Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsünün Mardin ve genelde Turabidin bölgesinde konuşulan dilleri akademik olarak öğreten tek dil enstitüsü olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak yaptığı kamuoyu açıklamasında bu enstitünün, Mardin’in şehir olarak Mezopotamya halklarının kadim zamanlardan beri bu toprağa ektiği dillerin ve kültürlerin izlerini taşıdığını belirterek akademik anlamda öğretilen bu dillerle bir nevi buradaki halkların yitik hâfızasını keşif görevini üstlendiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kadri Yıldırım’a Yaşayan Diller Enstitüsüne kuruluşundan bu zamana dek büyük emeği geçtiğine işaret eden Toprak, Enstitü bünyesinde Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarındaki eğitim-öğretim kadrosuna ve idari personele yapmış oldukları değerli hizmetlerinden ötürü teşekkür ederek:
“Bundan sonra da daha ileri hedeflere doğru yol almaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyurmak istiyoruz.“ dedi.
Mardin Artuklu Üniversitesi Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak’ın açıklaması şöyle:
“Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, 10 Aralık 2009 tarihinde kurulmuş Türkiye’nin ilk ve bünyesinde barındırdığı Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarıyla özellikle Mardin ve genelde Turabidin bölgesinde konuşulan dilleri akademik olarak öğreten tek dil enstitüsüdür. Mezopotamya halklarının kadim zamanlardan beri bu toprağa ektiği dillerin ve kültürlerin izlerini taşıyan Mardin şehri akademik olarak öğretilen bu dillerle bir nevi buradaki halkların yitik hâfızasını keşif görevini üstlenmiştir.
Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’nün kuruluşundan bu zamana dek büyük emeği geçen Sayın Prof. Dr. Kadri YILDIRIM’a ve Enstitü bünyesinde Kürt Dili ve Kültürü, Süryani Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü Anabilim dallarındaki eğitim-öğretim kadrosuna ve idari personele yapmış oldukları değerli hizmetlerinden ötürü teşekkürü bir borç bilerek, bundan sonra da daha ileri hedeflere doğru yol almaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna duyurmak istiyoruz.
Enstütümüz bünyesinde Kürtçe’nin Kurmanci, Zazaki ve Soranî lehçeleri; Kitabî Süryanice ve Süryanice’nin yaşayan dili Turoyo diyalekti yanında Kutsal Kitap Aramicesi, Kutsal Kitap İbranicesi, Modern İbranice dilleri öğretilmekte ve bunun yanında zengin bir müfredat işlenmektedir. Ayrıca Arap Dili ve Kültürü Anabilim Dalı bünyesinde Birleşmiş Milletlerin resmi olarak kabul ettiği altı dilden biri olan Arapça ve Mardin ve civarında konuşulan Arapça’nın yerel lehçeleri üzerine akademik çalışmaları yapmak ve bu anlamda kapsamlı arşivler oluşturmak önemli tarihî bir vazife olarak Enstitümüz’e düşmektedir. Ayrıca yine Enstitü bünyesinde akademik zemini hazırlanarak Keldani Dili ve Kültürü, İbrani Dili ve Kültürü, Fars Dili ve Kültürü Anabilim Dalları’nın da açılarak aktif bir şekilde çok-dilli ve çok-kültürlü zengin bir yaşayan diller ve kültürler havzası oluşturmak hedefindeyiz.
Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü, en az üç dilde uluslararası düzeyde yayımlanacak ‘Yaşayan Diller Enstitüsü Dergisi’ ile anabilimdallarının alanlarında özel araştırmaların yeralacağı ‘Journal of Mesopotamian Studies’ ve ‘Journal of Syriac Studies’ adlarıyla hem digital hem de basılı olarak yayın hayatına girecek dergiler çıkarmak sûretiyle bu zengin bölgenin çehresini bilimsel-akademik faaliyetlere tüm dünyaya açmayı hedeflemektedir. Toplumun yaşayan bir organı olan ‘ Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’ bünyesinde halka yönelik açılacak Kürtçe, Süryanice, Arapça, İbranice ve Aramice kurslarını tertip etmek sûretiyle kadîm zamanların çok-dilli bu bölgesine daha kapsamlı bir akademik ivme kazandırmak ve bilimsel câzibe merkezi hâline getirmek amaçlanmaktadır.
Dünyada ilk bilim akademilerinin kurulduğu bu bölgede ‘Yaşayan Diller Enstitüsü’, ideolojik, siyasî ve politik kaygılardan uzak bir anlayışı benimseyen ve adını tüm dünyada akademik araştırmalar, kitaplar, bilimsel makaleler, bölgede konuşulan dillerin kapsamlı arşiv kayıtları ve verdiği farklı dillerdeki eğitim ve öğretim faaliyetleriyle duyuracaktır.
Kürtçe, Süryanice ve Arapça’da yapılan ve yapılacak tezler zengin bir database olarak genel kullanıma açılacaktır. Bu sayede Enstitümüz’ün çalışmalarına herkesin erişim kolaylığı sağlanacaktır. Ayrıca farklı yazma arşivlerden satın alınarak Enstitümüz bünyesine kazandırılan digital ortamdaki yazma eserler de aynı şekilde bilim insanlarının istifade edeceği açık-arşiv olarak kullanıma açılacaktır.
Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü’nün salt pedagojik eğitimden soyutlanıp, araştırma ve inovasyon ruhunu benimsemiş, bilimsel etik çerçevesinde toplum ve insanlık yararına hizmet edecek, kültüre, mozaik dokuya, insana ve çevreye etik değerlere saygılı, yaşam boyu ögrenmeyi kendisine ilke edinecek, alanında akademik olarak donanımlı ve uluslararası alanda rekabet edebilecek bireyler yetiştirmek üzerine yeniden inşa edilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Enstitümüz’ün Lisansüstü eğitim-öğretimde sürekli kalite iyileştirme süreçlerini teşvik etmek ve lisansüstü eğitim-öğretim politikalarının geliştirilmesine katkı sunacaktır. TYDE, Üniversiteler, STK ve kamu kurum ve kuruluşlarla işbirliğini en üst düzeyde teşvik edecek ve disiplinlerarası araştırmaların geliştirilmesine olanak sağlayacak düzenlemeler gerekli girişimlerde bulunacak ve buna yönelik düzenlemeleri gerçekleştirecektir. Bunun yanında TYDE, ulusal ve uluslararası düzeyde üstün nitelikli, inovasyon ve girişimcilik anlayışı kazanmış profesyoneller ve akademisyenler yetiştiren, sahip olduğu güçlü akademik potansiyel ile bilimin gelişmesine katkıda bulunan, toplumsal gereksinimlere yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına öncülük eden, uluslararası platformda tanınan Türkiye’nin gözbebeği olmaya adaydır.
Farklılıklar ve ayrılıklar ‘ayrıcalık’lardır; benzersizlikler ‘aynîlik’ten öte beraberinde birlikteliği ve te’ârufu getirir. Harmoni ‘a y n ı’ seslerden değil, ‘a y r ı’ seslerin farklı ahenginden neş’et eder.”
Kadri Yıldırım'ın yerine atanan isim belli oldu
Önümüzdeki Haziran ayında gerçekleştirilecek Genel Seçimlerde HDP milletvekili adaylığı için Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürlüğünden istifa eden Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın yerine, filoloji alanında akademik çalışmalarıyla tanınan Süryani Dili ve Kültürü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mehmet Sait Toprak atandı.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
15 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
Neresinden tutsan buram buram Siyonizme destek siyaseti ve propagandası yapılan bir üniversite ve şehir. Mardinliler bundan hiç hicap duymaz mı? Hiç mi memleket aşkları yoktur?
Acaba bu şehirde biz birkaç kişi dışında sizler de Mardin Artuklu Üniversitesi akademisyenlerinden ve Mardin Müzesi'nden bazılarının iki seçim arasında İsraille ziyaretlerini ve bağlantılarını giderek güçlendirdiğinin farkında mısınız? Yaşayan Diller Enstitüsü müdürü Mehmet Sait Toprak'ın Kudüs'te ve Vatikan'da gizli belgeler üzerinde çalışma izni alarak bu yazı ve sonbaharı oralarda geçirmesi, Antropoloji Bölümünün çiçeği burnunda yardımcı doçentinin bir kısmını İsrail'de yazdığı Yahudi Kürtlerle ilgili doktora çalışmasından dolayı Netanyahu'nun ve Barzani'nin gönlünü kazanması, müzenin arkeoloğu ve her taşın altından çıkan arkeoloğu Mesut Alp'in Tel Aviv'den naklen yayın yapması ve turist gezdirmeye başlaması falan umarız ülkemizin, Mardinimizin ve insanlığın faydasınadır. Yoksa birileri Türkiye'yi Yahudileştirmeye ya da Masonik Yahudi emperyalistlerin boyunduruğu altına sokmaya mı çalışıyor?
Aman Allahım bu adam gerçekten de bir büyücüye benziyor! Minna bu adam Kabalist bir büyücü derken acaba bildiği bir şey mi vardı?
Bazı yorumlar neden gazetenizin son yorumlar kısmında gösterilmiyor?
Bazı yorumlar neden gazetenizin son yorumlar kısmında gösterilmiyor?
Mehmet Sait Toprak'ın namı diğer mesato'nun ve birlikte çalıştığı kötülük ve mobbing çetesinin yatacak yeri olmasın. Mesato'nun Mardin Artuklu Üniversitesi'nde ajan ve paralelci ekiple ve bunları içinde barındıran MAÜ bağımsız akademik platformu tayfasıyla arkeoloji bölüm başkanını işten çıkartmak için yaptığı pespaye planları, fişleme raporlarını ve bu adamın bir Amerikan-İngiliz ajanını ve ajanın MAÜ'deki Bektaşi babası Amerikan antropolog akademisyenle beraber yazdığı iğrenç raporu rektör Serdar Bedii Omay'a götürmek için ulaklığı kabul ettiğini bilmeyen kaç kişi kaldı? Omay'a, o zamanlar rektör yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü yani mesato'nun idari amiri olan Kadri Yıldırım'a ve bir diğer idari amir olan enstitü müdür yardımcısı olan Mikail Bülbül'e yazılı kanıtların ve emaillerin verildiğinin bizzat tanığıyız. Buna rağmen bu çok tehlikeli ve zihni kirli İsrail bağlantılı adamın Omay zamanındaki hızlı ve sinsi yükselişi nasıl oldu da rektör Ahmet Ağırakça zamanında da hızla devam ettirildi ve desteklendi? Bu adamları kim niçin koruyor? Rektörler ve diğer idari amirler neden haklarında idari soruşturma başlatmak yerine onları korur ve hatta onların "oyuncağı" olur? Bu mesato üniversitedeki yaşlı Süryani okutman Joseph Melke'yi bile arkeoloji bölüm başkanı kadının aleyhinde rektöre yalan iddiaya dayalı şikayet mektubu yazdıracak ve adamı soruşturmada şikayetçi gösterecek kadar mesleki ahlaktan ve prensipten yoksundur. Kendini dini bütün bir Hristiyan olarak gören kilise çıkışlı dindar ve yaşlı bir adamın böyle bir rezilliğe alet olması ayrıca sorgulanması gereken bir vaka. Ve o düzmece soruşturmalarda utanmazca ve ödüllendirilerek yer alan araştırma görevlileri, akademisyenler, dekanlar ve yardımcıları, rektörler ve yardımcıları, genel sekreterler ve yardımcıları bir akademik kurumun nasıl yozlaştırılabileceğinin ve aleni hukuksuzluk yapılabileceğinin en sağlam kanıtları olarak tarihe geçti. Bir diğer vaka da o rezil entrikayı tezgahlayan ve mektupları ve raporları yazan iki Amerikan başyazar "akademisyenden" birinin Bektaşi babası olmasıdır. Balkanlar'da bilmem hangi ocağın büyük planın bir parçası olarak verildiği söylenen Bektaşi babalığı payesiyle ülkemizde cirit atan bu adam ve onun gibiler ülkemizde devletin kaynaklarıyla palazlanırken işte herkesin gözü önünde hiç korkmadan kendi insanımıza ve akademisyenimize kıyar.
Umarım bugün yaptığımız yorumu yayınlarsınız.
Mehmet Sait Toprak'ın namı diğer mesato'nun Mardin Artuklu Üniversitesi'nde ajan ve paralelci ekiple ve bunları içinde barındıran MAÜ bağımsız akademik platformu tayfasıyla arkeoloji bölüm başkanını işten çıkartmak için yaptığı pespaye planları, fişleme raporlarını ve bu adamın Amerikan-İngiliz ajanı ve raporu rektöre götürmek için ulaklığı kabul ettiğini anlatan yorumumuz neden hala yayınlanmıyor? Size elimize belgelerin ulaştırıldığını da yazmıştık. Olasılıkla o belgelerden bazıları sizde de var. Bu adam çok tehlikeli. Üniversitedeki yaşlı Süryani okutman Joseph Melke'yi bile kadının aleyhinde rektöre yalan iddiaya dayalı şikayet mektubu yazdıracak ve adamı soruşturmada şikayetçi gösterecek kadar mesleki ahlaktan ve prensipten yoksun. Kilise çıkışlı dindar ve yaşlı bir adamın böyle bir rezilliğe alet olması ayrıca sorgulanması gereken bir vaka. Bir diğer vaka da o rezil entrikayı tezgahlayan ve mektupları ve raporları yazan iki Amerikan başyazar arasındakilerden birisinin Bektaşi babası olması. Balkanlarda bilmem hangi ocağın verdiği Bektaşi babalığıyla ülkemizde cirit atan bu adam ve onun gibiler ülkemizde devletin kaynaklarıyla palazlanırken işte herkesin gözü önünde öz be öz insanımıza ve akademisyenimize kıyar.
Mehmet Sait Toprak hakkında benzer iddiaları üniversitede son bir yıldır sık sık duyar olduk. Arkeoloji Bölüm başkanını ajanlara verdiği amansız mücadele yüzünden yerli ve yabancı ajan ve ajan taşeronları ve paralelcilerle işten çıkartmak ve itibarsızlaştırmak için bizzat görev aldığının kanıtı elimize geçince yazıklar olsun bunlara dedik. Akademisyen, dekan,dekan yardımcısı, rektör yardımcısı ve rektör sıfatıyla Mardin Artuklu Üniversitesi'nde bir araya gelmişler ve yapması gerekeni yapan bir akademisyeni, kadını iğrenç iftira fişleme rraporlarıyla işten çıkartmaya yeltenmişler. Önce insafsızca yalan dolan iftiraya dayalı kanunsuz soruşturmalar açıp sonra işine son verdiler. Bu kadın ve erkeklerden oluşan ahlaksızların bütün yazışmaları ve raporları elimizde. Gazetelere yansıması da an meselesidir. Daha üst birimlere de aktarıldığı biline. Her şeyin bir zamanı vat...
yökteki soruşturma ve bilimsel hırsızlık dosyası varmış diyorlar.buna rağmen nasıl doçent ve müdür oldu acaba diye soruyorlar? her devrin adamıdır o diyorlar. mesato! sebatayist yahudiler arasındaki adı mesato'mudur.? bu hızlı yükselişin ardında yaptığı kabalistik büyüler var diyor kimi,kimisi de yahudilerin büyük israil projesi gerçekleşmesi için çok söz sahibi bir adam diyor.hatta bir ofisi varmış eski mardinde,rektör bile giremezmiş izini olmadan...
Hocamızın Van'daki Musevi Toprak ailesiyle bir akrabalığı var mı acaba? Kendisini tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.
Acaba nerede geldi, nereye gidecek? İzlemeye devam edelim.
xalo kedri bas tacudir
Oh be ! Kürdoloji de PKK dışında akademi ile ilgilenecek biri geldi
Türkiye'ye şimdiden çok büyük geçmiş olsun.