Teknoloji ve endüstrisinin gelişmesiyle el emeği göz nuru olan usta işleri ve onları oluşturan ustalar da zaman içerisinde kaybolma tehlikesini taşıyor.
Bir zamanlar el sanatları ile ünlü bölgenin ticaret merkezi konumunda olan Mardin'de teknolojinin gelişmesi bilgisayar ağırlıklı mesleklerde artışa yol açarken özellikle el becerilerine dayalı mesleklerde gerilemeye neden oldu.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bölgede birçok meslek yok olmayla yüz yüze kalırken, Hasan Ayar Çarşı'ndaki el sanatı ustaları, artık iş yapamamaktan şikayet ediyor. Aralarında bakır işlemeden, ahşap oymacılığına, sıcak demirden taş işlemeciliğine, semercilikten nalbanta, telkari işlemeden cam işleme sanatına kadar bu alanda çalışan ustaların birçoğu mesleklerinin son demini yaşıyor.
Bilindiği gibi; Mardin kadim bir şehridir; Sit alanında Latifiye, Ulu Cami ve Şehidiye Camileri arasındaki çarşılar ve onların etrafındaki pazarlar zamanında Mardin'i ticaret merkezi konumuna getirmişti.
Mardin dediğimiz de tarihi kadar tarihi çarşılardaki meslekleri önem arzediyordu. Bu çarşılarda kaybolmaya yüz tutmuş, bir kısmı de Rahmet-i rahmana kavuşmuş geleneksel meslekler, geleneksel el sanatları yer alıyordu. Bakırcılık, gümüşçülük, semercilik, kalaycılık, demircilik, sobacılık, dokumacılık, ayakkabıcılık, vs. vs… Bu çarşıları, artık bugünün Artuklu merkez ilçesinde artık sadece birer sokak adı ise de, tek tük de olsa varlıklarını sürdürebiliyorlar.
Ustaların en büyük sorunlarından birisi ise çağımızda oluşan ekonomik koşulların, alışkanlıkların, yaşam ve tüketim biçimlerinin değişmesi nedenleriyle, mesleğin öteki kuşaklara ulaşmalarını sağlayacak çıraklar yetiştirememesi, ayrıca yeterli ekonomik geliri sağlayamaması.
Ustaların sıklıkla rahatsızlık konuları arasında eleman bulamama ve buna bağlı olarak ta yetişecek yeni nesillerde bu mesleğin kaybolma olasılıkları korkuttuğu ifadelerine yer verdiler.
Meslek odaları ve dernekleri de yaklaşık 70-80 yıl önce Mardin'de faaliyet gösteren mesleklerin bugün bir bir değiştiğini dikkat çekiyor.
MÜSİAD Mardin Şube Başkanı Mehmet Ali Dündar, eskiden kalaycılık, semercilik, dokumacılık gibi mesleklerin olduğunu şimdi ise bu mesleklerin kaybolduğunu ifade ederek, “Her mesleğin kendine has bir çarşısı vardı. Biraz daha yakın bir zamana baktığımızda da dericilerin ayakkabı imalatçılarının ve semercilerin bir bir kapandığını görüyoruz” diye konuştu.
Kızıltepe Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Zeynettin Ayav, gelişen teknoloji konusunda esnafın ciddi bir eleman sıkıntısı yaşadığını belirterek, "Bunun yanı sıra demircilik, sobacılık, bakır hasır işlemeciliği gibi meslekler de kaybolmaya yüz tuttu. Şu anda birkaç ustamız kaldı. Teknolojik gelişmeler gümüş ve taş işlemeciliğini etkilemedi. Bunun nedeni de taş işlemeciliğinin yeni binaların restorasyonunda bu ustaların çalıştırılması ile beraberinde çırak yetiştirmelerine ve bazı ticari işletmecilerin turizm alanında bu alan ticaretinin yapılması ile bu meslekler üzerinde yoğun bir şekilde durmasındandır.”dedi.
“ESNAF KENDİSİNİ YENİLEYEMİYOR”
Gelişen teknolojiyle birlikte küçük esnafın kendisini yenileyemediğini de vurgulayan Ayav, bunan dolayı AVM'lere karşı en çok küçük esnafın etkilendiğinin altını çizdi. Ayav, “Küçük esnafın yapısı çok hassas. Fazla birikimi sermayesi yok. AVM'ler ve krizler karşısında sermayesini en hızlı şekilde eritip daha fazla mağdur olabilecek kesim. Bu dönüşümler karşısında avantajsız olduğu için teknolojiyle birlikte gelen dönüşümü gerçekleştiremiyor” diye konuştu.
Küçük esnafın büyük sermaye karşısında dayanma gücü ve rekabet etme şansının olmadığını ifade eden Ayav, özellikle gıda ürünleri satan market bakkal ve büfe gibi esnaf grubunun büyük sermaye karşısında ölmüş durumda olduğunu belirtti.
Ayav, eski el sanatlarından olan el dokuma kilimcilik sanatının da kaybolmaya yüz tutarken yerini iplik örme bez dokuma kumaş gibi büyük tekstil fabrikalarına bıraktığını bildirdi.
FABRİKASYONA TEPKİLİ
Telkari alanında telkari ustası yetiştirmek için kurslar açan Sakatlar Derneği Başkanı Hasan Anuk da yaşadıkları sıkıntının en önemli nedenin fabrikasyon ürünlerin piyasaya hakim olması olduğunu ifade ederek, "Fabrikasyon ürünler el emeğine göre ucuza satılıyor. El sanatı ürünler bunlara göre daha pahalı olduğundan esnaf da turist de bunlara yöneliyor. Bu konuda denetim yapan bir kurum olmayınca da fabrikasyon ürünler telkari gümüş diye turistlere satılarak bir nefi kandırılmış oluyorlar. Bu şekilde olunca da telkari ustalarının mesleklerini sürdürmesi zor oluyor."dedi.
Anuk, kursta telkari alanında yetiştirecek genç insan bulmakta da zorlandıklarını sözlerine ekledi.
EL SANATLARI KURSUNA İLGİ YOK
Teknoloji geliştikçe bazı meslekler bir nesil sonra yok olacağının sinyalini verirken bazıları geleceğin meslekleri olma yolunda ilerliyor. İş-Kur ve Halk Eğitim Merkezlerinden edinilen bilgilere göre bölgede yöreye özgü mesleklerin yaşatılması için açılan kurslara yeterli ilginin olmadığı belirtiliyor.Semercilik kalaycılık yorgancılık gibi el emeğine dayalı meslekler yeni nesil tarafından ilgi görmezken web tasarımcılığı görsel iletişim tasarımcılığı web editürlüğü gibi meslekler her geçen gün önem kazanıyor. Teknolojinin gelişmesi ile Mardin'de web tasarımcılığı yazılım, network, veritabanı tasarımcısı görsel iletişim tasarımcılığı aranan meslekler arasına girerken kentte pek çok konuda kalifiye eleman bulmakta güçlük çekiliyor.
İşte kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerden bazıları ve karşılaştıkları sorunlar.
Un eleği (Bejin) ustası Kemal Erdolu, 41 yıldır bu işi yaptığını belirterek, ancak teknolojinin gelişmesiyle işlerinin bittiğini söylüyor.
Erdolu, yaşadıkları sıkıntıları şu cümlelerle anlatıyor: "Eskiden yurttaşlar köylerden peynir, yoğurt, odun, meyvesini merkeze getirip satardı. Alış veriş yaparlardı. Ancak teknolojinin gelişmesiyle işlerimiz durdu. Şimdilerde esnaflar köy köy, ev ev dolaşıp yiyecek, giyecek, gıda satarak yurttaşların şehir merkezine gelmesine engel oluyor. Bu yüzden işlerimiz durdu. Teknoloji bizi vurdu. 8 yıl önce yanımda 15 işçi ekmek yiyordu. Bugün tek başıma kaldım. 71 yaşındayım bu sanatı 41 yıldır yapıyorum. Ancak baba mesleği un eleği işi artık durdu."
Erdolu, Hasan Ayar Çarşısı'nın yüz yıllardan beri tarihi varlığını sürdürdüğünü kaydederek, çeşitli sanatlara değinerek, bakırcılığı anlattı. "Bu çarşıda birçok sofra takımı, çanak, kaşık, kepçe, kevgir, tabak, leğen, yemek tenceresi, kazan, güğümlü ibrik denilen ibrikler, mutfak eşyaları bu tarihi çarşıda üretilmektedir" diyen Erdolu, çözüm sürecine değinerek sürecin Mezopotamya'ya barış, huzur ve kardeşlik getirmesi temennisinde bulundu.
Çarşı ustalarından Cam Altı Şahmeran ustası Hamdin Turgay ise, 20 yıldır şahmeran ustalığı yaptığını belirterek, yetkililerin bu konuda duyarsız olduklarını söyledi.
'Artık kimse tarihi Mardin'den alış veriş yapmıyor'
Şehirdeki yeni yapılanma ile birlikte çarşının yerinin değiştirildiğini söyleyen Turgay, sanatın Mardin'de azaldığını kaydetti. Turgay, artık el emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, bundan dolayı yaşamlarını artık zor idame ettiklerini ifade etti. Ne vali ne de belediyenin esnafa sahip çıkmadığını belirten Turgay, yetkililerin aksine esnafı kepenk kapatma aşamasına getirdiğini söyledi.
Şahmeran ustası Vesile Akadak adlı kadın esnaf ise, bez işlemesiyle ürettikleri şahmeranı satarak yaşamlarını idame ettiklerini belirterek, kadınların sadece ev işi değil birçok işi yapacak kabiliyette olduğunu ifade etti. Çarşının eskisi kadar iş yapmadığını belirten Akadak, daha önce Diyarbakır Kapı, Hasan Ayar Çarşısı ile Tarihi İnekler Çarşısı'nın müşteri ile dolduğunu söyledi. Akadak, "Bitmeyen altyapı nedeniyle trafiğe kapanan yol, bizleri perişan etti. Eski Mardin aşağıya yani Yenişehir'e taşınıyor. Herkes Yenişehir'de ev ve işyeri alıp oraya yerleşiyor. Kimse artık tarihi eski Mardin'den alış veriş yapmıyor" diye konuştu.
BAKIRCILIĞI CANLANDIRIYOR
Bakırcılık mesleğini yeniden canlandırmak için 10 yıldır emek sarf ettiğini belirten bakırcı ustası Tacettin Toparlı, bu sanatı yetiştirmek için çalışıyor. Mardin'de 22 yıldır bakır işçiliği yaptığını belirten Toparlı, "1990'lı yıllara kadar 200'den fazla bakırcı ustası vardı. Eskiden tüm mutfak eşyaları bakırdan olduğu için üretim yapmaya yetişemezdik. Mardin dışına çok bakır eşya sattım. Şimdi mutfak eşyaları plastikten, çelikten yapılıyor. Bakırdan yapılan ürünler ise artık süs eşyası olarak kullanılıyor. Gelişen teknoloji bakırcılık mesleğini bitirdi. Yetiştirecek çırak da bulamadık. Eskiden bir çırak en az 5-6 yılda yetişiyordu ama gelişen teknoloji ile çıkan aletler sayesinde bu süreyi bir yıla indirdik.”dedi.
Son yıllarda Mardin’de gelişen turizm potansiyeli ile birlikte esnafın hediyelik eşya satışına yöneldiğine dikkat çeken Toparlı, "Genellikle bakır ve cam üzerine işlenen Şahmaran figürleri daha çok alıcı buluyor. Yurt dışında birçok ülkede bu sanatı tanıtmak için çeşitli festivallere katıldı. Şimdi de Datça’da yapılacak olan uluslararası festivale Mardin’i tanıtmak için katılıyoruz. Burada bakır, cam ve heykel sanatını tanıtacağız.” diye konuştu.
SÜPÜRGECİLİK
Mardinimize özgü geleneksel el sanatlarından birisi de Süpürgeciliktir.
Neredeyse son bir asır boyunca, bütün bir bölgenin süpürge ihtiyacını karşılayan meslek, 1950 ve 1960'larda altın devrini yaşamış bulunuyor. Üretilen; süpürge kamışından borsasına dikicisinden tepecisine binlerce hemşerimizin geçim kapısı olan süpürgecilik, - benzeri meslekler gibi - bugün için tamamen tarihe karışmış durumda.
Bir zaman ustaları için "hayat" olan Süpürgecilik, "elektrikli süpürge"nin icadından bu yana gözden düşse de anılardaki güzelliğini ve tazeliğini koruyor.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin