Eğitim-Bir-Sen Mardin Şube Başkanı Mehmet Emin Esen, kadınları birikim ve üretimleriyle değerlendirmek yerine görünüşleri ile değerlendiren özürlü bakış açısının kendi görüşünü tüm toplumun görüşü gibi sunduğunu ve herkesi kendi saplantılarına sadakat yarışına soktuğunu ifade ederek, “Din ve vicdan hürriyetini kendi kafalarındaki dar koridorlara sıkıştıran bu yaklaşım; inançları gereği başını örten kadınları eğitim ve çalışma hayatında mengeneye almış ve ürettikleri ‘kamusal alan’ yalanıyla tecrit etmiştir. ‘Kamusal alan’ yalanı son bulmalı ve kadınlar çalışma hayatının tüm alanlarında kategorize edilmeden, engellenmeden, özgürce yerini alabilmelidirler.”dedi.
Mehmet Emin Esen, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Kadınlar Günü’nün Türkiye’de ilk kez 1921 yılında kutlandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir yönetim şekli olan parlamenter sistemin en önemli unsuru olan katılımcılığın tezahüründe; seçme ve seçilme hakkının ülkemizde kadınlara verildiği tarih ise 5 Aralık 1934’tür. Yazılı metinlerimizde seçme ve seçilme hakkı denilmesine rağmen, seçme hakkının eşit uygulandığı fakat seçilme hakkının eşit uygulanmadığı ne acıdır ki, yakın geçmişimizde de tescil edilmiştir. Kadınları kendi aralarında kategorize eden, kılık kıyafetleri ile aralarını kalın bir çizgiyle ayıran özürlü yaklaşım; bazen üniversite kapılarında, bazen orduevi ve kışlanın girişinde, bazen kamu kurum ve kuruluşlarında özgürlükleri turnikelere sıkıştırmıştır. Bunda en önemli pay, her on yılda darbe ile kesintiye uğrayan defolu demokrasimizin ayakta duramamasına neden olan dirayetsiz siyasilerindir.”
Kadınları birikim ve üretimleri ile değerlendirmek yerine görünüşleri ile değerlendiren özürlü bakış açısının kendi görüşünü tüm toplumun görüşü gibi sunduğunu ve herkesi kendi saplantılarına sadakat yarışına soktuğunu kaydeden Esen, “Din ve vicdan hürriyetini kendi kafalarındaki dar koridorlara sıkıştıran bu yaklaşım; inançları gereği başını örten kadınları eğitim ve çalışma hayatında mengeneye almış ve ürettikleri ‘kamusal alan’ yalanıyla tecrit etmiştir. 2004 yılında Anayasa’nın 10. maddesindeki ‘kanun önünde eşitlik’ ibaresinin; ‘kadın erkek eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür’ şeklinde değiştirilmesinin devamı gelmeli, ‘kamusal alan’ yalanı son bulmalı ve kadınlar çalışma hayatının tüm alanlarında kategorize edilmeden, engellenmeden, özgürce yerini alabilmelidirler. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda halkın yüzde 58’inin ‘evet’ oyuyla kabul edilen Anayasa değişikliğinde kadınlara pozitif ayrımcılık getiren Anayasal düzenleme; kadınları sınıflandırarak uygulanmamalı ve ‘pozitif ayrımcılık’, ‘pozitif ayrıcalığa’ dönüşmemelidir. Yine TBMM İç Tüzüğü’nde yer alan tayyör dayatması kaldırılmalı, seçme ve seçilme hakkına sahip bütün kadınlar, kılık kıyafetlerine göre tasnife tabi tutulmadan seçilme hakkını kullanmalıdırlar.”şeklinde konuştu.
Kız çocuklarının okullaşması için “Haydi Kızlar Okula! ve benzeri sembolik kampanyalarla işgüzar görünen devletin”, üniversite kapılarındaki başörtülü kızları turnikelere sıkıştıran trajediden vazgeçmesi, bu bağnazlıktan kurtulması gerektiğinin altını çizen Esen, “Eğitim üniformal bir faaliyet olmaktan çıkarılmalı, eğitim ve çalışma hayatını engelleyen tüm dayatmalar son bulmalıdır. Yargı, bazı insanları inanç ve fikirlerinden dolayı yargılayan tutumundan vazgeçmeli, adalet ve özgürlük talepleri son ALES kararında olduğu gibi herkesi şaşırtan komik gerekçelerle bazı yargıçların önyargılarına kurban edilmemelidir. Bazı siyasi partilerin seçim öncesi oy kaygısıyla çarşaflı kadınlara rozet takıp, daha sonra meydanlarda tahammül sınırlarını zorlayarak çarşaf yırtmaları, ikiyüzlü ve ikircikli tavırları son bulmalı, kadınlar da bu ucuz siyasete prim vermemeli, tepki göstermekten çekinmemelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Kadın sömürüsünün had safhaya ulaşmasının endişe verici olduğunu vurgulayan Esen, şöyle konuştu: “Reklâmı yapılacak her türlü ürün için cinsellik ön plana çıkarılmakta ve kadın malzeme olarak kullanılmaktadır. Araba lastiğinden tıraş bıçağına, otomotiv sektöründen kozmetiğe varana kadar alakalı alakasız her konuda kadınlar reklâm objesi olarak seçilmekte, cinselliği öne çıkaran bir yaklaşımla bazı fotomodel kadınlar eliyle toplumun ahlak yapısı dejenere edilip, yozlaşmaya prim verilmektedir. Yozlaşan toplumda en korumasız insanların çocuklar ve kadınlar olduğu herkesin ortak kabulüdür. Kadınlarımız toplumun çöküşünü kendi elleriyle hızlandırmaktan sakınmalı, kadınlar açısından harakiri olarak değerlendirilmesi gereken bu oyunun parçası olmamalıdırlar. Daha fazla kazanma hırsının her şeyi mübah gören yaklaşımı; kadını teşhir ederken erkekler kadını izliyor, kadınlar da ne yazık ki kendilerini izleyenleri izlemeye devam ediyor.”
Esen, kadınların günümüzde fiziksel ve cinsel taciz, töre cinayeti, ucuz işçilik, kadınlar arasında ayrımcılık, eğitim hakkından mahrum kalma, sömürülme gibi sorunlar yaşadığına dikkat çekerek, “Ülkemizde ve dünyada kadınların birçok sorunu vardır ve bu sorunlar ülkelerin genel ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel problemlerinden bağımsız değildir. Sorunların azaltılması ya da ortadan kaldırılması için sivil toplumdan siyasete varana kadar kadın, her alanda sorumluluğunu kuşanarak yer almalıdır. Kadınlar, lütfedilmiş hakların değil, kazanılmış hakların peşine düşmelidir. Eğitim-Bir-Sen Mardin Şubesi olarak, hakkı ihlal edilenin ve hakkı ihlal edenin kim olduğuna bakmadan her hak ihlaline karşı çıkmaya ve adalet tesis edilinceye kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.Bu vesileyle başta eğitim çalışanları olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, kadınların sorunlarının çözümüne vesile olması temennisiyle kutluyoruz.”diye konuştu.
Yorumlar
1 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
SAYIN BAŞKAN YAZINIZ GÜZEL.ANCAK UNUTULMAMALIDIR Kİ KADINLARDA DUYGUSALLIĞIN ÖNDE OLMASI SEBEBİYLE İLE ÇOĞU SAYDIĞINIZ MALZEME.. ! KADIN İMAJI OLMAKTADIR. KADIN İMAM OLMAZ.KADIN ANADIR,YARDIR,KARDEŞTİR, ANCAK GÜNÜMÜZDE KADIN O KADAR İSTİSMARA AÇIK İKİ UCU....BİR SOPA'Kİ, (BU LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ HESABI) NERDEN-NEREYE ÇARPACAĞI BELLİ DEĞİL. İCRAAT BABINDA YAPILACAK OLAN ÇEKİRDEK AİLE YAPISINDAN BAŞLAYIP ŞUAN GELİNEN NOKTANIN BOZULMUŞ YERİNDEN DÜZELTMEKLE KADININ BULUNMASI GEREKEN NOKTADA OLUR. VE DENGELERLE OYNAMAMA YANİ, ALLAHIN KİTABINDA KADININ OLMASI VE OLMAMASI GEREKEN YER-YERİ İYİ BİLİNMELİ VE O ŞEKİLDE KADIN TOPLUMDAKİ YERİ ALLAHIN TAKDİR ETTİĞİ YERDE OLUR.SELAMETLE KALIN.