Bedrettin Karaboğa’dan Rahmi Koç’a Sert Tepki: “Kürt Kadınlarını müstehcen fıkraların Malzemesi Yapmak Saygısızlıktır”
GÜNSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı iş insanı Bedrettin Karaboğa, ünlü işadamı Rahmi Koç’un bir fıkra üzerinden Kürt kadınlarını aşağılayıcı ifadeler kullanmasına sert tepki gösterdi.
Karaboğa, yaptığı açıklamada tarih boyunca iffeti, namusu ve duruşuyla adını saygıyla yazdırmış Kürt kadınlarının etnik köken üzerinden “Mizah” adı altında küçümseyici ve faşizan bir dille fıkra malzemesi edilmesinin toplumun değerleri, kültürü ve mizah anlayışı bir tarafa dursun; bilinç altına yerleşmiş olan Kürt etnisitesine olan nefretin dışa vuruşu olduğunu kaydetti.
“En hafif tabiriyle saygısızlıktır”
Toplumun her kesiminden yapılan saygısızlığa ciddi tepki seslerini yükseldiğini hatırlatan Tanınmış İş İnsanı Bedrettin Karaboğa, Türkiye Cumhuriyeti’nde kardeşlik ikliminin ve devam eden barış ikliminin güzel esintisinin hissedildiği bir dönemde yaşanmış olması ise ayrıca düşündürücü olduğunu söyledi.
Bu tür yaklaşımların mizah adı altında hoş görülemeyeceğini kaydeden Karaboğa, “Bütün bir toplumu infial haline sokacak bu yaklaşım, en masum bakış açısıyla iyi niyetten uzaktır, kardeş halklar arasında nifak tohumlarının yeniden belirmesine vesile olmak anlamına gelmektedir. Şahsen ben bunu asla masum bir espri olarak görmüyorum. Toplumun her kesiminden yükselen tepkiler de bizlere bunu gösteriyor. Bu kötü fıkranın en güzel tarafı toplumun her kesiminin aynı tepkilerde birleşmesi oldu. Bizim kültürümüzde kadınlar baş tacıdır. değerlidir kıymetlidir. Tarih boyunca bu böyle olmuştur" dedi.
Sorumluluk sahibi herkesin kullandıkları dile ve sarf ettikleri sözlere dikkat etmesi gerektiğini belirten Karaboğa, yapılan bu saygısızca yaklaşımı şiddetle kınadığını ifade etti.
“Özür dilemesi suçunun ağırlığını hafifletmez”
Rahmi Koç’un yaşı geçkin bir insan olmasının, bütün bir topluma yönelik nefret suçu niteliğindeki bu ifadeye müsamaha gösterilemeyeceğini söyleyen Karaboğa, “Özür dilemesi suçunun ağırlığını hafifletmez. Türkiye Cumhuriyeti adaletinin bu konuda mutlaka hesap sorması, bundan sonra benzer faşizan yaklaşımların da önüne geçecektir” değerlendirmesinde bulundu.