerilimi daha da artırdı. Washington saldırılardan İran'ı sorumlu tutarken, İran petrolüne yönelik yaptırımları yeniden devreye aldı.
Bunun ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'da çok sayıda askeri hedefe yönelik yeni hava saldırıları düzenledi. İran ise ABD üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık verdi.
Karşılıklı saldırılar sırasında Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği büyük ölçüde dururken, çok sayıda tanker güvenlik gerekçesiyle rotasını değiştirdi veya beklemeye geçti.
Küresel enerji piyasaları yakından izliyor
Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz, enerji arzı ve küresel ticaret açısından ciddi riskler doğuruyor.
Trump'ın boğazdan geçen gemilerden yüzde 20 oranında ücret alınacağını açıklaması ise askeri gerilimin ekonomik boyuta taşındığı şeklinde değerlendiriliyor.
Uzmanlar, uluslararası sulardan geçen ticari gemilerden tek taraflı ücret talep edilmesinin deniz ticaretinin serbestliği ilkesini zedeleyebileceğine ve küresel ticarette yeni krizlerin önünü açabileceğine dikkat çekiyor.