ABD ile İran topyekûn savaşa mı sürükleniyor?

GÜNDEM

ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarının yedinci gününe girmesiyle çatışmalar yeni bir aşamaya taşındı. Washington saldırıların kapsamını genişletirken, Tahran da Körfez'deki ABD varlığına ve bölgesel altyapıya yönelik operasyonlarını artırıyor. Tarafların söylemleri, çatışmanın kontrollü misilleme sürecinden çıkıp daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskinin giderek arttığını gösteriyor.

ABD ve İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerilim, artık yalnızca Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hedeflerle sınırlı değil.

Son günlerde karşılıklı açıklamalar ve sahadaki gelişmeler, çatışmanın askeri, ekonomik ve diplomatik boyutlarının aynı anda büyüdüğüne işaret ediyor.

Washington, yeni kuvvet sevkiyatları ve saldırı planlarıyla baskıyı artırırken, İran ise yalnızca kendi topraklarında savunma yapmak yerine Körfez'deki ABD üslerini ve bölgesel çıkarlarını hedef alan yeni bir strateji izliyor.

ABD saldırıların kapsamını genişletiyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son saldırılarda yalnızca askeri noktaları değil, İran'ın lojistik altyapısını da hedef aldığını açıkladı.

Son saldırılarda yer altındaki silah depoları, deniz kuvvetlerine ait tesisler, gözetleme merkezleri ve askeri lojistik ağlarının vurulduğu iddia edildi.

ABD basınına yansıyan bilgilere göre Başkan Donald Trump yönetimi, mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı yeni planları değerlendiriyor.

Axios'un ABD'li ve siyonist rejim kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Washington'un bölgeye onlarca ilave havada yakıt ikmal uçağı göndermeye hazırlandığı belirtildi. Böyle bir hazırlık, uzun süreli hava saldırılarının planlandığı yönünde değerlendiriliyor.

İran "kapsamlı saldırı" mesajı veriyor

İran tarafında ise açıklamaların tonu giderek sertleşiyor.

Rehber Ayetullah Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, ABD saldırılarının birkaç gün daha sürmesi halinde İran'ın "kapsamlı taarruz aşamasına" geçeceğini söyledi.

Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Mecid Musevi de ABD saldırıları sona ermeden İran'ın bölgedeki operasyonlarını durdurmayacağını açıkladı.

İran ordusu ise ABD'nin sivil altyapıyı hedef alması halinde bölgedeki tüm altyapı tesislerinin İran açısından meşru hedef haline geleceği uyarısında bulundu.

Bu açıklamalar, Tahran'ın artık yalnızca misilleme yapmak yerine caydırıcılığı bölgesel ölçekte kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Çatışma Körfez'e yayılıyor

İran'ın son günlerde gerçekleştirdiği misillemeler, çatışmanın coğrafi sınırlarını da genişletti.

Kuveyt'te elektrik üretim ve su arıtma tesislerinin hedef alınması sonucu yangın çıktığı bildirildi. Bunun üzerine Kuveyt yönetimi halka elektrik tüketimini azaltma çağrısı yaptı.

Bahreyn, hava savunma sistemlerinin İran'a ait hava hedeflerini imha ettiğini açıkladı.

Ürdün ordusu da ülke hava sahasına giren 10 İran füzesinin düşürüldüğünü duyurdu.

Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki çatışmanın artık yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir askeri kriz olmaktan çıkarak Körfez ülkelerini de doğrudan etkileyen bölgesel bir güvenlik krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Hürmüz Boğazı küresel ekonominin merkezinde

Gerilimin en kritik başlığı ise Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor.

Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğaz hem ABD hem de İran açısından stratejik önem taşıyor.

İran, boğazı kapatma tehdidini sürdürürken, ABD ise bölgede deniz üstünlüğünü korumaya çalışıyor.

Son günlerde İran'ın tankerler, mayın sahaları ve deniz trafiğine ilişkin yaptığı açıklamalar ile ABD'nin bunlara verdiği karşılıklar, enerji güvenliğinin çatışmanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.

ABD'nin yeni askeri konsepti

Askeri uzmanlara göre Washington son saldırılarda klasik yoğun bombardıman yerine daha düşük maliyetli ancak yüksek etkili bir yöntem uyguluyor.

İnsansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmatlar, savaş gemileri ve elektronik harp unsurları birlikte kullanılarak İran'ın komuta-kontrol sistemi ile lojistik ağının zayıflatılması hedefleniyor.

Son saldırılarda köprüler, demiryolları ve askeri sevkiyat güzergâhlarının vurulması da bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

ABD'nin aynı zamanda İran'ın kıyı bölgeleri ile ülkenin iç kesimleri arasındaki ikmal hatlarını kesmeye çalıştığı belirtiliyor.

İran'ın stratejisi değişiyor

İran ise doğrudan cephe savaşından ziyade çok cepheli baskı kurmayı amaçlıyor.

Bölgesel füze saldırıları, insansız hava araçları, deniz tehditleri ve enerji altyapısına yönelik operasyonlar bu stratejinin temel unsurları olarak öne çıkıyor.

Ancak bazı uzmanlar, son ABD saldırılarının Devrim Muhafızları'nın deniz harekât kabiliyetini ve radar-komuta altyapısını kısmen de olsa zayıflattığını değerlendiriyor.

Bu nedenle Tahran'ın önümüzdeki süreçte daha asimetrik yöntemlere ağırlık vermesi bekleniyor.

Topyekûn savaş ihtimali arttı mı?

Mevcut tablo, tarafların henüz resmen topyekûn savaş ilan etmediğini gösterse de, karşılıklı askeri hazırlıklar ve sertleşen açıklamalar bölgesel savaş riskini önemli ölçüde yükseltiyor.

ABD, askeri baskıyı artırarak İran'ın stratejik kapasitesini aşındırmayı hedeflerken İran ise maliyeti yalnızca kendi topraklarında tutmayacağını ve çatışmayı tüm bölgeye yayabilecek araçlara sahip olduğunu göstermeye çalışıyor.

Önümüzdeki günlerde Washington'un planladığı yeni saldırılar ile İran'ın bunlara vereceği karşılıklar, krizin kontrollü bir çatışma olarak mı kalacağını yoksa Körfez'i içine alan daha geniş çaplı bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek en önemli unsur olacak.