Diyetisyen Kahraman: Obezite bir sağlık sorununda öte pandemi haline geldi
Obezitenin artık bireysel bir problemden çok toplumsal, hatta küresel bir sorun haline geldiğini söyleyen Dr. Diyetisyen Sevde Karaman, obezitenin bir sağlık sorunundan öte pandemi olarak nitelendirilmeye başlandığını, Avrupa'nın en şişman ülkesinin de maalesef Türkiye olduğunu ifade etti.
Obezite, boy ve kiloya dayalı vücut kitle indeksinin 30 veya daha yüksek değere sahip olduğu sağlık açısından da risk oluşturan vücutta yoğun yağ birikimidir.
Kalp hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, karaciğer hastalığı, uyku apnesi gibi hastalıklara da etki eden obezite; kimi durumlarda ilaç ve cerrahi müdahale gerektirse de büyük ölçüde fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve davranış değişiklikleri ile tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Dr. Diyetisyen Sevde Kahraman
Küresel bir sorun olan obezitenin sebepleri ve alınması gereken önlemlere ilişkin muhabirine konuşan Dr. Diyetisyen Sevde Kahraman, "Obezite aslında artık bireysel bir problemden çok toplumsal ve dünya genelinde küresel bir problem haline geldi. Hatta biz bunu artık bir sağlık sorunundan öte bir pandemi olarak adlandırıyoruz. Özellikle Türkiye Avrupa'nın en şişman ülkesi olarak ne yazık ki bayrağı önde çekiyor. Yalnış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, uyku düzeni bozuklukları ve aslında da birçok doğru bilinen yanlışlar obeziteye sebep oluyor. Aslında bizi temel olarak yanlış beslenme alışkanlıklarına sürükleyen şey ev beslenmesinin azalıp dışarı beslenmesinin artması oldu. Geleneksel yiyeceklerin yerini ne yazık ki çok yüksek enerji içerikli, çok yüksek şeker içerikli, çok yüksek tuz ve baharat içerikli ve aynı zamanda telefon dakikada söyleyebileceğimiz yüksek enerjili yiyecekler almış durumda. Biz buna Batı tarzı diyet diyoruz. En azaltmamız gereken diyet bu ama ne yazık ki günümüzde yaygınlaşıyor. Bunun yanında büyüyen porsiyonlar da obeziteye sebep oluyor. Artık gözümüz doymuyor. Bunları yönetmek aslında bizim yanlış beslenme alışkanlıklarımızı tetikliyor." dedi.
"Hiç kimse ne yediğinin, ne kadar şeker tükettiğinin farkında değil"
Öğün düzensizliklerinin de obeziteye yol açtığını kaydeden Kahraman, "Birçok birey günü yanlış başlatıyor ve yanlış sonlandırıyor. Kahvaltı yapmayarak güne başlıyor, işe güce koşturuyoruz. Sonra kan şekeri çok dengesiz gidiyor. Sürekli atıştırıyoruz. Ne yediğimizin farkında bile olmadan çok yüksek enerji alarak günü sürdürüyoruz ve sonrasında akşamleyin de oluyor doymuyoruz. Gün başında en hareketli saatlerde açlık yapıyoruz. Gün sonunda en hareketsiz saatlerde tokluk yapıyoruz. Çayın yanında atıştırıyor, öğün porsiyonlarımız büyüyor ve tabii ki bu obeziteyi tetikliyor. Bir diğer nokta kontrolsüz şeker tüketimi… Hiç kimse ne yediğinin, ne kadar şeker tükettiğinin farkında değil. Uyku bozuklukları da bir başka sebep… Çok yüksek uyaranımız var. Telefonu da çok vakit geçiriyoruz ve bu da uykuyu bozuyor. Yeterli uyuyamadığımızda sentezlediğimiz melatonin hormonu düşerken kortizol hormonu dediğimiz stres hormonumuz yüksek gidiyor. Bu da çok daha yoğun bir şekilde enerji açığı yaratıyor ve bizi daha çok yemeye itiyor." diye konuştu.
"Kilo almanın temel nedeni, alınan enerjinin harcanamamasıdır"
Aktivite yetersizliği, hareketsiz yaşamın da obezitenin nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Kahraman, "Bizler daha fazla masa başında daha az kırlarda daha çok kentlerde yaşayan topluluk haline geldik. Bu da obezitenin temel sebeplerinden biri haline geldi. Bir başka neden fiziksel aktivitenin az olmasıdır. Fiziksel aktivite, bizi obeziteden koruyan temel etkenlerden biridir. Kilo almanın temel nedeni, alınan enerjinin harcanamamasıdır. Aldığımız enerji harcadınız enerjiden fazla ise kilo alınır. Dolayısıyla aldığınız enerji evet yüksek olabilir ama harcarsak kilo almayız. İnsanoğlunun uzun kasları var ve bu kaslar, 'yiyelim, hareket edelim' üzerine kuruludur. Ancak günümüzde yeriz ve otururuz, otururuz tekrar yeriz. Bu da tabii ki kilo alımını tetikleyicisidir. Hatta günümüzdeki sporlara baktığımızda daha çok kasların esnetilmesi, uzatılması adına plates yapılır. Yani durum o kadar kötü ki; gündelik hayattaki masa başı ve telefonun, temel olarak teknolojinin ele geçirdiği bir toplumda kısalan kaslarımızı yeniden esnetmek, uzatmak için spora ihtiyaç duyuluyor." şeklinde konuştu.
Obeziteden korunmak için neler yapılmalı?
Obeziteden korunmak adına alışkanlıkların tersine çevrilmesi gerektiğini vurgulayan Kahraman, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Bir kere beslenme alışkanlıklarımızı düzenleyeceğiz. Gündelik hayattaki temel enerjiyi sebzeden, meyveden ve tam tahıllardan almak durumundayız. Sebze bizi temel olarak doyurduğunda, gün içerisinde tükettiğimiz her şeyi daha kontrollü tüketiriz. Güne iyi bir kahvaltıyla, protein içeriği iyi olan bir kahvaltı ile başlamalıyız. Örneğin yumurta veya peynirle bir kahvaltı yapıldığında herkes fark edecek ki daha zinde, daha enerjik olunuyor. Gün içerisindeki o atıştırma ihtiyacı azalacaktır. Bir diğer nokta hareket etmektir. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi olan günlük on bin adım atılmalı. Lütfen! Telefonlarınızı bu yönde kullanalım ve hareket etmeye ağırlık verelim. Günlük en az on bin adım attığımızda sağlığımız daha yerinde olacak. 5 gün 30 dakika kadar yürüyüş öneriyoruz. Yani haftada en az 150 orta seviyede bir tempoda yürüyüşü mutlaka tavsiye ediyoruz. Bunun dışında tabii bugünü değil ama 20 yılı kurtaracak bir önerimiz daha var. Çocuklarımızın beslenmesini düzenlememiz lazım. Çocuklarımızı düzenlersek aslında toplumumuzu düzenleriz. Temel noktada okul beslenmesi, anne-baba olarak çocuklara iyi rol model olabilmek çok büyük sorumluluk… Toplumsal olarak da obeziteden korunmaya yönelik daha az gıda sektörünün ele geçirdiği reklam sistemi, daha fazla Sağlık Bakanlığının yer verdiği reklamlar ekranlarda yer almalıdır. Çünkü medya bu işte çok etkili… Şu an bu haberi yapıyoruz ve bunu okuyanlar çok daha bilinçli olacaklar. Dolayısıyla medyada biraz daha sağlık verilerinin yüksek olması toplum açısından çok önemlidir. Çünkü ne yazık ki Avrupa'nın en obez ülkesiyiz. Yapılması gereken bir başka eylem de masalardan tuzlukların kaldırılmasıdır. Bu çok önemli bir şey… Çünkü lezzet arttıkça tüketim de artıyor. Onun dışında parklarda, bahçelerde fiziksel aktivite ücretsiz yapabilecek aletlerin olması, fiziksel aktiviteyi arttıracak şekilde bir düzeneğin olması çok kıymetli. Halkımızın da bunun farkında olup küçük ödüllendirmelerle o aletleri belli bir saat kullananlara muhtarlıklarda ödüller verilebilir. Bu da obeziteyi önlemede önemli bir koruyucu önlem olacaktır."