Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından "1 Eylül Dünya Barış Günü" vesilesiyle başlatılan “Gazze İçin Bilim Kafe” süreci çerçevesinde organize edilen programda, işgal ve soykırım altındaki Filistin’de eğitim-öğretim mücadelesi veren akademisyen ve öğrencilerin yaşadığı ağır şartlar ele alındı.
Ördekli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan vekili Numan Çakır, Türkiye’nin her zaman Filistin halkının yanında durduğunu belirterek, çocukların korkusuzca uyuduğu, gençlerin okullarına güvenle gidebildiği kalıcı bir barış ortamının tesis edilmesini arzuladıklarını ifade etti.
Akademisyenlerin ve öğrencilerin sesi olmak sorumluluğumuzdur
BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de devam eden soykırımda resmi rakamların katbekat üzerinde devasa bir yıkım yaşandığına dikkat çekti.
Ağır bombardıman ve zorlu şartlar altında araştırmalarına, derslerine ve eğitim süreçlerine devam etmeye çalışan akademisyen ile öğrencilerin çektiği zorlukları dile getirmenin önemine değinen Çiftçi, onların yaşadığı büyük mağduriyete ve verdikleri mücadeleye ses olmanın vicdani, insani ve akademik bir yükümlülük olduğunu vurguladı. "Gazze, ilmin ne kadar değerli olduğunu gösteren bir coğrafya"
Programın moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Salih Kumaş, Gazze’deki sürecin sivilleri hedef alan bir soykırım olduğunu vurgulayarak, ağır şartlar altında dahi ilme tutunmaya çalışan Filistinli gençlerin mücadelesine dikkat çekti.
Gazze’nin vatan toprağını savunmanın alicenaplığı kadar ilmin değerini de tüm dünyaya gösterdiğini belirten Kumaş, zor koşullarda öğrenmeye çalışan bu gençlerin azminin zihinlere nakşedilmesi gerektiğini dile getirdi. Siyonizm kadar tehlikeli bir diğer düşmanın da cehalet olduğunu ifade eden Kumaş, medeniyet değerlerini korumak için eğitime önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Gazze’den canlı bağlantı
BUÜ İlahiyat Fakültesi Öğr. Gör. Dr. Abdul Samed Yakub’un tercümanlığında gerçekleşen canlı bağlantıda; Gazze El-Ezher Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mohammed Ellulu ile Gazze El-Ezher Üniversitesi Öğr. Gör. ve Gazze Şifa Hastanesi Doktoru Dr. Mohamed Kuhail, bölgede tamamen tahrip edilen üniversite binaları, kesintiye uğrayan altyapı, imkânsızlıklar ve bombalamalar altında yürütülmeye çalışılan eğitim-öğretim süreçleri hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Eğitim geleceğe tutunmak demektir
Dr. Lobna Jaber, Gazze’deki eğitim zorluklarının 7 Ekim’le başlamadığını, 2006’dan bu yana süren ağır abluka nedeniyle elektrik, internet ve ulaşım yetersizlikleriyle yıllardır mücadele ettiklerini söyledi. Soykırım sürecinde evlerin bombalandığını, tezlerin kaybolduğunu, binden fazla öğrenci ile yüzlerce akademisyenin hayatını kaybettiğini belirten Jaber; Gazze’de eğitimin sadece bir diploma almak değil, geleceğe tutunmak ve her şeye rağmen hayata devam etmek anlamına geldiğini vurguladı. Okullar yıkılsa da eğitim çadırlarda sürüyor
Dr. Mariam Menawi ise 1948 Nakba’sından bu yana mülteci bir ailede, işgal şartları altında büyüyen bir akademisyen olarak eğitimin kesintiye uğramasını bizzat yaşadığını ifade etti. Bugün Gazze’de sağlam tek bir okul binasının dahi kalmadığını belirten Menawi; eğitimin artık sırasız, susuz ve elektriksiz çadırlarda yürütülmeye çalışıldığını, halkın bu kararlılıkla direnmeyi sürdürdüğünü ve uluslararası toplumun Filistin gerçeğini gündemde tutması gerektiğini vurguladı. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin