Eğitimsen kadın komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma Günü nedeniyle Mardin Artuklu Üniversitesi Koçaklar Salonunda, “İçimdeki Yangın” isimli bir filim gösterimi yaptı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Eğitimsen kadın komisyonu adın konuşma yapan Özlem Öner, kadın sorunlarıyla ilgili şunları söyledi;

  Mardin eğitim sen kadın komisyonu adına. Herkese iyi akşamlar diliyorum…

“Eşitsizlikler karşısında durmak, ikincil olmaktan kurtulmak, kadınların özgün örgütlülüğü ile mümkündür” diyerek sözlerime devam etmek istiyorum…Bu bağlamda eğitimsen kadın komisyonu, kadını ilgilendiren tüm sorunlara çözüm arar, hayata geçirme, ayrımcı uygulamaları ortadan kaldırma, sendikal örgüte aktif katılım sağlama mücadelesi verir. Eğitimsen li kadınlar olarak başta çalışma yaşamımız olmak üzere toplumsal siyasal alandaki yaşamımızın değişmesi için yıllardır mücadele emekçileri olarak şunu da biliyoruz: eğitim seni kadınlar, kadın örgütlülüğü de eğitim sen i güçlendirir. Bizler Mardin de eğitim emekçileri olarak neler yapmaktayız, bu konuda bilgilendirmek istiyorum sizleri. Mardin eğitimsen kadın komisyonu olarak kadınların yaşadığı her konuda farkındalık yaratmak için bir takım etkinliklere çalışmalara imza attık, toplumsal cinsiyet, kadına şiddet, yasalarda kadın ve kadın sağlığı konularında resmi yazı ile Mardin de birçok okulda seminerler verdik. Yine başka bir çalışma olan çocuk istismarı konulu seminerde, Av. Özlem Mungan ve Dr. Halime Tuna ile eğitim çalışması yaptık. Tecavüz kültürü, cedaw, feminizm konulu sendika binamızda atölye çalışmaları yaptık. ve 8 mart ta çadır etkinliğimiz ile bu gün ki 25 kasım etkinliklerine kadar düzenli olarak çalıştık ve kadın olduğumuzu hissettiğimiz alanların içinde yer aldık.

        Yaklaşık 41 yıl önce bu gün, yani 25 Kasım 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti diktatörü Trujillo’ya muhalif oldukları ve ön saflarda yürüdükleri için Mirabel kardeşler, Diktatörün askerleri tarafından tecavüze uğradılar ve vahşice katledildiler. Bu barbarca ve vahşice olay uzun bir süre hafızalardan silinmedi. Yıllar sonra Bu gün Mirabel kardeşlerin şahsında, kadına yönelik negatif ayırımcılığın utanç günü, insanlık ayıbının yıldönümü.

      Evet, arkadaşlar bu gün 25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı ve uluslararası

Dayanışma günü.

     O günden bu güne ve öncesinde kadına karşı her boyutuyla yürütülen negatif ayırımcılık; Ne kadar ovulup silinmeye, yok edilmeye UNUTTURULMAYA çalışılırsa çalışılsın duvarların üzerine çekilen sahte boyalar solmakta, utancı örten sıvalar ise her yerinden dökülmekte. Çünkü kadının yaşadığı şiddetin ve negatif ayırımcılığın geçmişten günümüze uzanan hikâyesi, aynı duvarların örüntüsüdür.

     Bir yanımızda Mirabeller, Güldunya, Medine, Ayşe Paşalı, Şems Alak, Muğlalı b.s. N.Ç,,,,Siirt’ in 4 okullu kızı ve binlercesi  ,,,birbirini tanımayan binlerce kadın aynı noktada buluşuyorlar,,,Şiddet, vahşet, cinayet ve  trajedi… Diğer yanımızda ise bunların yaşadığı şiddeti meşrulaştıran bir medya ve dayatılan çarpık sistem..

Ve sistemin bile kadın bedenini istismar eden adaleti. Minicik bir kızın bedeni üzerinde en iğrenç muameleleri gerçekleştirenlere, “keratalar bir daha yapmayın” mantığında verilmeyen hapis cezaları. Olmuştur…

verilmeyen hapis cezaları diyoruz  çünkü n.ç. davası trajikomik bir cümle ile sonlanmıştır..n.ç. kendi rızası ile 12 yaşındayken babası yaşındakilerle  birlikte olmuştur..burada asıl  ceza aslında n.ç ye ..aslında biz kadınlara varılmıştır…

Bu sonuçsuzluğu  tüm kadınlar adına kınıyoruz..

     Aynı adaletin gölgesinde kalan bir diğer olay,,, Siirt’te 4 kız çocuğuna tecavüz eden şahıslar elini kolunu sallayarak gezerler iken ve bu şahısların HALEN aranıyor olması utanç vericidir,,,,oysa bunun yanlışlığını savunan insanlarımız cezaevlerinde şuan.. hele kadınlarımız erkeklere uyarlanmış hapishanelerde tutulup ayrıca birer şiddet mağduru durumundadırlar..

    Ve biz örgütlü kadınlar yaşananların acısını içimizde yaşarken, eşitliğin olmadığı düzene karşı mücadele ederken, Sistem, KESK’in emekçi kadınları olarak, bizim üzerimize gelmekte; argümanları her gün çeşitlenen bahanelerle gözaltılar, baskılar ve tutuklamalar yolu ile bizi sosyal alandan uzaklaştırmaya çalışıyor

    Oysa her yerde izler işaretler var,ekilen tohumda gürbüz çocukların yanaklarında barış için uzatılan elde direniş için kaldırılan kolda eşit ve özgür ve de adıl bir dünya mücadelesinde..bu işaretleri izleyen kadınlar var.seslerini başka kadınların sesleriyle bırlestıren savaşa şiddete hayır diyen kadınlar var… Var olacaktır, çünkü kadın insanlık vicdanının tamda merkezindedir.

    Biz kadınlar Mücadele eden kadına tahammülü olamayan bir toplumda yer almak istemiyoruz, şiddeti uygulayanların cezasız kalmayacağı konusunda emin olmak istiyoruz.kadınların sınıfsal mücadeleye katılımları sendikalarda örgütlenme ile gerçekleşeceğine inanıyoruz.ve zamanaşımı öne sürülerek alınan kararlar karsısında cinsiyet ayrımcılığının önüne geçilmemiş, şiddet engellenmemiş diyoruz,ve erkek egemen iktidarın kadını yok sayan onu meta olarak algılayan tüm zihniyet ve yapılarına karsı bulunduğumuz her yerde mücadelemizi sürdüreceğiz,simyacı dikkatiyle kırılan parçaları birleştirip dağınık olanı toplarken ,çürümüş olanları ortadan kaldırmayı ,her gün yeniden üretilen erkek egemenliğine kendi varoluşumuzu yenilemeyi,direnişimizi güçlendirmeyi sağlayabiliriz…

     Bizler Emeğimize bedenimize, kimliğimize yönelik her turlu şiddete dur diyecek cesarete yeni bir dünya yaratacak inanca sahip eğitim emekçisi kadınlarız.

 

    Çalışmalarımızın kadına yönelik şiddete ,,savaşa ,ırkçılığa ve baskılara karşı dayanışmamızı güçlendirmeye, mücadelemizi yükseltmeye katkı sunması dileğiyle.