TÜİK Enflasyonu Açıkladı: Mardin’de Esnaf da Vatandaş da Dert Yandı

EKONOMİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,84, yıllık ise yüzde 31,51 olarak açıklamasının ardından Mardin’de gözler çarşı ve pazara çevrildi. Açıklanan resmi rakamların sahadaki etiketlerle örtüşmediğini belirten yerel esnaf yükselen maliyetlerden, vatandaş ise düşen alım gücünden yakındı.

Haber: Gülten Akgül

MARDİN - TÜİK tarafından duyurulan Ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin ardından Mardin Birinci Cadde ve pazar yerlerinde hareketlilik yaşandı. Resmi verilere göre fiyatların bir önceki aya göre ortalama yüzde 1,84 oranında arttığı belirtilse de tezgahlardaki durum hem alıcıyı hem satıcıyı zorluyor. Pazar ve market alışverişine çıkan vatandaşlar hissedilen pahalılığın açıklanan resmi oranların çok ötesinde olduğunu belirtti. Mutfak masraflarının ve temel gıda ürünlerindeki artışın aile bütçelerini iyice daralttığını vurgulayan Mardinliler, alım gücünün her geçen gün erimesinden ve etiketlerdeki istikrarsızlıktan şikayet etti.

Türkiye genelinde etkisini sürdüren yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, Mardin'de vatandaşın ve esnafın belini bükmeye devam ediyor. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının ardından mikrofon uzattığımız vatandaşlar; artan kiralar, durmak bilmeyen zamlar ve eriyen alım gücü karşısında yetkililerden acil çözüm bekliyor. Kimi emekli cebinde çay içecek parası olmadığını söylerken, esnaf ise her hafta değişen maliyetler yüzünden kepenk kapatma noktasına geldiğini ifade ediyor.

"CEBİMDE 10 LİRA VAR, BİR SİMİT BİLE YİYEMİYORUZ"

Geçim sıkıntısını en derinden hisseden kesimlerin başında emekliler geliyor. Aldığı maaşın kira ve faturalara bile yetmediğini belirten 64 yaşındaki emekli Mehmet Çekik, borç sarmalı içinde yaşam mücadelesi verdiklerini şu çarpıcı sözlerle anlattı:

"Çay içemiyoruz. Gidip bir simit yiyemiyoruz, bir yemek yiyemiyoruz. Hep açız. Pazara gittiğimiz zaman 2-3 bin lira gidiyor, o da yok. 8 bin lira kira veriyorum, 6-7 bin lira faturalar geliyor. Zaten para kalmıyor. Bize verdikleri maaş şu ana kadar 23 bin liraydı, şimdi 23 bin küsur oldu. Zaten bize yetmiyor. Tek maaş alıyoruz, emekli maaşı. Başka hiçbir gelirimiz yok. Zorla idare ediyoruz. Gittiğimiz yere hep borçlanıyoruz, kredi kartı kullanıyoruz. Bankadan kart kullanmasak durumumuz çok zor. O borcu diğerine, diğerini ötekine devrediyoruz; sürekli borçluyuz. Başka bir şey yok yani. İnsanlara 35-40 bin lira emekli maaşı verseler, hiç olmazsa biraz kendilerine gelseler... İnsanların içine biraz kan gelse ne olacak yani? O kadar malımız, mülkümüz, imkânımız var... Suriyelileri besliyorlar, diğerlerini besliyorlar. Tamam, onlara da versinler. Biz Suriyelilere bir şey demiyoruz, onlar da insandır, Müslüman kardeşimizdir. Ama biraz da bize versinler. Başka çaresi yok; ha bu taraf, ha o taraf... Yemek yok. Sen inansan da inanmasan da durum bu. Bir ekmek bilmem ne kadar olmuş. Bir simit 20-25 lira olmuş. Bir çay 15-20 liradan aşağı değil. Gidip bir kahvede bir simit yiyip bir çay içsen 50-60 lira. Para yok ki, nerede vereceğiz? Maaş az. Yani bir şeyler yapsalardı iyiydi ama yapmıyorlar. 2 bin lira zam nedir? 2 bin lira para mı? Sen eve gidip gelene kadar zaten 2 bin lira gidiyor. Maaşa 2-3 bin lira zam katıyorlar, böyle para mı olur? Hiç olmazsa 35-40 bin lira civarında olsaydı yine idare ederdik. 8 bin lira kira veriyorum, 5-6 bin lira fatura geliyor; zaten elimde bir şey kalmıyor. Borç, borç, borç... Elde var sıfır. Açız, pazara gidemiyoruz. Para yok, başka ne diyeceğiz? Cebimizde 25 kuruş para yok. Sabah bir su alacaktım, cebimde sadece 10 liram vardı; ondan başka param yoktu vallahi. Al sana 10 lira, başka para yok! Gidip bir çay bile içemiyoruz."

ESNAF ÇARESİZ: "HER HAFTA MALİYET DEĞİŞİYOR, KAR YOK İÇTEN İÇE ERİYORUZ"

Tüketici cephesinde durum böyleyken, esnaf da artan girdi maliyetlerinden dert yanıyor. Gelen zamları vatandaşa yansıtmaya utandıklarını söyleyen esnaf Necmettin Çelik, piyasadaki istikrarsızlığa şu sözlerle dikkat çekti:

"Bu durum her şeye yansıyor. Ürünleri pahalıya alıyoruz ama zam yapamıyoruz. Bir sürü sıkıntı var. Her hafta belgeler elimde; her hafta unun, yağın, üretimin maliyeti değişiyor. Biz zam yapamıyoruz, zam yaptığım zaman müşteri poşeti bırakıp gidebiliyor. Müşteriye karşı mahcup duruma düşüyoruz. Ama alış maliyetlerimiz çok yüksek. Kiralarımız, elektrik faturalarımız yüksek geliyor. Esnaf ah çekiyor. Bir de başımıza vergiyi yüzde 10 yaptılar, devlet bize çok yüklendi. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Herkes kepenk kapatıyor, mağdur durumda. Bu işe bir el atılması lazım. Esnaf olarak artışlardan dolayı aldığımız malzeme, sattığımızla denk gelmiyor.

Burada belgeler elimde, her hafta fiyatlar değişiyor. Ben zam yapmak zorundayım ama yapamıyorum. Sürekli zam geliyor; kiraya, elektriğe, vergiye zam geliyor. Esnaf olarak zor durumdayız, buna bir adım atılması lazım. Aldığımız malzemeyi sabit bir ücretle almalıyız ki her hafta fiyat değişmesin; biz de aynı şekilde satabilelim, müşteri memnuniyeti olsun. Ben burada poğaçayı 25 liraya satıyorum ama unun, yağın fiyatı her hafta değişiyor. Kâr yok. İçten içe eriyoruz. Toz şeker 2 bin 300 lira, her hafta fiyatı değişiyor. Böreklik un 1 bin 800 lira, haftaya 2 bin lira olacak.

Eskiden yılda bir veya iki defa zam yapılıyordu, şu an haftada bir kez zam geliyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz, listeler ve kâğıtlar hepsi burada. Sabit bir fiyatta duramıyoruz."

 

"BÜYÜKLERİMİZ KENDİLERİNİ VATANDAŞIN YERİNE KOYSUN"

Gıdadan giyime, eğitimden barınmaya kadar hayatın her alanında hissedilen pahalılığa değinen bir başka emekli vatandaş ise, yöneticilere empati çağrısında bulundu:

"Vallahi bu konuda düşündüğüm şey; insanların zor durumda olduğudur. Bazılarının parası çok, alım güçleri yüksektir ama çoğu insanın alım gücü az ve düşüktür. Her şey çok pahalı, ucuz bir şey yok ki... Hele ki pazar ve et ürünleri ne kadar yüksek fiyatlı! Bir insan 1 kilo et alabiliyor mu? Alamıyor. Domatesin zamanı olmasına rağmen kilosu 40 liradan aşağı değil. Herkes kendi bütçesine göre almaya çalışıyor. Sadece pahalılık var. Ev kiraları, giyim, yemek, ulaşım, çocukların okul masrafları... Her şey çok yüksek. Biz emekliyiz, ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz. Gezemiyoruz, hiçbir şey yapamıyoruz; anca gelip burada parkta oturuyoruz. Bence büyüklerimiz, küçükleri (vatandaşı) düşünsünler. Biraz onların yerine kendilerini koysalar iyi olur."

 

"SERBEST PİYASA SAKAT BİR EKONOMİDİR, DENETİM YOK"

Mardin'in Savur ilçesine bağlı Pınardere köyünde yaşayan emekli Ferhan Yavuz, piyasadaki başıboşluğa ve denetimsizliğe isyan etti. Kırmızı etin kilosunun ulaşılmaz boyutlara geldiğini vurgulayan Yavuz, devlet kurumlarını göreve çağırarak tepkisini şu şekilde dile getirdi:
"Benim adım Ferhan Yavuz. Pınardere köyünde oturuyorum. Elimizde bir şey yok ki! Yetkililerin bunu düşünmesi ve bir çözüm bulması lazım. Bizim gücümüz yok, biz emekli insanlarız. Vatandaşın geneli de böyledir. Devletin hiçbir denetimi yok; ne belediyelerin ne de devletin... Hiçbir şeyi denetlemiyorlar. Gidip bir lokantada yemek yesem, affedersiniz önüme at eti, köpek eti koysalar denetim olmadığı için ruhumuz duymaz. Bu konuda devletten şikayetçiyim. Serbest piyasa ekonomisi sakat bir ekonomidir. Vatandaş olarak bundan razı değiliz. Enflasyon zaten boyumuzu aşmış durumda, bizi çok rahatsız ediyor. Kemeri biraz daha sıkmamız lazım gibi görünüyor ama bu doğru bir yaklaşım değil. Devletin, belediyelerin, yetkili kim varsa buna bir çözüm bulması lazım. Böyle gitmez. Alışverişte zaten fazla bir şey alamıyoruz. 1 kilo et olmuş 1.200 lira. Neyi alacağız? Normal şekilde sadece idare ediyoruz. Sadece idare etmeye çalışıyoruz, o kadar."