Dost Der Yönetim Kurulu’nun imzasıyla yapılan yazılı açıklamada Budist hükümketin önce Müslümanlara karşı vur emrinin çıkarıldığını ardından da başlatılan operasyonlarda kadın çocuk demeden binlerce Müslümanın vahşice katledildiğine işaret edildi.

Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Myanmar’ın yedi eyaletinden biri olan Arakan’da Rohingya Müslümanlarının tüm hakları ellerinden alınmış; seyahat özgürlüğü, sağlık hizmetlerinden yararlanma, mülkiyet haklarından yararlanma gibi temel hakları yok sayılmıştır. Sürekli işkence ve soykırımlara maruz kalan Arakanlıların 4 milyona yakını bu sistematik ihlallerden dolayı çevre ülkelere kaçmıştır. Arakan’da kalanlar için ise zulüm ve katliamlar devam etmektedir.
Hal böyleyken Budist Myanmar hükümeti, geçtiğimiz günlerde Arakan eyaletinde yaşayan Müslümanlara karşı vur emri çıkarmıştır. Sonrasında operasyon başlatılmış, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere üç bine yakın Myanmarlı Müslüman vahşice katledilirken binlercesi de kadınların ve çocukların gözleri önünde vahşi bir şekilde insanlık dışı işkencelerden geçirilmiştir.
4-5 yıldır süre gelen bu olaylar karşısında; başta Müslüman ülkeler olmak üzere bütün dünya ülkeleri adeta bir film sahnesiymiş gibi seyirci kalmaktadır. Yaklaşık beş yıldır en şiddetli bir biçimde devam eden bu soykırım ve insanlık dışı işkenceler karşısında dünya kamuoyunun sessizliği utanç verici ve düşündürücüdür?”

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi’nin (İHAK) yayınladığı rapora göre ; “Yaklaşık 20 bin Rohingya Müslümanı Bangladeş’e iltica ettiğini 60 bin sivilin ise sınırdan geçemediği için sınıra yakın dağlık bölgelere sığındığını ifade edilen açıklamaya şöyle devam edildi:
“Arakan’ın Buthidaung, Maungdaw ve özellikle Rathedaung bölgelerinde Rohingyalı Müslümanlara ait köyler yakılmış, 700’den fazla ev, cami, Kur’an kursu, medrese, okul ve dükkân yakılmıştır. 35’in üzerinde köyden siviller can güvenliği için köylerini terk edip dağlık bölgelere sığınmışlardır. Myanmar ordusu tarafından Maundaw, Buthidaung ve Rathedaung’ta katliamlar devam etmektedir.” Ayrıca aynı raporda belirtildiğine göre çok sayıda kadın ve çocuğun canlarını kurtarmak için dağlarda yaşam mücadelesi verdiği, katliamlardan kaçan sivillerin dağlarda sınıra yakın bölgelerde Myanmar askerlerince ateşe maruz bırakılarak onlara işkence yapıldığı, katliamlardan kaçan sivillerin fiziki şartlardan dolayı da hayatını kaybettiği belirtildi. Myanmar’da yaşanan bu olaylar soykırımdır ve insanlık suçudur. Yaşanan bu soykırım, işkence ve insanlık suçlarını lanetliyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatını, Birleşmiş Milletleri ve tüm uluslararası kuruluşları bir kez olsun görevlerini yapmaya acil olarak çağırıyoruz. Başta Türkiye ve diğer İslam ülkeleri olmak üzere tüm hükümetleri, tüm insan hakları örgütlerini ve vicdan sahibi olan herkesi Arakan’da yaşanan bu soykırım, işkence ve insanlık suçunu durdurmak için tepki göstermeye ve harekete geçmeye davet ediyoruz. Bilinmelidir ki zulüm karşısında sessiz kalmak zulme rıza göstermek demektir.”

Dost-Der açıklamasının son bölümünde Arakan’daki katliamların bir an önce durdurulması ve sorumluların tamamının yargılanarak hesap vermeleri gerektiğine vurgu yaptı.