AYM’den FETÖ/PDY kapsamındaki kamu görevinden çıkarma başvurularına ilişkin iki farklı karar
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2 Nisan tarihinde FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat iddiaları gerekçe gösterilerek kamu görevinden çıkarılan iki başvurucuya ilişkin dosyaları karara bağladı.
Başvurulardan birinde özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmedilirken, diğer başvuruda ihlal olmadığına karar verildi. Başvurucular, polis memuru ve ilçe emniyet müdür yardımcısı olarak görev yaparken FETÖ/PDY ile irtibatlı oldukları değerlendirildiği gerekçesiyle Olağanüstü Hâl Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ekli listeleri kapsamında kamu görevinden çıkarıldı.
Başvurular, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından reddedildi. Daha sonra idare mahkemeleri ve üst yargı mercilerinde açılan iptal davaları da kesin olarak reddedildi.
Deliller ve değerlendirme süreci
Dosyalarda "Garson" kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital veriler, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan veri analiz raporları ve çeşitli teknik incelemeler belirleyici unsur olarak değerlendirildi.
Mahkeme, bu tür kodlama ve veri analizlerinin iltisak ve irtibatın tespitinde önemli olabileceğini ancak tek başına yeterli olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.
Bir başvuruda ihlal kararı
Mehmet Emin Okyay başvurusunda, yalnızca kodlama verilerine dayanılarak ve yeterli ek delil olmadan kamu görevinden çıkarma işlemi yapıldığı belirtildi.
Mehmet Emin Okyay hakkında, veri inceleme raporundaki kodlamalar dışında destekleyici delil ortaya konulmadığı ifade edilerek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
Diğer başvuruda ihlal yok kararı
Doğan Doğan hakkında ise yalnızca veri kodlamalarının değil, tanık beyanları ve farklı delillerin birlikte değerlendirildiği belirtildi.
Bu nedenle, kamu görevinden çıkarma işleminin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandığı, müdahalenin ölçülü olduğu ve özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediği sonucuna varıldı.
Anayasa Mahkemesi, benzer nitelikteki iki başvuruda delil değerlendirmesine göre farklı sonuçlara ulaştı. Kararlarda, idari ve yargısal makamların değerlendirmelerinde delillerin bütüncül şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı.