Veysiye Konuş sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bulunduğumuz bu okulda bir emek var. Bu yılın sonunda her öğrencinin başarısı ile bu emek için bir tuğla daha konulmuş olacak. Biz inşaatçıyız biliyorsunuz, yaptığımız binalarla tanınıyoruz. Ama bu okul yapılırken işyerimin kapısına her geldiğimde, diğer binalara bakmadığım gibi bir sevgiyle bu okula baktığımı fark ettim. Her gün bu okuldan kimler yetişecek, kim bilir diye kendime sormaktayım. İşte yetişecekler bugün karşımızda , gidecekleri noktalar birbirinden parlak. Nurlu mevkiler olsun inşallah. Değerli eşim ve ortağım Mehmet Konuş'a “bir okul yaptıralım annemin ruhu şad olsun, bak emekli ikramiyemle inşaat demiri alacağım” dediğimde. Maden öyle hadi beraber yaptıralım dedi ve bu işe giriştik. Benim hayalim bir okul yaptırmaktı. Bu kadar büyüğünü hayal etmemiştim. Desteklerinden dolayı eşime, fikrimize destek veren büyüklerimize teşekkür ediyorum. Emekli ikramiyemle aldığım demirlerle sağlamlaşan bu okuldan demir gibi sağlam geleceklere adım atmanızı diliyorum.Biz büyütülürken “kız kısmı her şeye karışmaz” diye büyütüldük. Ben diyorum ki; kızlar hayata katılın. Kızlarınızı hayata katın. Takdir edilenin san daha büyük başarılara imza atar, kızlar takdir duygusunu önce kendi içinizde yaşayın, ana babalar; çocuklarımıza takdir edilme duygusunu yaşatalım.
Benim bir hikâyem var, bu hikâye bana ait! Bizim kızlarımızın hepsinin kendine ait bir hikâyesi olmalı ve bu hikâyenin yazarı kendisi olmalı. Ben size kendi hikâyemi anlatayım, Mardinli bir kız, eş, kadın, anne, iş kadını Veysiye Konuş’un hikâyesi…
Okula giden bir kız düşünün, ilkokula, elleri cebinde yağmur altında, ama öz güveni var. Okuldan eve dönerken, o uzak mesafeyi elleri cebinde ıslanarak yürür kız arkadaşları, yol paraları olmadığı için değil küçük kıza özenerek yağmurda ıslanmayı göze alırlar. Yıllar geçer, kız o yolları unutur ama o yağmurda onunla beraber yürüyen arkadaşlarından biri unutmaz ve hatırlatır anıyı kıza, çünkü arkadaş iş istemeye gelmiştir kızdan. Bugün gururla söylüyorum, o kız benim işte! Okudum ve başardım.
Eş oldum, ana oldum, öğrenci oldum, memur oldum, bir daha ana oldum, üniversite öğrencisi oldum, iş kadını oldum. Size neden bunları anlatıyorum, çünkü ben Mardinliyim ve toprakların kadınları, kızları olarak bizler, bize biçilenle birlikte çok farklı kıyafetlerde giyebiliyoruz. Analık en sevdiğimiz görev ama yanına eklenen diğer görevleri, bu toprağın kadınları, kızları layıkıyla gururla taşır. Kadınım, eşim, anayım, Mardinliyim, kız kısmı olarak hayata karıştım ve başardım.”
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin