TBMM'de, Ceza Muhakemeleri Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı onaylandı. CHP ve MHP tasarıya karşı çıkarken; BDP'liler "olumlu ancak eksik" buluyor.


Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na göre; sanık, iddianamenin okunması ve esas hakkında mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilecek. Bunun için tercüman atanacak. Ancak, tercüman giderlerini devlet karşılamayacak. İl adli yargı adalet komisyonlarınca liste oluşturulacak ve sanıklar bu listeden tercüman seçecekler. Kürtler, kendi ana dillerinde savunma yapmak istediklerinde neredeyse cezalandırılır gibi, para ödemek zorunda kalacaklar. BDP'lilere göre bu, ayrıca, "hakkın satın alınması" anlamına geliyor. Böylece savunmanın temel hak olduğu gerçeğine aykırı davranılıyor.

DORA: İLERLEME DEĞİL, GASPIN İADESİ
Tasarının yasalaşmasından önce söz alan, BDP Mardin Milletvekili Erol Dora, ana dilde savunmayı "evrensel bir insan hakkı" olarak niteleyerek, "Ana dilde savunmanın önünü açan bu değişikliğin son derece ürkek bir dille yazıldığını söylemek gerekmektedir" eleştirisini yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş antlaşması olan Lozan Barış Antlaşması'na atıfta bulunan Dora, Lozan Antlaşması'nın 39'uncu maddesinde, "Devletin resmi dili bulunmasına rağmen, Türkçeden başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun düşen kolaylıklar sağlanacaktır" ifadelerinin yer aldığını hatırlattı. Dora, Adalet Bakanlığınca sunulan bu kanun tasarısıyla mahkeme önündeki kişiye, kendisini daha iyi ifade edebileceği bir dilde savunma hakkı tanınmasını, "ilerleme değil gasp edilmiş hakkın iadesi" olarak tanımladı.

Düzenlemenin eksiklik içerdiğine dikkati çeken Dora, "yargılamanın soruşturma ve kovuşturma aşamasından oluştuğunu" hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Soruşturma aşamasında da ifade vermede ve sorgu esnasında şüphelinin, kendisini daha iyi ifade edebileceği bir dilde konuşmasına imkân tanımak gerekmektedir. Ayrıca, kovuşturma aşamasında delillerin ikamesi, tanık ve bilirkişi dinleme ve diğer muhakeme işlemlerinde, sanığın kendisini daha iyi ifade edebileceğine, beyan ettiği dilde konuşmasına izin vermek gerekmektedir. Ayrıca, şüpheli veya sanığın gerek soruşturma gerekse de kovuşturma aşamasında -başta savunması olmak üzere- delil değerlendirmesi gibi muhakeme hususlarında dilediği dilde yazılı dilekçe vermesine de imkân tanınmalıdır. Ayrıca, tercüman giderlerinin de devletçe karşılanması gerekmektedir."