eydiMardin Artuklu Üniversitesi Bağımsız Üniversite Platformu, üniversitede görevli 14 yabancı uyruklu öğretim üyesinin görevine son verilmesini rektörlük önünde yaptığı basın açıklaması ile tepki gösterdi. Açıklamaya, üniversitede görev yapan akademisyenler, öğretim üyeleri, üniversite öğrencileri ve kimi sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
Platform adına açıklamayı yapan Artuklu Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Doç. Dr. İbrahim Bor, 25 Haziran'da Artuklu Üniversitesi Rektörlük makamı tarafından farklı bölümlerde görev yapmakta olan 14 öğretim üyesinin görevlerine hukuksuz bir şekilde son verildiğine işaret ederek, "25 Haziran 2015 tarihinde Artuklu Üniversitesi rektörlük makamı tarafından farklı bölümlerde görev yapmakta olan 14 uluslararası öğretim üyesinin görevlerine hukuksuz bir biçimde son verilmiştir. Üniversite yönetiminin, üniversitemizin gurur kaynağı olan 14 uluslararası hocamızın işine son vermesine dair kararı keyfi ve tek tipleştirici uygulamaların yeni bir örneğini ve kaygı verici bir kanıtını teşkil etmektedir. Felsefe, Sanat Tarihi, Antropoloji, Doğu Dilleri, İktisat Bölümleri ile Turizm Yüksel Okulu ve Yaşayan Diller Enstitüsü Kürt Dili ve Kültürü ve Arap Dili ve Kültürü bölümlerine tebliğ edilen yazıda söz konusu öğretim üyelerinin görevlerine son verilmesi ve görev sürelerinin uzatılmamasına gerekçe olarak YÖK'ün üniversiteye gönderdiği bir yazı gösterilmiştir. Güya söz konusu yazıda 'yabancı' öğretim üyesi sayısının üniversiteye ayrılmış olan kontenjandan fazla olduğu ve azaltılması gerektiği iddia edilmektedir. Oysa YÖK'ün bu şekilde katı bir kısıtlamasının olmadığı bilinmektedir. Kaldı ki gelişmekte olan ve halen yerli ve uluslar arası öğretim elemanlarının alınmaya devam ettiği üniversitemizde böyle bir uygulama yasal ve yönetsel referanslardan uzak görünmektedir" dedi.
SAVAŞTAN KAÇAN AKDEMİSYENLERİN SÖZLEŞMELERİNE SON VERİLDİ
Bor, öğretim üyelerinin sözleşmeleri henüz bitmeden görev sürelerine son verilmesiyle ilgili olarak kendileriyle görüşülmediğini ifade ederek, öğretimin en az yüzde 30'u İngilizce olan Sanat Tarihi Bölümü'ndeki hocaların işten çıkarılması durumunda İngilizce Sanat Tarihi programının da son bulacağına dikkat çekti. İşine son verilen 14 hocanın 6'sı batılı ülkelerden, 5'i Kürt ve birinin de Arap olduğunu belirten Bor, "Bu öğretim üyelerinin 3'ü savaştan dolayı ülkelerini terk etmiş, 8'i ise kadındır. Üniversite yönetimi bu kararıyla farklı akademik kültürlerden gelen akademisyenlere Mardin'e gelmemeleri, geldikleri takdirde geri gönderilecekleri şeklinde yabancı düşmanlığı ve cinsiyetçiliği çağrıştıran bir uygulama yaptıkları izlenimi verilmektedir. Üniversite yönetimi bu kararıyla farklı akademik kültürlerden gelen akademisyenlere Mardin’e gelmemeleri, geldikleri takdirde geri gönderilecekleri şeklinde yabancı düşmanlığı ve cinsiyetçiliği çağrıştıran bir uygulama yaptıkları izlenimi vermektedir. Bunun hem üniversitemize hem de Mardin’e yakışmayan bir durum olduğu ortadadır. İşine son verilen hocalardan beşinin yurt dışında eğitim görmüş Kürt hocalardan oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda Kürt çalışmaları konusunda kısa sürede dünyada tanınır hale gelen üniversitemiz için büyük bir kayıp olacağı ve üniversiteyi Kürt çalışmaları konusunda zayıflatacağı aşikardır. Bu durum üniversitemizin akademik vizyonuna ciddi zararlar verecektir. Aynı zamanda üniversitemizde çalışmak isteyen uluslararası Kürt akademisyenlerin gelmeleri konusunda caydırıcı olacaktır." dedi.
Konuyla ilgili olarak sorulması gereken bir diğer sorunun da görevlerine son verilen öğretim üyelerinin üniversitede görev yapmakta olan diğer uluslararası öğretim üyeleri arasından hangi kriterlere göre seçildiği olduğunu dikkat çeken Bor, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
"Üniversite idaresi bu konuda herhangi bir ölçül belirtmemiştir. Söz konusu öğretim üyelerinin diğer öğretim üyeleri arasında seçilmesi ancak bölümlerle görüş birliği içinde, bu bölümlerden alınan hocaların performans değerlendirme raporlarına dayalı olabilir. Fakat herhangi bir bölüm başkanıyla bu konuda ilişkiye geçilmemiş ve kendilerinden görüş istenmemiştir. Üniversite idaresi işten çıkarma kararını, öğretim üyelerinin çalıştığı bölümlerle istişare etmeden, tek yanlı olarak almıştır. Bu durum idari, akademik ve demokratik açıdan ciddi bir usulsüzlüğe işaret etmektedir. Keyfi ve buyurgan bir tasarrufla bu tür bir kararın alınmış olması üniversitede otoriterleşmenin alacağı biçimler konusunda ciddi kaygılar yaratmaktadır."
BAZI BÖLÜMLER KAPANABİLİR
İşlerine son verilen öğretim görevlilerinin üniversiteden ayrılmaları halinde bazı bölümlerin kapatılma risi ile karşı karşıya kalacağını söyleyen Bor, "Öğretim görevlileri, görevlerine son verilen hocalara ihtiyaçlarının bulunduğunu ve görevlerine son vermenin ciddi bir kayıp olacağını bildirmektedirler, özellikle İngilizce eğitim veren bölümlerde öğrencilerin İngilizce eğitim hakları ellerinden alınacağı için uluslararası hocaların bölümlerinden çıkarılmalarına itiraz etmektedirler, örneğin öğretiminin en az %30’u İngilizce olan Sanat Tarihi Bölümünde hocaların işten çıkarılması durumunda İngilizce Sanat Tarihi programı son bulacaktır."
Bor, Bağımsız Üniversite Platformu olarak uluslararası meslektaşlarına yönelik antidemokratik, keyfi ve buyurgan uygulamayı kınadıklarını ifade ederek, bu kararın bir an evvel düzeltilmesini ve hocaların görevlerine yeniden iadelerini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.
Üniversitede bu sefer akademisyenler eylemdeydi
Mardin Artuklu Üniversitesinde görev yapan bir grup akademisyen Bağımsız Üniversite Platformu, 14 yabancı öğretim üyesinin sözleşmeleri henüz bitmeden görevlerine hukuksuz bir şekilde son verildiğine dikkat çekerek, işine son verilen 14 hocanın 6'sı batılı ülkelerden, 5'i Kürt ve birinin de Arap olduğu, bunlardan 8'inin ise kadın olduğunu açıkladı.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
15 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
Lütfen aşağıda linki olan videoyu izleyin. Videoda Güvenlik Uzmanı Mete Yarar diyor ki yıllarını silah eğitimi alarak ve kullanarak keskin nişancı mertebesine ulaşmış kişilerin bulunmasından çok Güneydoğu'da onlara danışmanlık yapan, eğiten, malzeme tedariği sağlayan, koordine eden ve lojistik sağlamak için bulunan yabancılarla ortakları çok tehlikeli. Farklı farklı ülkelerden akın akın gelen yabancılar çok çeşitli bahanelerle birkaç yıldır Doğu, Güneydoğu illerimizde ve Yakındoğu'da medyanın tabiriyle cirit atmaktadır. Suriye'yi, İsrail'i, İran'ı, Irak'ı ve Güneydoğu Anadolu'yu çok iyi bilen bu insanlar yıllarca buralarda farklı görevlerle çalışmış. Mesela Milli Gazete yazarı Doğan Bekin'in bir köşe yazısında ajan oldukları ve Siyonizm propagandası içerikli yayınları Mardin Artuklu Üniversitesi üzerinden dağıttıkları iddiasıyla gündeme taşıdığı Mardin Artuklu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'ndeki akademisyen Minna Silver (bir diğer soyadı Lönnqvist) ve yine kendisi gibi arkeolog olan eşi Kenneth Silver (bunun da bir diğer soyadı Lönnqvist) Türkiye'de ne yapmaktadır? Gerçekten bilimsel ve akademik araştırma yapmak için mi Mardin'de bulunuyorlar ve Güney Doğu Anadolu'yu geziyorlar? Ezidi ve Suriyeli mülteci kamplarını üniversitedeki diğer yabancı ve yerli akademisyenlerle (Ahmet Tari ve İngiliz eşi Natalia Tari gibi) arkeolog kimlikleriyle bilimsel bir meraktan mı ziyaret edip röportaj yapıyorlar ve Avrupa gazetelerine arkeolojik, akademik ve bilimsel olmayan içeriklerle haber olarak gönderiyorlar? Sözde ülkeye giriş amaçlarında kullandıkları ünvanlarıyla ve icraatları örtüşmeyen yerli ve yabancıların güvenlik birimlerince yakından takip edilmesi gerekir. Bunu tavsiye ederken burada adı geçen kişiler ve kurumlar hakkında herhangi bir iddiada bulunmuyoruz. Yapmak istediğimiz sadece yayınlanmış iddialar ve bilgiler üzerinden ülkemizin, diğer Yakındoğu ülkelerinin ve halkların güvenliği açısından konunun biraz irdelenmesidir. Yukarıda adı geçen her iki şahıs da yıllarca şimdi Suriye'nin savaş ateşi altında olan bölgelerinde ve İsrail'de arkeolojik yüzey araştırması yapmış kişilerdir. Dikkat edin kazı değil yüzey araştırması. Yüzey araştırmaları dağ tepe, çöl ova, vadi boğaz, göl deniz nehir, tünel mağara demeden çok geniş arazileri yavaş yavaş gezip harita ve defterlerde kaydetmeye yönelik bir çalışmadır. Bu çiftimiz üstelik askeri uzay haritalandırma ve fotoğraflama tekniklerini kullanabilecek kadar iyi bir bütçeye ve diplomatik ilişkilere sahip olarak İsrail ve Suriye'de araştırmalarını yapmışlar. Çalışmalarıyla ilgili kafanızdaki şüpheleri gidermek için internette yayınlanmış olan CVlerini, özgeçmişlerini ve yayınlarını okuyabilirsiniz. Türkçe, İngilizce, Fince, İsveçce, Arapça, İbranice gibi dillerdeki basılı röportaj, gazete haberleri ve akademik yayınlara göre bu şahısların tek görevi arkeologluk değil. Zira Minna Lönnqvist Silver kocasının İsveç ya da Finlandiya ordusu gizli servis istihbaratında çalışan bir gizli servis ajanı (kendi ifadesiyle secret service agent) olduğunu bir gün Personel Daire Başkanlığı'ndaki bir görüşmede başkan Halil Şimşek'e, odada bulunan yardımcılarından birinin ve bazı memurların bulunduğu görüşmede çevirmenlik yapan Eğitim Bilimleri Bölümü'nden bir akademisyen vasıtasıyla söylemiştir. Bu üniversitede hemen hemen herkes tarafından konuşulur. Kocasının çalışma izin süresinin yenilenme süresindeki bir pürüzün sebebinin İsveç ordusundaki gizli servis elemanı olmasının anlaşılmış olabileceğinden endişelenmiştir. Aşağıdaki linklerden biri Kenneth Lönnqvist Silver'ın profesyonel askerlik görevini üniformalı fotoğraflarıyla yasal bir haberde açıkça gösteriyor. Yıllarca orduda gizli servis ajanı olarak çalışan Kenneth Silver'ın bir görevi de din adamlığı, politika ve köşe yazarlığıdır. Minna Mönnqvist'in modellik, Amerika'da ABD başkanlık seçim kampanyasında eski liderlerden birinin seçim kampanyasında sekreterlik ya da danışmanlık politikacılık vs. yaptığı bilgisi erişilmez bilgiler değildir. Lönnqvist ailesi Avrupa'da antikacılık ve sikke uzmanlığı konusunda da meşhur. Mesleki yelpazesi bu derece geniş olan akademisyen ve bilim insanlarının Mardin'de arkeolog ya da akademisyen olarak bulundukları iki buçuk üç yıl içinde Mardin Artuklu Üniversitesi adına Mardin arkeolojisi ile sit alanları için elle tutulur hangi çalışmaları ve yayınlarının olduğu doğal olarak merak konusudur? Doğan Bekin gündeme getirdiğinden beri üniversite ve devletimiz bu şahıslar hakkında nasıl bir işlem yapmış öğrenmek hakkımızdır diye soruyoruz. <br>Bazı linkleri vermek bizden okuyup sorgulaması sizden:<br><br>http://www.ensonhaber.com/mete-yarar-pkknin-yabanci-destegini-anlatti-2016-02-01.html<br><br>https://m.youtube.com/watch?v=lAPlglWkq5c<br><br>http://www.oh2abb.fi/mp/2003_JUHLA.htm<br><br>http://www.suomi-israel.fi/uusi/porvoo.php<br><br>http://www.suomi-israel.fi/uusi/2013Elehdet/Jedidut4net.pdf<br><br>http://www4.vaalikone.fi/eduskuntavaalit2011/ehdokkaat/helsinki/kd/lonnqvist_kenneth/<br><br>http://www4.vaalikone.fi/kunta2012/porvoo/ehdokkaat/kristillisdemokraatit/lonnqvist-minna/
El aitondan haber uciran çok olur malum, geçen bir yerde otururken konuşuyorlardıminayi cilaramazlarmis, cçünkümardinin uUNESCO üyeliği minaya bagliymis falan filan.yani mardin UNESCO üyeliğini gizli servise calisip turkiyeye gelince spyadini değiştiren bir kadina bağlayacak kadar düşmedi henüz? Tehditlerin agirakcaya sökmez be mina silver, o mardin kayalari üstüne yikilmasin dikkat et be yahudi asilli ingilizim...
Anlasilan o ki, tek bir kadina bayagi saldiri yapilmis o üniversitede yillardir.. Bir de üniversite hocalarinin nezaketli olacagini düşünürüz ama bosunaymis.bu kadin taa serdar BediioOmay zamanında bana mobbing yapiliyor diyorduoönemli ilan yillardir bu mobbing neden yapildi o eski ekip tarafındanve ne gizlenmek istendi kkadim bu yabanci akademisyenler ise gelmiyor diyordu, doğrucdikti mi cikti.pasaport kayitlarindan anlasilmis diye üniversitenin veb sitesindeyayinpandi dsahada ötesibu kkadimmmüzemmüdüründen dayak yedi mi, mahkemelik oldularmi, kadim diyorki kirk haramilerin hazinesi müzeden calindi.kamera kayitlari bilmem ne yok, haramiler mahallesinde cçikan hazine sürekli adini aldi.oysaki bu hazineyle anlasilan alibaba ve kirk haramiler varmis diye bu şehirde turizm yapulirdi hatta uluslararasi turizm gelirlerinde bu şehir ifrlardi.simdi kadimnerde yalan ssöylemiş.ajan dedi doğru cikti, ise geliyorlar dedi, doğru dikti, hazineyi caldirdilar dedi doğru cikti.ben bile korktum kadindan bu cemaat para sermaye mobbingcileri nazilkorkmasin? Ayagi kirik ise geliyor sahidiz.bu kadar mi isine bagli olur bir insan, bizim sahitligimiz ise yararda, yabancı akademisyenlerin ise gelmediğini kamera kayitlarindan bile tespit etmek zor değilki :)))
Çok üzücü, çok... Mossad ajanlarinin sinir da 3000 kişi olduğunu geçenlerde haberlerde okumuştuk, hatta mardinlifetada yazmisti.yazik mardine,
MOSSAD ajanı bile varmış üniversitede ...bilim hariç ne ararsan var...Üniversite değil istihbarat merkez ....
Senem ayhan kişisine yanıttır. İnsanlar hakkında kesin bilgi sahibi olmadan fikir ve hüküm sürmeniz ya cahilliğinizden yada çok değerli hocamıza karşı yürütülen mobing ve yıldırma operasyonlarına ortak olduğunuzdan ileri gelmektedir kanaatindeyim. Zira övgü ile bahsettiğiniz fransız hoca emniyetin kayıtlarında misyonerlik yaptığı ve suç üstü yakalanıp emniyette ifadesi alındığı bunun eski rektör serdar bedii omay'a bildirilip bizzat kendisi tarafından işine son verildiğini çok iyi biliniz. Çamur atarak iftira atarak çok değerli hocamızı hedef göstermekten vaz geçin bunun vebalini ödeyemezsiniz bile. Keşke hocamızı yakından tanıma şansınız olsaydı o zaman bu yazdıklarımızdan utanç duyardınız. Tanımadığınız başkasının ağzından konuştuğunuz çok belli. Beş yıldır görev yapıyor haksız yere maaş alıyor demişsiniz bu doğru değil. Dört yıldır çalışıyor. İntihalin görevini kötüye kullanmanın resmi evrakta tahrifatın zimmete mal geçirmenin üniversitenin kaynaklarını kullanıp sahte projeler birilerine sırf yalakalık olsun diye kendi kadrolarını kurmak için konferanslar düzenleyenlerin doçent olup bir dilekçe bile yazamayanların üstüne giden başka bir kişi daha bulamazsınız. Dediğim gibi kesin bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın. İyi günler dilerim.
Sayin senem ayhan, hepimiz bir araya gelip o arkeolojideki kadini isten attiralim o halde.ayy eyvah, üniversitenin web sitesinde yayinlandi yabanci hocalar ülkeye giriş bile yapmadan maaş aliyormus.bu kadim onlari istemiyor dediniz.simdi bir suru çelişki oldu ama.yani senem hanim birisi bu kadini durdursun dedinizde mesala o üniversitede basbakanliga rapor gönderen birileri daha varmis yillardir. Bu panik halinizi anlayamadim, hem deli, hem tehlikeli hem de maas aliyor hem de Saygon eğitim.siz bu kadina deli raporu cikartip gerçekleri örtbas etmek isitiyen ekipten olmayasiniz sakin?
anlaşılan o ki; yazanlar hep üniversiteden.ateş olmayan yerden duman çıkmaz dememişler atalarımız boşuna. anlaşıldı neden yayınlarda en son sırada olduğunuz.tebrikler...
Bugün Gönderdiğim yorumu neden yayınlamıyorsunuz? eğer yayınlamazsanız bu yalan ve iftira içeren iddialara çanak tutan tek taraflı yayın yapıyorsunuz demektir!!.
Yorumları okudum da bu kentin üniversitesinden utandım artık. Her iki taraf da isim belirtmeden bir birlerine öfke kusuyor. Bu mu akademisyen olmak. Bu üniversitede akademisyen yok arkadaş. Bu üniversitedeki hiç kimseye saygım kalmadı. ne sağcısı ne solcusuna ( hoş bu üniversitede dava insanı da yok ya) yaşamını davasına adamış bir kişi hariç. utanın be...
Mardin Klasigi, karar ver ama, nufussal oran 20-80 mi yoksa 15-85 mi:) saksakçiligi cok iyi biliyor olmalisin, omay zamanindan...endiselenme ama, tehlikenin farkina varmissin, canlar sizin icin de calacak ins
Mardin Klasigi, karar ver ama, nufussal oran 20-80 mi yoksa 15-85 mi:) saksakçiligi cok iyi biliyor olmalisin, omay zamanindan...endiselenme ama, tehlikenin farkina varmissin, canlar sizin icin de calacak ins
Yorumlardan anladığım kadarıyla, üniversiteye akademisyen yerine MİT mensupları alınmış ve yerli yabancı herkesi fişlemişler. Akademisyenler varken istihbarat teşkilatına ne gerek var değil mi? Ayrıca anladığım kadarıyla bir akademisyenin suçu bütün köyleri gezmek(ajan), diğerinin suçu kendisini güzel hissetmek(ahlaksız), bir diğerinin suçu ise öğrencilere insan hakları konusunda hassasiyet telkin etmek(bölücü). Ha bir de araya paralelci yerleştirilmiş(bu da yeni moda). Türkiye'de bir insanı "linç" edebilmek için yeterli olan bütün argümanlar kullanılmış; ajanlık, siyonizm, bölücülük, ahlaksızlık. Delil isteyince BİMER'e sorun. Çamur at BİMER temizlesin. Bence bırakın akademisyenliği AKİT gazetesinde işe başlayın, böylece bu argümanlarla istediğinize saldırırsınız, kitleniz de inanır :)
Mardin Klasigi, yorumuna anca gulunur:) BOR amcana selam soyle...
Mardin'deki pek çok öğrenci bilmeden küçük bir kısmı ise bilerek Mardin Artuklu Üniversitesi'ne ve Türkiye'ye çok büyük zararlar veren bazı yabancı akademisyenlere imzalarıyla destek oluyor. Devletin resmi kurumları da ağzını açıp ellerindeki somut belgeleri kamuoyuyla paylaşmayı nedense gerekli görmeyince sözde mağdur olan yabancı akademisyenlerin koruyucu melekleri de kamuoyunda algı operasyonu yapmaya devam ediyor. Biz bugün o yabancı akademisyenlerden birinin kim olduğunu ve niçin Mardin'de olduğunu biraz sorgulamaya başlayalım. Bu topraklarda doçentliğini almış olan Amerikan erkek antropolog kimdir? Alevilik ve Bektaşilik konulu çalışmalarını maske edinerek Türkiye'ye ve Mardin Artuklu Üniversitesi'ne nasıl gelmiştir? Herkese Bektaşi Babası olduğunu söyleyen bu adama Babalık payesini kim hangi ülkede vermiştir? Özü sözü bir ve kalbi temiz olması gereken bir Bektaşi Babası sinsi, yüze dost arkadan düşman olabilir mi? Bir Bektaşi Babası son derece pespaye, argolu, bol iftira ve fişleme dolu yazılı ve sözlü raporlarla üniversitedeki akademisyen kisvesi altında ajanlık ve misyonerlik yapan ve bunlara hamilik yapan o diğer sözde akademisyen ve memurlara karşı mücadele veren ilkeli akademisyenleri gözünü bile kırpmadan yoketmeye çalışır mı? Bunu yaparken tabi ki yalnız değildir. Mardin Artuklu Üniversitesi'nde gizli gizli Siyonizm, Kabbalizm ve Masonluk propagandası yapan, paralelcilerin uşağı olan bazı diğer Amerikan, İngiliz, Finlandiyalı (ve diğer bazı ülkelerin vatandaşları), Kürt ve Türk akademisyenlerle ortak çalışmaktadır. Bizim henüz algıları açılmamış Kürt ve Süryani gençlerimizi kullanmaktan da geri kalmayan bu Bektaşi Babası kendisine Mardin'de meşgale edindiği şarapçılık konusu ve kendi şarabını kendin yap bahanesiyle Mardin ve tüm Güneydoğu illerinde gezilmedik dağ, tepe, ova ve köy bırakmamıştır. Süryani dostlarımızdan bağcılığı ve şarap yapımı öğrenmek için yaz kış dolaşan bu babanın kirli mektupları ve aleyhindeki şikayetler Serdar Bedii Omay'da, bir Rektör Yardımcısında ve bildiğin kadarıyla bazı gazetecilerde bulunmaktadır. BİMER'den bilgi edinme yasası kapsamında istenebilir, ülkesi hakkında sorumluluk hisseden milletvekilleri tarafında konuyla ilgili soru önergesi verilebilir. <br>Belki gelecek sefere Siyonizm propagandası ve İsrail askerlerine bağış desteği isteyen broşürlerin dağıtımı için üniversitemizi kullanan Avrupalı karıkoca arkeologlardan bahsederiz. Sonra çok güldürüp kadınları iltifatlara boğan çapkın bir Fransız arkeologdan, güzellik ve ululuk kompleksine kapılan İtalyan akademisyenlerden, barış elçiliği yapan aktivist İsrailli İbranice hocasından, muhteşem doğa fotoğrafçısı İngiliz-Amerikan arkeologdan, bol bol Kürtçe sözlük yazan İngiliz vatandaşı Kürt akademisyenden ve gençlerimize Kürtler ve Türkiye'deki insan hakları konusundaki hassasiyetlerini bolca telkin eden İngilizce okutmanı eşinden bahsederiz. Ve hem içimizden hem de ithal pek çok diğer Mardin ve Mardin Artuklu Üniversitesi mensubundan... Zamanı geldikçe... Bilen bildiğini elindeki kanıtlara dayanarak yasal düzlemde anlatsın ki içimizdeki ve Orta Doğu'nun üzerindeki leş yiyicilerinden kurtulalım