15 Temmuz gecesi aldığı kurşunlarla darbe izlerini bedenlerinde taşıyan Mardinli Halil Algan, darbecilerin tanklarını durdurmaya çalışırken çıktığı tankın üzerinde vuruldu. 47 yaşındaki Algan, omuriliğinin kopması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm oldu.
Darbecilerin saldırısından sonra 45 gün yoğun bakımda mücadele veren Algan, daha sonra Ankara'da tedavi görmeye devam etti. 7 ay konuşma yetisini kaybeden Algan, 13 aylık tedavisinin ardından hayat mücadelesini kazanarak memleketine tekerlekli sandalyeyle geri döndü.
ŞEHİTLIK NASİP DEĞİLMİŞ
Şehid olmayı çok istediğini ancak gaziliğin nasip olduğunu belirten Algan, sözlerine şöyle devam etti:
“Ankara’da tedavi görmeye devam ediyorum. İki ay evde iki ay hastanede… Tabi benim gibi tedavi gören asker ve sivil çok insan var. Ben Mardin’e tabut içerisinde köyüme gideceğimi zannediyordum. Yüce Rabbim şehadeti değil, gaziliği nasip etti. Yüce Rabbime binlerce şükürler olsun. Bir daha darbe girişimi olsa onlar daha başlatmadan zararlı çıkarlar. 15 Temmuz darbe girişimini birçok insan bilmiyordu, bilse o anda herkes sokağa çıkardı. O akşam belki milletin yüzde 30’u çıktı, bir daha olsa milletin yüzde altmışı çıkar. Hepimiz çıkarız. Vurulduğum için ben çıkamasam dahi çocuklarımız çıkar. FETÖ kim ki; darbeye bir kere kalkıştılar başlarına ne geldi gördüler. Darbe yapmak o kadar kolay değil. Vatanımız için canımızı vermeye çıktık, gazi olduk. Bir kere değil, bin kere değil, sonsuza olsa gene çıkarız. Bir değil binlerce canımız da olsa bu vatan için seve seve vermeye hazırız.”
KURUNUN YANINDA YAŞ DA YANMASIN
Yatağa mahkûm olan Algan, iki ayda bir Rehabilitasyon ve Fizik Tedavisine giderek tedavisine devam edebildiği bilgisini vererek FETÖ’cü darbecilerin en ağır şekilde cezalandırmasını isteyen Algan, ancak kurunun yanında yaşın da yanmaması için dikkat edilmesini istedi. O gece yaşadıklarını anlatan Algan, “İşten geldikten sonra televizyon seyrediyorduk. Kanalların hepsi darbeden bahsediyordu. Hemen dışarı çıktım ve caddenin anne baba günü olduğunu gördüm. İnsanlar emniyete doğru gidiyordu. Ben de diyordum ki ‘polisler karşımıza çıkacak.’ Meğerse biz emniyeti asker ve tanklardan korumaya gidiyorduk. Emniyetin önüne gittik. Orada Cumhurbaşkanının çağrısını anlattılar ve havaalanında beklediğini söylediler. Esenler Atış Alanı Köprüsü var, oradan ana yola indik. Ana yola inince insanların bir kısmı arabalı, bir kısmı arabasız yürümeye başladılar. Bende arkadan yürüyordum. O esnada arkadan tanklar geldi. Arkamı döndüm, bir tank geliyordu. Tankın önünde durdum, yatmayı düşündüm. 'Yatacağıma tanka atlayayım.' dedim. Tankın üstüne atladım ve askeri dövmeye başladım. Ağladı, tutup onu öpmeye başladım. İçeride herhalde subaylar vardı, ben onlara tankı bırakın çıkın dedim. Beni tankın üstünde görenlerin de tanka çıkmasıyla tankın üstü doldu. Tank insanların arasına girdi insanları öldürmeye ve arabaları ezmeye başladı. Bir tane bayanın kocası şehit oldu, kendisinin ayağı koptu. Tank onları bariyerlere sıkıştırdı. Beyaz bir araç beni tankın üzerinde görünce arabasını tankın önüne sürdü, eşi ile beraber arabaydılar. Tank bir kartona basar gibi arabanın üzerinden geçti. İnsanlardan kurtulunca hızlanmaya başladı. O esnada herkes tankın üstünden atladı. Tankın üstünde 2 kişi kaldık. Tankın üstünde takozlar vardı. Takozlarla tankın içindeki askerlerin kafasına vurmaya başladım. Tanktakilere 'Çıkın, tankı burada bırakın.' dedim. İçerdekiler yukarıdaki askere G-3 uzattılar. G-3’ü askerden aldım. O esnada içeriden ateş ettiler 2 kurşun arkadaşıma isabet etti. Benimde Bir kurşun deriyi sıyırdı, diğeri koltuk altından girdi, akciğeri çizip omurilikten çıktı. O esnada ben dua etmeye başladım. 'Ya Rabbim! Ben ölüyorum.’ dedim ve dualarıma devam ettim. En son kendimi bıraktığım yer aşağı yukarı 3 kilometre uzaklıkta başka bir topluluğun içerisine girmişim. Atış Alanı Köprüsünün yanında tankın üstüne atladım İstoç’un oralarında düşüyorum. Allah’tan orada bulunanlar beni alıp derhal hastaneye götürdüler. Yaklaşık 45 gün yoğun bakımda kaldım.” dedi.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin