Mardin Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Mehmet Emin Esen 2011-2012 eğitim öğretim yılı birinci dönemini değerlendirmek üzere basın açıklamasında bulundu.
Açıklamasına dün akşam İlimiz Yalım Beldesi civarında meydana gelen trafik kazasında yaralanan öğretmenlerin bir an önce sağlıklarına kavuşması temennisiyle başladı.
Esen açıklamalarına şöyle devam etti:
"Karnelerin dağıtılmasına bir gün kala, karne sevincini öğrencileriyle paylaşıp aileleriyle yarıyıl tatili yapmaya hazırlanan öğretmenlerimizin trafik kazası sonucu yaralanmalarını hepimizi derinden üzmüştür. Eğitim-Bir-Sen Mardin Şubesi olarak yaralı öğretmenlerimize Allah’tan şifa diliyor, en kısa sürede sağlıklarına kavuşup öğrencileri arasına karışmalarını temenni ediyoruz. Esen açıklamalarına şöyle devam etti:
Yeni Milli Eğitim kadrosu ile başladığımız 2011-2012 eğitim-öğretim yılı birinci dönemini geride bıraktık. Bu dönemde, katsayı sorununun çözülmesi, 28 Şubat’ta uygulamaya konulan kesintisiz 8 yıllık eğitimin şura kararı gereği kesintili hale getirilmesinin gündeme alınmış olması ile stadyumlara sıkıştırılan 19 Mayıs törenleriyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın inisiyatif almış olması, yeni döneme girmeden önce il milli eğitim müdürlükleri ile ilgili belirsizliği ortadan kaldıracak adımın atılmış olması gibi eğitimle ilgili takdir edilmesi gereken bazı önemli başlıklarla birlikte, eğitimin olması gereken gerçek gündeminin dışında, eğitim çalışanlarının hafızasında derin izler bırakan olumsuzluklar da yaşanmıştır.
Bağış soruşturmaları, eğitim müfettişlerinin unvanlarının il eğitim denetmeni olarak değiştirilmesi, öğretmenlerin özür grubu tayin hakkına sınırlama getirilmesi, siyasilerin ve Bakanlığın eğitim camiasını yaralayan söylemleri gibi eğitimcilerin moral ve motivasyonunda tahribat oluşturan gündemler de bu dönemde yerini almıştır.
“Eşit işe eşit ücret” kapsamında 666 sayılı KHK ile ek ödeme oranları belirlenirken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde iyileştirme yapılmamış olması ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi çalışanlarının mali ve özlük haklarıyla ilgili yeteri kadar çaba göstermediği kanaatini ortadan kaldıracak somut girişimlerin yapılmamış olması da yine birinci döneme damgasını vuran olumsuzluklar olmuştur. 2,5 milyon memurun toplu sözleşme yapmasını sağlayacak olan 4688 sayılı Kanun’da değişiklik öngören Toplu Sözleşme Yasası’nın çıkarılamamış olması, geride bıraktığımız dönemin hanesine eksi olarak yazılan yine önemli konuların başında gelmektedir.
Öğretmen ve Öğretim Üyeleri KHK Mağduru Haline Gelmiştir
“Eşit işe eşit ücret” kapsamında 666 sayılı KHK ile farklı kurumlarda aynı unvanda çalışan kamu personelinin ücretlerinde ek ödeme oranları üzerinden eşitleme yapılırken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde iyileştirme yapılmaması ve öğretmenlerin kamuda en düşük maaş alan ikinci personel seviyesine düşürülmesi nedeniyle, öğretmen ve öğretim elemanları KHK mağduru haline getirilmiştir.
Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında kurum içi ücret dengesi dikkate alınarak Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerde çalışan şube müdürü, şef, memur ve hizmetlilerin Maliye Bakanlığı başta olmak üzere diğer kamu kurumlarında çalışan emsalleri ile ücretlerinin eşitlenmesi için yıllarca verdiğimiz mücadelenin öğretmen ve öğretim elemanları unutularak(!) düzenlenmiş olması, eğitimcileri huzursuz eden en önemli olaylardan biridir.
Ek Ders Esaslarında Yapılan Değişiklik Tatmin Etmemiştir
10/01/2012 tarihinde yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’da yapılan değişiklikler, ek ders-ek ödeme ayrımı sonrası zaruri kısımları tadil etmiş ama köklü bir çözüm getirmemiştir. Okul yöneticilerinin 6 saat derse girme zorunluluğu, ikili eğitim yapan okullardaki yöneticilerin mağduriyeti, iki gün derse girmeyene geri kalan üç günde ek ders tahakkuk ettirmeyen çarpıklık ve ek ders dağılımındaki adaletsizliklere çözüm üretilmemiş, sorunlar yine ötelenmiştir.
Yanlış Yaklaşımlar ve Söylemler Öğretmenlik Mesleğinin İtibarsızlaştırılmasına Hizmet Etmiştir
Eğitim yönetiminin görevi ve eğitime yapılan yatırımların amacı; öğretmenin önündeki bariyerleri ve ortaya çıkan problemleri kaldırmak, işi kolaylaştırmak ve verilen eğitiminin niteliğini artıracak adımları ortaya koymaktır. Eğitimin kalitesi, öğretmenin moral ve değeri kadardır. Gerek siyasilerce gerekse Bakanlıkça sarf edilen, eğitimcileri değersizleştiren söylemlerin geride bırakılan dönemde kalması gerekmektedir. Eğitimciler, sorumlu makamların sorunlu makamlar olmaması gerektiğini düşünmekte ve oluşturulan tahribatın telafi edilmesini beklemektedir.
Atama Bekleyen Öğretmen Adaylarının Beklentileri Yine Karşılanmamıştır
Ataması yapılmayan öğretmenler atama beklerken, öğretmen açığı ücretli/vekil öğretmenlerle giderilmeye devam etmektedir. Öğretmen açığı, palyatif yöntemlerle giderilmeye çalışılarak, açık adeta gizlenmektedir. Ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanma taleplerine duyarsız kalınmamalı ve yeni öğretmen alımı için bir an önce takvim ilan edilmelidir. İkinci döneme ilişkin yeni öğretmen alımı yapılmalı ve derslikler, ücretli öğretmenler yerine ataması yapılmayan öğretmenlerle buluşturulmalıdır.
Zorunlu Kesintisiz Eğitimin Gündeme Alınması Önemlidir
28 Şubat’ın dayatmasıyla ilk ve orta kısımların ilköğretim adı altında zorunlu kesintisiz 8 yıl şeklinde birleştirilmesi, geride bıraktığımız 13 yılda en çok tartışılan konuların başında gelmiştir. Fizyolojik, pedagojik ve sosyal açıdan yanlışlığı tartışma götürmeyen 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatması, ‘siyasi hayatıma mal olsa dahi yapacağım’ diyenlerin siyasi hayatını bitirmekle beraber sanayide çırak, mesleki eğitimde yönlendirme gibi önemli hususları da bitirme noktasına getirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın en üst danışma kurulu olan 18. Milli Eğitim Şurası’nda da kararlaştırılan kesintili 13 yıllık eğitimin, içinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılının birinci döneminin son günlerinde gündeme alınmış olması önemlidir.
Katsayı Probleminin Çözülmesi Son Derece İsabetli Olmuştur
Mesleki eğitime ağır darbe vuran, iş dünyasının “meslek lisesi memleket meselesi” diye sloganlaştırarak çözüm beklediği en önemli problem, şüphesiz katsayı problemi olmuştur. 28 Şubat’ta MGK kararlarıyla dayatılan ve devamında yaptırılan düzenlemelerle eğitime giydirilen deli gömleklerinden olan meslek liselerinin aleyhine uygulanan “katsayı” sorununun, birinci dönemle birlikte geride kalması, şüphesiz YÖK’ün attığı en önemli adım olmuştur.
‘19 Mayıs’ Kutlamaları ile İlgili Düzenleme Yerinde Bir Adımdır
Milli bayramların stadyumlarda sınırlı sayıda öğrencinin katılımıyla kutlanmasının önüne geçmek ve katılımcılığı çoğaltmak için sadece Ankara’da stadyumda kutlanıp, diğer illerde okul ortamında etkinliklerle kutlanmasını öngören düzenleme yerinde bir yaklaşım olmuştur. Milli bayramlar, hem kutlamalarda görev verilen öğrencilerin eğitimini aylarca aksatan hem de kutlamaları dar bir alana sıkıştıran uygulamalar olmaktan çıkarılmalıdır."
Esen açıklamalarına şu sözlerle son verdi:
"Mardin Merkeze bağlı eğitim çalışanlarının bankalarla olan maaş anlaşması önümüzdeki ay sona erecektir. Yeni bir anlaşma yapılması için ilimizde bulunan tüm bankaların katılımıyla iki sefer ihale yapılmıştır. Bankalar tarafından sunulan rakamlar komisyon tarafından düşük görüldüğü için ihaleler iptal edilmiştir. Cuma günü yeni bir ihale yapılacaktır. İnşallah bu sefer bankalar cimri davranmaz ve eğitim çalışanları için iyi bir rakam teklif ederler."
Yorumlar
3 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
atanamayan öğretmenler, sizin o çok destek verdiğiniz hükümetin icraatıdır.
Eğitim-Bir- Sen yönetimini tebrik ediyorum. Yapıcı sendikacılığın nasıl yapıldığını herkese göstermektedir. Eğitim-Bir-Senin büyük mücadeleleri sonucu yeni bir kazanın daha elde edildi. Şubat ayında yeni öğretmen alımı yapılacak. Başarılarınızın devamını dilerim.
... başarılar dilerken sendika olarak kendilerine çalışmaktan kendi elemanlarını bir yerlere getirmekten başka gayret ve amacı olmayan bu kardeş çalgıcı gruba eyvallah.Hizmet erdemli insanların işidir bekliyoruz...Bakalım gerçekler gördüğümüz gibi mi yoksa ....