Başboğa: Çölleşme Kapımızda, Topraklarımızı Kaybediyoruz
Mardin Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Aslan Başboğa, 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatına karşı ciddi uyarılarda bulundu.
Başboğa, çölleşmenin artık uzak bir çevre sorunu olmaktan çıktığını belirterek, “Çölleşme artık uzak bir tehdit değil, ülkemizin ve bölgemizin kapısına dayanmış yakıcı bir gerçektir” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler’in 1994 yılında ilan ettiği 17 Haziran gününün yalnızca bir farkındalık tarihi değil, aynı zamanda insanlığın geleceği açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını vurgulayan Başboğa, bilim insanlarının da çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatının dünya genelinde milyarlarca insanı doğrudan etkilediğine dikkat çektiğini hatırlattı.
“Toprak sadece üretim aracı değil, toplumsal barıştır”
2023 yılından bu yana sürdürülen çevre mücadelesine değinen Başboğa, toprağın yalnızca bir üretim kaynağı değil, aynı zamanda toplumsal barışın temeli olduğunu ifade etti. Ancak gelinen noktada bu temelin ciddi şekilde aşındığını söyledi.
Başboğa, özellikle son yıllarda artan maden arama faaliyetlerine dikkat çekerek, bu süreçlerin çoğu zaman kontrolsüz ve denetimsiz yürütüldüğünü savundu. Bu durumun verimli tarım arazileri, meralar ve doğal yaşam alanlarında geri dönüşü zor tahribatlara yol açtığını belirtti.
“Bu faaliyetler yalnızca toprağı değil; su kaynaklarını, biyolojik çeşitliliği ve kırsal yaşamı da yok etmektedir” diyen Başboğa, mera alanlarına yönelik müdahalelerin hayvancılığı zayıflattığını, köylüyü üretimden kopardığını ve göçe zorladığını ifade etti.
“Ekokırım yaşanıyor” uyarısı
Çölleşmenin sadece çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Başboğa, bunun aynı zamanda açlık, susuzluk, işsizlik, yoksulluk ve göç gibi birçok sosyal sorunun da temelinde yer aldığını dile getirdi.
Yaşanan süreci “ekokırım” olarak nitelendiren Başboğa, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de ve bölgemizde yaşananlar bir doğa tahribatı değil, sistematik bir ekokırımdır. Toprağın altındaki maden için üstündeki yaşam yok edilmektedir.”
Ormanların da benzer şekilde tehdit altında olduğunu söyleyen Başboğa, ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını, suyun ve yaşamın güvencesi olduğunu vurguladı.
Su ve tarım politikalarına eleştiri
Bölgede hatalı sulama yöntemleri, bilinçsiz su kullanımı ve yanlış tarım uygulamalarının çölleşmeyi hızlandırdığını ifade eden Başboğa, bu sorunlara karşı acil önlem alınması gerektiğini belirtti.
“Acil önlem alınmalı” çağrısı
Başboğa açıklamasında şu çağrılara yer verdi:
- Verimli tarım arazileri ve meraların tahribatına son verilmesi
- Maden arama adı altındaki yıkım projelerinin iptal edilmesi
- Doğal ekosistemlerin koruma altına alınması
- Su kaynaklarının bilinçsiz kullanımının önlenmesi
- Ormanların “gençleştirme” adı altındaki müdahalelerden korunması
- Gıda güvenliği ve sürdürülebilir yaşam için somut politikalar geliştirilmesi
“Gelecek nesillere karşı sorumluyuz”
Açıklamasının sonunda topluma ve karar vericilere seslenen Başboğa, bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi gerektiğini belirterek, “Geri dönülmez bir felaketin eşiğindeyiz” uyarısında bulundu.
“Toprak yoksa yaşam yoktur. Toprağın çölleştiği bir ülkede refah da, barış da, gelecek de mümkün değildir” diyen Başboğa, çocuklara yaşanabilir bir ülke bırakmak için acil adım atılması gerektiğini vurguladı.