"ZORBALIKLA KARŞI KARŞIYA KALDIK"
Mardin Barosu Başkanı Avukat Çelebi Araz, “Nusaybin ilçesinde bulunan 15 avukat meslektaşımızın avukatlık bürosuna kapılarının bir daha kapanmayacak şekilde balyozlarla kırılmak sureti bürolarına girilmiş, içerideki dava dosyaları bazı evrak ve dosyaların yerlere atıldığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili iddiaları İlgili savcımızı arayarak ilettik. Tam da bu süreçte yine 25 Nisan 2016 tarihinde saat 16.25 sıralarında mesleki işlerim için özel aracımla Midyat’a giderken Midyat’ın girişinde emniyet ve jandarmanın müşterek kontrol uygulama noktasında aracım durduruldu. Avukatlık kimliğimi ibraz etmeme karşın, aracım aranmak istendi. Mardin Baro Başkanı olduğumu ispatlayan avukatlık kimliğimi tekrar tekrae ibraz etmeme karşın Cumhuriyet Savcısı’nın talimatı var denilerek ısrarla aracım aranmak istenmiştir. Uygun bir dille mesai saatinin dolmasına çok az bir zaman kalmasına rağmen mesleki işlerimi yürütmem için arabamı ve kimliğimi bırakmak şartı ile dahi ayrılmama izin verilmemiştir. Daha sonra aracım polis refakati ile Midyat Emniyet Müdürlüğünün önüne çektirildi. Yaklaşık 40 dakika bekletildikten sonra Midyat Emniyet Müdürlüğü önünde bu defa Cumhuriyet Savcısı’nın gelmeyeceğini, aracımın aranmayacağı ifade edildi. GBT sorgusu ve aracının sorgusu yapıldıktan sonra gidebilirsiniz denildi. Onur kılıcı beyanlarına muhatap kaldıktan sonra Cumhuriyet Savcısı gelmeyecek, aracınızı aramayacağız demeleri keyfiliktir ve en hafif tanımıyla zorbalıktır. Zorlu süreç hiçbir zaman hiç birimizi hukuku yoldan saptırmamalıdır. Bizim hukuk devleti olup olmadığımızı aslında böylesi zor şartlarda ortaya çıkması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
"BİRİLERİ BOLYOZLA VANDALLIK YAPIYOR"
Mardin'e yaptığı ziyaretin bir protokol ya da bir nezaket ziyareti olmadığının altını çizerek sözlerine başlayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise bunun bir görev ve bir zorumluluk ziyareti olduğunu söyledi.
Gerçekleştirdiği ziyaretten dolayı kendisine teşekkür edenlere dönerek sözlerine devam eden Feyzioğlu, "Kimse bana teşekkür falan etmesin. Biz bulduğumuz ilk fırsatta buraya gelmek zorundaydık ve nihayetinde de geldik. Burada yaşananları halkımıza en doğru şekilde anlatmamız gerekiyor. Baro Başkanımız Araz'ın anlattığı her iki ayrı olayda da doğrudan doğruya bizim alanımıza girmiş bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Dışardan bakıldığında ve sosyal medyadaki bu olaya ilişkin yaptığım paylaşımlara gelen yorumları okuduğumda vatandaşlarımızın sanki Nusaybin'deki olağanüstü durumdan kaynaklı devam eden güvenlik güçlerinin operasyona bağlandığını gördüm. Arkadaşlar konu bu değildir, asıl konu hiç kimseye herhangi bir tehdit veya tehlike oluşturmayan büroların kapılarının balyozlarla kırılıp içeri girilmesidir. Bunu orada tüm zorluklara karşı fedakarlıkla görev yapan meslektaşımızın beyanlarında vardır. Yaşananları baro başkanımız da anlattıklarıyla teyit etmektedir hem de Nusaybin Başsavcımız orada bir hukuksuzluk olduğunu ve suç teşkil eden eylemlerin söz konusu olduğunu bizzat ifade etmiştir. Bu yaşanan hukuksuzluğun hiç bir izahı yoktur. Söze geldiğinde Türkiye’nin her tarafının vatan toprağı olduğunu söyleyen ama öze geldiğinde hukuksuzluk yapıldığı için bu konu önemlidir. Bu hiçbir ölçüyle bağdaşmaz. Konuya, ister bir hukukçu hassasiyetiyle ‘hukukun üstünlüğü’ penceresiyle bakın, ister vatanseverlik penceresinden bakın. Neresinden bakarsanız bakın hukuki alanda yeri yoktur. Anayasa ya vardır ya yoktur, avukatlık kanunu ya vardır ya yoktur. Şu anda birileri eline balyozları alıp, binaların kapılarını kırıp, içeriye girip vandallık yaptıysa bunu terörle mücadele bahanesiyle hafifletmek ve meşru göstermeye çalışmak asla söz konusu olamaz. Orada hiçbir mazeret ve hukuki dayanak olmaksızın büroların tahrip edilmesi söz konusudur. Büroların dokunulmazlığına müdahale edilmesi söz konusudur. Hem Türk Ceza Kanunu’nun pek çok hükmü hem de Avukatlık Kanunu’nun bürolarımıza dokunulmazlık veren hükmü ihlal edilmiştir. Dolayısıyla burada yaşananlarda bir suç vardır. Yaşananları teid eden Nusaybin Başsavcımızın da bu suçun ciddi bir şekilde takip edeceğini umuyor ve bekliyoruz. Zira Sayın Başsavcımızın kendi ifadesi de bu yöndedir.” şeklinde konuştu.
“Hukuksuzluğu takipçisi olacağız”
Konuşmasının son bölümünde her iki olayda da yaşanan hukuksuzluğun takipçisi olacaklarını kaydeden Feyzioğlu, “Şunu tüm meslektaşlarımız bilsinler ki hem Türkiye Barolar Birliği hem Mardin Barosu hem de Türkiye’nin bütün baroları bu hukuksuzluğu çok yakından takip edecektir. Takip edilip, edilmemesini de yakından takip edecektir. Bir ülkede Baro Başkanı, bir keyfi uygulamayla karşı karşıya kalıyorsa bu ülkede herkes en ağır keyfi uygulamalara maruz kalabilir. Avukatların kanundan kaynaklanan dokunulmazlıklara sahip olmasının sebebi vatandaşlarımızın haklarını savunmakla yükümlü olduğu içindir. Avukatlar olarak bizler mesleki dayanışma içerisinde hareket etmeye devam edeceğiz bizlerin bu mesleği dayanışması hukukun üstünlüğü gözetilmesi adına bir mesleki dayanışmadır.” dedi.
Gazetecilerin Nusaybin'e bir ziyaretin olup, olmayacağı yönündeki sorularını yanıtlayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Mardin'e sadece bu yaşanan bu iki olay için geldiğini, bütün randevularımı iptal ederek geldiği Mardin'den Akşam uçağıyla Diyarbakır üzerinden geri döneceğini, dolayısıyla da Nusaybin'e gitme gibi bir programın olmadığını söyledi.
Yapılan açıklamanın ardından Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu Mardin ve Şanlıurfa Baro Başkanlarıyla birlikte yaşanan süreçle ilgili bilgi almak üzere Mardin Adliyesine geçti. Adliye Binasında Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Özel ile Mardin Adalet Komisyonu Başkanı Bülent Koç ve diğer yetkililerle bir araya gelen Feyzioğlu, Basına kapalı gerçekleştirilen ziyaretlerin ardından Mardin'den ayrıldı.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin