Çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanmasında aile ortamının belirleyici bir rol oynadığını belirten yazar Şener İşleyen, anne ve babaların çocuklarına örnek olması gerektiğini ifade etti.
Kitap fuarları ve kitapçı ziyaretlerinin çocukların kitap sevgisini geliştirdiğini kaydeden İşleyen, evde düzenli okuma saatleri oluşturulmasının önemine işaret etti. Çocukların kültürel ve manevi değerlerle yetiştirilmesi gerektiğini de dile getiren İşleyen, Filistin ve Doğu Türkistan’da yaşanan zulümlerin çocuklarla yaşlarına uygun şekilde paylaşılmasının toplumsal duyarlılık kazanmalarına katkı sağlayacağını belirtti.
Şener İşleyen
Anne ve babaların kitap okuma alışkanlıklarının çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken İşleyen, çocukların kitap sevgisi kazanabilmesi için öncelikle anne ve babalarını rol model almaları gerektiğini belirterek, “Çocuklar öncelikle rol model olarak anne babalarını seçtikleri için özellikle 12 yaşına kadar anne ve babanın evde okuyor olması, kitap okuması lazım. Bu, bebeklikten itibaren annenin masal okuyarak çocuğunu yetiştirmesiyle başlamalı. Okullarda, okul öncesi eğitimde veya ilkokulda çocuklar ders çalışırken zaten yoğun oluyor. Aralarda ve hafta sonlarında okuma programları düzenlenmeli. ‘Hadi, hep beraber kitap okuyalım.’ diyerek babanın ve annenin, çocuk kitabı dahi olsa yetişkin kitabı da olsa çocuklarının yanına oturup onlara sesli kitap okuması gerekiyor. Hem okuduklarının kalıcı olması hem de okuma alışkanlığının yerleşmesi açısından bunu uygulamalı olarak göstermeleri gerektiği kanaatindeyim. Yani dediğim gibi önce anne ve baba kendisi okuyacak. Anne ve baba okumuyorsa çocuğunun okumasını bekleyemez.” ifadelerini kullandı.
“Kitap fuarları çocuklarda kitap sevgisini pekiştiriyor”
Kitap fuarlarının ve kitapçı ziyaretlerinin çocukların kitap sevgisi kazanmasında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan İşleyen, “Bir diğer konu ise bu tür kitap fuarları ve kitapçı dükkânlarıdır. Konya’da mesela Rampalı Çarşı diye bir kitapçılar çarşısı var. Türkiye’nin her yerinde de benzer yerler bulunuyor. Hafta sonları çocukları oraya götürüp gezdirmeleri veya kitap fuarlarına getirmeleri, çocukların kitapları uzun uzun incelemelerini sağlamaları lazım. Yoksa çocuk kitaptan uzak kalırsa anne ve babasının kitap okuyup okumadığını, kitapçılara gidip gitmediğini anlayamazsa, bunları bilmezse çocukta kitap sevgisi oluşmaz. Kitap okumak sadece derslerle sınırlı kalır. Kitap okuyan hanelerin çocukları hem daha zeki oluyor hem de bir konuyu kavrama ve anlama becerileri daha hızlı ve daha pratik gelişiyor.” dedi.
“Aileler çocukların kitap seçme alışkanlığını desteklemeli”
Çocukların kitap seçme alışkanlığının aile ortamında şekillendiğini ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına rehberlik etmesi gerektiğini ifade eden İşleyen, “Anne ve babalar okumuyorsa bunu kitap fuarlarında da görüyoruz. Kendileri okumuyorlar ama fuara gelip çocuklarına kitap alacaklarını söylüyorlar. Ancak çocuk kitap seçmesini bilmiyor, hangisini alacağını bilmiyor. Anne ve baba, ‘O olmasın, bunu alsın.’ diyerek çocuğu kendi tercihlerine yönlendirmeye veya zorlamaya çalışıyor. Yani anne ve baba, çocuğa 6 ile 13 yaş arasında kitap okuma konusunda örnek olmamış, ne tür kitaplar okunacağını öğretmemiş. Çocuk da bunları bilmiyor. 13 yaşından sonra çocuğun seçtiği kitaba müdahale etmek veya anne ve babanın tercihine göre çocuğu zorlamak, çocuğu kitaplardan daha da uzaklaştırır.” ifadelerini kullandı.
Ailelerin çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırabilmesi için evde düzenli bir okuma programı oluşturması gerektiğini belirten İşleyen, “Az önce söylediklerime ilave olarak, 6 ile 13 yaş arasında mutlaka anne ve baba evde bir okuma programı yapacak. İlk zamanlarda örnek olarak kendileri okuyup çocukları yetiştirecekler. Daha sonra herkes kendisine göre kitaplarını seçecek ve belli bir saat belirleyecek. Örneğin, günde yarım saat kitap okunabilir. Akşam 20.00 ile 20.30 arasında aile için kitap okuma zamanı olacak. Herkes kendi köşesine çekilip yarım saat kitap okuyacak. Bu şekilde kitap okuma alışkanlığı kazandırılabilir. Dolayısıyla bu çocuklar bilinçli yetişir. Kavrama kabiliyetleri daha hızlı gelişir, daha zeki olurlar diye düşünüyorum.” dedi.
“Çocuklar Filistin ve Doğu Türkistan’daki zulme karşı bilinçlendirilmeli”
Çocukların küçük yaşlardan itibaren kültürel, manevi ve dinî değerler konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken İşleyen, “Biz bile 50 yaşın üzerindeyiz. 30 yıl önce gördüğümüz, yaptığımız veya ‘Bu kesinlikle yapılmaması gerekir.’ dediğimiz şeyler bugün bize normal geliyor. Çok hızlı asimile oluyoruz. Bir kere buna dikkat etmemiz lazım. Kültürümüze, maneviyatımıza ve dinimize dikkat etmemiz, çocuklarımızı da ona göre yetiştirmemiz gerekiyor. Bu bilinci 13-15 yaşına kadar verirseniz çocuk, ondan sonra yoldan çıkmaz. Aile sosyologları ve çocuklarla ilgilenen pedagoglar da bunu söylüyorlar. 0-2 yaş arasında anne evde Kur’an-ı Kerim’i açıp okuduğunda çocuk, ne olduğunu bilmese de Kur’an-ı Kerim’i dinliyor. Üç yaşından sonra veya konuşmaya başladıktan sonra sureleri öğretmeye başladığınızda çocuk, 3-4 yaşlarında çok daha hızlı öğreniyor ve ezberlemesi çok daha kolay oluyor. Neden? Çünkü 0-2 yaş arasında, bebekken bunları duyarak gelişmiş oluyor.” ifadelerini kullandı.
Çocukların dünyada yaşanan zulümlere karşı duyarlı yetiştirilmesi ve Filistin ile Doğu Türkistan gibi bölgelerde yaşananlar hakkında bilinç kazanması gerektiğini vurgulayan İşleyen, “Dolayısıyla biz evimizde ne konuşursak, ne anlatırsak çocuk onun etkisi altında kalacak. İslam ümmetinin problemleri neler, dünyadaki İslam ülkelerinin, komşularımızın ve kardeşlerimizin problemleri neler? Bunları evde ufak ufak konuşarak, çocuklarla da paylaşarak anlatmalıyız. Haber bültenlerinde yer alan olaylar üzerinden de sohbet ortamı oluşturulabilir. Evet, şiddet, ölüm ve benzeri olaylar çocukların psikolojisini olumsuz etkiliyor. Etkilenecekler. Ancak çocuk, zalimlerin Müslüman kardeşlerimize zulmettiğini de görecek. Buna göre savunduğumuz Filistin'deki Kudüs'ün özgürlüğü ve Doğu Türkistan'ın özgürlüğü konusunda fikir sahibi olacak. Oradaki zulmü görmezse ‘Bana ne?’ anlayışı başlar. Bunun için evde kitaplardan da yararlanılabilir. Haberler izlendiği zaman sohbet ortamı oluşturulmalı. Çocuklarımızı bu bilinçle yetiştirmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin