Deprem, yardım paraları, kumar masası: "En güvenilir" dediklerinin skandallar zinciri
6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca liralık bağışın yönlendirildiği Ahbap Derneği'nin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma, bir dönem sosyal medyada "en güvenilir isim" olarak öne çıkarılan isme ilişkin algıyı tersine çevirdi. Seküler kesimin dün "tek adres" olarak gösterdiği Levent, bugün ortaya çıkan skandalların ardından aynı kesimler tarafından hedefe konmuş durumda.
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin en büyük afetlerinden biri olarak tarihe geçerken, afet yönetimi kadar "güven" tartışmasını da ülke gündeminin merkezine taşıdı.
Deprem sonrası milyonlarca vatandaş yardım organizasyonlarına destek olmak için harekete geçerken, kamu kurumları, İslami sivil toplum kuruluşları ve gönüllü platformlar, depremzedelere ulaşma adına ellerinden gelen gayreti gösterdi.
Bu süreçte en çok tartışılan başlıklardan biri, yardım kuruluşlarına duyulan güven oldu. Özellikle Kızılay'ın bazı faaliyetleri üzerinden başlayan eleştiriler, kısa sürede "Yardımlar hangi kanaldan ulaştırılmalı?" sorusunu gündeme getirdi.
Kızılay tartışması ve değişen güven algısı
Depremin ardından Kızılay'ın çadır satışıyla ilgili ortaya çıkan tartışmalar, kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı.
Kızılay yönetimi, söz konusu işlemin çadırların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması sürecinde yapılan bir satış olduğunu savunurken, kamuoyunun önemli bir bölümü bu uygulamayı eleştirdi.
Bu tartışma, bazı kesimlerde devlet kurumlarına yönelik güven sorgulamalarını artırdı. Sosyal medya başta olmak üzere bazı platformlarda "yardımların doğrudan sivil oluşumlar üzerinden yapılması" çağrıları daha fazla görünür hale geldi.
Tam da bu atmosferde Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent, deprem yardımları konusunda özellikle seküler kesim tarafından öne çıkan aktör oldu.
Ahbap'ın yükselişi ve Haluk Levent'in kamuoyu desteği
Haluk Levent, sanatçı kimliği, sosyal medya kullanımındaki etkinliği ve daha önce gerçekleştirdiği yardım kampanyalarıyla tanınan bir isimdi.
Deprem sürecinde Ahbap üzerinden yürütülen yardım organizasyonları, seküler kesim tarafından özellikle hükümete karşı tavır almak adına sosyal medyada büyük destek gördü. Kitlelerin yönlendirmesiyle çok sayıda vatandaş bağışlarını Ahbap aracılığıyla ulaştırmayı tercih etti.
Ahbap, kısa süre içerisinde yalnızca bir yardım kuruluşu olarak değil, bazı kesimler için alternatif bir dayanışma modeli olarak görülmeye başladı.
Bu süreçte Haluk Levent’in kişisel olarak güven duyulan biri olduğu söylemleri, derneğin algısında önemli bir rol oynadı. Kamuoyunda oluşturulan imaj, Levent’in görünürlüğü, iletişim tarzı ve toplumsal olaylarda aktif rol almasıyla güçlendi.
Ahbap ve Haluk Levent için denetim tartışması
6 Şubat depremlerinin ardından Ahbap Derneği, kısa sürede büyük miktarda bağışın yönlendirildiği önemli sivil toplum yapılarından biri haline geldi.
Büyük ölçekli bağışların yönetildiği her yapıda olduğu gibi Ahbap’ın da faaliyetleri, mali süreçleri ve karar mekanizmalarının daha kapsamlı şekilde denetlenmesi gerektiği yönünde tartışmalar zaman zaman gündeme geldi.
Ahbap’ın, bu ölçekteki bir yapıya uygun şekilde daha kapsamlı ve düzenli denetimlerden geçirilmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler hep sonuçsuz kaldı.
Yeterli şeffaflık ve bağımsız kontrol mekanizmalarının bulunmamasının, olası usulsüzlük ve suistimal risklerine zemin hazırlayabileceği ifade edildi.
Bir kuruluşun belli kesimler tarafından güvenilir bulunması, denetim ihtiyacını ortadan kaldırmıyordu. Aksine milyonlarca kişinin desteğini alan, afet dönemlerinde kritik sorumluluk üstlenen yapıların daha yüksek şeffaflık standartlarına tabi olması gerekiyordu.
Daha önceki tartışmalar
Haluk Levent’in geçmişinde yalnızca hukuki süreçler değil, ticari faaliyetleri ve geçmişte yaşadığı mali sorunlar da zaman zaman gündeme geldi.
Özellikle müzik kariyerinin ilk dönemlerinde yaşadığı ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ticari girişimleri hakkında çeşitli haberler yayımlandı.
Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan en güncel hukuki süreç, karşılıksız çek düzenlediği iddiasıyla açılan dava oldu.
İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Levent’in 2025 yılında düzenlediği iki çekin karşılıksız çıktığı gerekçesiyle yargılandığı belirtildi. Mahkeme, iki ayrı çek yönünden toplam yaklaşık 70 milyon TL adli para cezasına hükmetti ve ayrıca çek düzenleme ile çek hesabı açma yasağı uygulanmasına karar verdi.
Dosyaya konu çeklerin biri için yaklaşık 50 milyon TL, diğeri için yaklaşık 20 milyon TL tutarında adli para cezası verildiği aktarıldı.
Bu dosya, Ahbap Derneği faaliyetlerinden ayrı olarak Haluk Levent’in kişisel/ticari işlemleri kapsamında değerlendirildi.
Haluk Levent gözaltına alındı
Haluk Levent, Ahbap Derneği adına toplanan deprem bağışlarının yurt dışına kaçırıldığı ve amacı dışında kullanıldığı iddialarına yönelik soruşturma kapsamında dün gözaltına alındı. Hakkında ortaya atılan başlıca iddialar ve suçlamalar şunlar oldu:
Bahis oynama: Levent'in, 2020-2026 yılları arasında dernek kurucularından olan şüpheli Alper Çelik'in hesaplarını kullanarak yasal bahis sitelerinde yaklaşık 990 milyon lira tutarında işlem yaptığı ve 390 milyon lira kaybettiği öne sürüldü.
Paraların amacı dışına çıkarılması: Ahbap Derneği'nden yüksek tutarlardaki bağışların, asistanı Yeliz Kaya dahil olmak üzere üçüncü şahısların kişisel banka hesaplarına aktarıldığı tespit edildi.
Gayrimenkul usulsüzlükleri: Depremzedeler adına bağış vaadiyle mağdurlardan gayrimenkul alındığı, bu mülklerin önce asistanın üzerine yapılıp 4 gün içinde farklı şüphelilere devredildiği ve yaklaşık 60 milyon dolarlık mağduriyete neden olduğu iddia edildi.
Mesajlaşma ve "hastalık" iddiası: Soruşturma dosyasında yer alan dijital yazışmalarda, Levent'in asistanına mide kanseri olduğuna dair dedikodular yayması yönünde talimat verdiği ve senetlerle ilgili endişeler üzerine asistanından kendisi için "ağlayarak sesli mesaj atmasını" istediği öne sürüldü.
Bu iddialar bağlamında, Levent "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar
Son 24 saatte ortaya çıkan ağır iddialar ve Ahbap Derneği'ne yönelik operasyonlar, Haluk Levent’i destekleyen geniş kitlelerde derin bir hayal kırıklığı ve özeleştiri sürecini tetikledi.
Yıllarca kurulan "güven" imajının yerini, şeffaflık sorgulamaları ve toplumsal şikayetler aldı.
Özellikle 6 Şubat depremleri sonrasında yaraları sarmak için seferber olan vatandaşlar, toplanan milyonlarca liralık bağışın amaç dışı kullanıldığı veya şahsi hesaplara aktarıldığına dair iddialar karşısında büyük bir şok yaşadı.
İnsanların en zor anlarında uzattığı yardım elinin, kişisel çıkarlar ve yasa dışı bahis gibi iddialarla yan yana anılması kamuoyunda derin bir üzüntüye neden oldu.
Levent’in daha önceki ticari siciline ve yargılandığı karşılıksız çek davalarına rağmen, sivil toplumun en büyük yardım organizasyonlarından birinin tek bir kişiye endeksli bırakılması büyük bir hata olarak görülüyor.
Destekçiler, zor zamanlarda ortaya konan çaba ile kişileri "kutsallaştırma" refleksinin yanlışlığını tartışıyor.
Asrın felaketinde İslami STK'lar sahadaydı
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anlarından itibaren birçok yerel ve köklü İslami sivil toplum kuruluşu da kriz merkezlerini harekete geçirerek bölgeye intikal etti.
Eğitimli ekipler enkazlarda can kurtarma çalışmalarına katılırken, vakıf gönüllüleri depremzedelere manevi danışmanlık hizmeti sağladı.
Kurulan devasa mobil aşevleri ve sabit mutfaklar sayesinde yüzbinlerce insana günlük sıcak yemek ve ekmek ikramı yapıldı.
Battaniye, kışlık giysi, ısıtıcı, soba, tüp, hijyen setleri ve çadır/konteyner gibi kritik malzemeler en ücra köylere kadar ulaştırıldı.
Şeffaflık, toplumsal güven ve halkın takdiri
İslami STK'ların afet bölgesindeki en büyük avantajı, toplumun her kesiminde var olan köklü güven ilişkisi ve yerel teşkilatların hızlı hareket kabiliyeti oldu.
Yardımların doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasındaki titizlik, bağışçıların bu kurumlara olan teveccühünü artırdı.
Özellikle şeffaflık ilkesini merkeze alan bu kurumlar, topladıkları bağışları, lojistik maliyetlerini ve dağıtım raporlarını düzenli olarak kamuoyu ile paylaştı. Kurumlar, faaliyetlerini şeffaf raporlarla açıklarken, halkın artan güveniyle yardım bütçelerini ve lojistik kapasitesini katbekat artırma başarısı gösterdi.
Toplum nezdinde bu kuruluşların övülmesinin temel sebepleri arasında ideolojik ya da siyasi bir ayrım gözetmeksizin sahada enkaz başından çadır kentlere kadar her noktada bizzat bulunmalarıydı.
Bu pratik ve fedakâr yaklaşım, halkın gönlünde taht kurmalarını ve kriz anında kurumlarla (AFAD, Kızılay) uyumlu bir şekilde seferber olmalarını sağladı.
Yıpratıcı kampanyalara karşı sahadaki hakikat
İslami sivil toplum kuruluşları, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma, sıcak yemek, barınma ve psiko-sosyal destek alanlarında devasa bir sınavı başarıyla verdi.
İlk andan itibaren sahaya inen yüzlerce vakıf ve dernek, kaynakların yerlerine ulaşmasındaki şeffaflıkları ve haklarında hiçbir olumsuz iddia çıkmamasıyla toplum nezdindeki güvenilirliklerini ispatladı.
Bu yardım organizasyonlarının en büyük başarısı, toplanan ayni ve nakdi bağışların kuruşu kuruşuna, tamamen belgelendirilebilir ve denetlenebilir şekilde depremzedelere ulaştırılması oldu. Organizasyonların yürüttüğü faaliyetlerin şeffaflığı, afetin getirdiği kaotik ortamda dahi vatandaşın bu kurumlara olan itimadını sarsılmaz kıldı.
Deprem sonrasında yaşanan bazı tartışmalara ve zaman zaman kurumları yıpratmaya yönelik karalama kampanyalarına rağmen, İslami kuruluşlar polemiklere girmek yerine enerjilerini tamamen sahaya ve yardımlara odakladı. Faaliyetlerini kesintisiz ve lekesiz bir şekilde tamamlamaları, bu kurumların zor zamanlarda nasıl hızlı ve güvenilir bir refleks gösterebileceğinin en somut delili oldu.
Körü körüne destek, suça ortaklıktır
Körü körüne "bizdendir" diyerek yapılan sorgusuz sualsiz desteklerin ne denli büyük bir yıkıma neden olabileceği, Haluk Levent ve AHBAP soruşturması ile bir kez daha acı biçimde gözler önüne serildi.
Toplumsal kriz anlarında refleks olarak ortaya konan dayanışma ruhu, maalesef şeffaflıktan uzak, popülist figürlerin kişisel ajandalarına kurban edildi.
6 Şubat depremleri gibi büyük bir felaketin ardından halkın dişinden ve tırnağından artırdığı milyarlarca liralık bağış, insanlara umut olmak yerine maalesef karanlık bir para trafiğinin merkezinde yer aldı.
Dernek hesaplarından asistanların hesaplarına aktarılan milyonlar, lüks harcamalar ve yasal bahis iddiaları, toplumun en saf ve temiz duygularının nasıl istismar edilebileceğinin somut birer kanıtı oldu.
Bu tablodaki en büyük suç ortaklarından biri de sorgulama yetisini kaybeden kitlelerdir. Sırf aynı siyasi, ideolojik veya kültürel gruptan olduğu için bir kişiyi hatasız ve kusursuz görmek, en büyük toplumsal hastalıklardan biridir. Bu kör inanç, figürlere hata yapma lüksü tanır.
Haluk Levent örneği bize şu acı gerçeği net bir şekilde göstermiştir: Kutsallaştırılan her birey, denetimden kaçtığı an yozlaşmaya açıktır. İyilik yapmak, şeffaflık zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Toplanan her kuruşun hesabı, en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna açıklanmalıdır.
Körü körüne destek, suça ortaklıktır. Yanlış yapan bir figürü "bendendir" diye savunmak, bir sonraki vurguna doğrudan zemin hazırlamaktır.
Sonuç olarak; duygusal manipülasyonlarla inşa edilen sahte kahramanlık hikayelerinin sonu her zaman hüsrandır. Toplum olarak bireylerin ideolojilerine veya popülaritelerine değil, atılan somut adımlara, kurumsal liyakate ve hesap verebilirliğe odaklanmayı öğrenmek zorundayız.