Filistin Konvoyu koordinatörleri: Batı Şeria'nın da Gazze'ye dönüşmemesi için yollardayız

GÜNDEM

Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinden yola çıkan Uluslararası Filistin Konvoyu'nun koordinatörleri, Diyarbakır'da yaptıkları açıklamada hedeflerinin Gazze'nin yanı sıra Batı Şeria'da yaşananlara da dikkat çekmek olduğunu belirtti.

Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinden yola çıkan ve 20 ülkeden 500’ü aşkın aktivistin yer aldığı Uluslararası Filistin Konvoyu, Diyarbakır’daki programını tamamlayarak Mardin’e hareket etti.

Konvoy temsilcileri, yolculuğun insani ve vicdani bir farkındalık hareketi olduğunu belirterek, hedeflerinin Ürdün üzerinden Batı Şeria'ya ulaşmak ve Filistin'in tamamında yaşanan işgal politikalarına dikkat çekmek olduğunu ifade etti.

Uluslararası Filistin Konvoyu Yönetim Kurulu Üyesi Davut Taşkıran ile konvoy koordinatörlerinden Mehmet Ali Parlak, Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinden başlayan yolculuğun yalnızca Gazze'ye değil, Batı Şeria'da artan işgal politikalarına da dikkat çekmeyi amaçladığını belirterek, Türkiye'de gördükleri yoğun halk desteğinin konvoyun kararlılığını güçlendirdiğini ifade etti.

Davut Taşkıran

"Filistin'i bir bütün olarak savunuyoruz" Konvoy Yönetim Kurulu Üyesi Davut Taşkıran, Gazze'de yaşanan saldırılar nedeniyle dünya kamuoyunun dikkatinin büyük ölçüde bu bölgeye yöneldiğini, ancak Batı Şeria'da da işgal ve ilhak politikalarının hız kazandığını söyledi.

Taşkıran, "israilin Oslo Anlaşmalarını ihlal ederek Batı Şeria'daki kontrol noktalarının sayısını önemli ölçüde artırdığını belirterek, "Filistin Konvoyu Yönetim Kurulu üyesiyim. Bildiğiniz gibi Avrupa’dan katılan 20 ülkeden aktivistlerle Bosna-Hersek’te buluştuk ve konvoyumuzu Srebrenitsa’dan başlattık. Avrupa çıkış noktamız Bosna, Türkiye çıkış noktamız ise İstanbul oldu. Bugün 9’uncu şehrimizdeyiz. İnşallah yarın Mardin’e, ardından Irak ve Ürdün’e geçeceğiz. Bize en çok "Neden Batı Şeria?" diye soruyorlar.

Amacımız çok açık. 7 Ekim’den sonra israil, Oslo Anlaşmalarını daha ağır şekilde ihlal ederek Batı Şeria’daki A, B ve C bölgelerine yönelik ilhak politikalarını artırdı. Yaklaşık 100 olan kontrol noktası bugün irili ufaklı 700’e ulaştı. Gazze’de yaşananlar dünya kamuoyunun dikkatini çekerken, Batı Şeria adım adım ilhak ediliyor. Biz de Filistin’in bir bütün olduğunu dünyaya göstermek istiyoruz. Gazze ile birlikte Batı Şeria’yı da savunuyor, Batı Şeria’nın da Gazze’ye dönüşmemesi için bu misyonu üstleniyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde Ürdün’e, ardından Batı Şeria’ya ulaşmayı planlıyoruz." dedi.

"Daha önce denenmemiş bir rota"

Konvoyun Avrupa'dan başlayıp Türkiye üzerinden ilerleyen güzergâhının ilk kez uygulandığını belirten Taşkıran, bu nedenle misyonun önemli bir tecrübe niteliği taşıdığını söyledi.

Uğradıkları şehirlerde yoğun ilgiyle karşılandıklarını ifade eden Taşkıran, "Bu rota daha önce hiç denenmedi. Sumud Filosu ve Sumud Kara Konvoyu Libya üzerinden denendi ancak Avrupa’dan başlayıp Türkiye üzerinden ilerleyen bu güzergâh ilk kez uygulanıyor. İlk kez denenen bir misyonda elbette riskler vardır ancak elimizde başarısız olmuş bir örnek de yok. Güzergâh boyunca gördüğümüz dayanışma, partner kuruluşlarımızdan aldığımız olumlu geri dönüşler ve uğradığımız şehirlerde halkın sahiplenmesi bize umut veriyor.

Türkiye’de ziyaret ettiğimiz her şehirde büyük bir ilgiyle karşılandık. Bu da halkımızın bu tür vicdani misyonlara ne kadar sahip çıktığını gösteriyor. Bugün Diyarbakır’da kilometrelerce uzanan bir konvoy oluştu. Bu nedenle, daha önce denenmemiş bir rota olmasına rağmen başarı ihtimalimizin çok yüksek olduğuna inanıyoruz. Hiçbir engelle karşılaşmasak bile Ürdün sınırına ulaşma ihtimalimizi yüzde 99 olarak görüyoruz. Ürdün sınırına ulaşmak, Filistin sınırına ulaşmakla eşdeğer bir anlam taşıyor. Hedefimize ulaşacağımıza inanıyor ve umutla yolumuza devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

"450 aktivist yolculuğumuz sürüyor"

Sınır geçişleri ve vize işlemleri nedeniyle katılımcı sayısında değişiklikler yaşanabileceğini ifade eden Taşkıran, "Şu anda Avrupa’dan 20 farklı ülkeden 90 katılımcımız bulunuyor. Konvoyun genelinde ise organizasyonumuz bünyesinde yaklaşık 450 aktivist yer alıyor. Ancak sınır geçişlerinde vize işlemleri nedeniyle bu sayı değişebilir. Bu tür uluslararası misyonlarda katılımcı sayısının artması ya da azalması son derece doğal bir süreçtir." şeklinde konuştu.

"Başarısızlık olsa bile yeni misyonlara öncülük edecek"

Her girişimin yeni bir dayanışma hareketini doğurduğunu dile getiren Taşkıran, "Ben daha önce March to Gazza, Sumud Filosu, Sumud Kara Konvoyu ve bu misyon olmak üzere küresel ölçekte dört ayrı organizasyona katıldım. Bazı misyonlar hedeflerine ulaşamasa da her biri kendisinden sonraki girişime öncülük etti. Dolayısıyla bu misyon da herhangi bir nedenle tamamlanamasa bile daha büyük organizasyonların doğmasına vesile olacaktır. Bu yönüyle de başarısızlık söz konusu değildir. En azından örnek olan, yeni misyonların önünü açan bir girişim olacaktır." dedi.

Mehmet Ali Parlak

"Beş aylık hazırlığın ardından yola çıktık"

Konvoy koordinatörlerinden Mehmet Ali Parlak ise organizasyonun yaklaşık beş aylık hazırlık sürecinin ardından hayata geçirildiğini belirtti.

Hazırlık sürecinde Türkiye'nin birçok ilini ziyaret ederek sivil toplum platformlarıyla görüştüklerini ifade eden Parlak, "Yaklaşık beş aylık yoğun bir hazırlık süreci geçirdik. Bu süreçte üç kez İstanbul’a gittik, iki kez de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni dolaşarak sivil toplum platformlarıyla görüştük. Özellikle platformlarla görüşmeyi tercih ettik. Çünkü tek tek derneklerle görüşmemiz durumunda yanlış anlaşılmalar yaşanabilirdi. Bu nedenle platformlar üzerinden istişareler gerçekleştirdik ve çok güzel karşılıklar aldık." dedi.

"Diyarbakır'daki sahiplenme bizi duygulandırdı"

İstanbul'dan itibaren her şehirde artan bir ilgiyle karşılaştıklarını belirten Parlak "İstanbul’dan başlayan yolculuğumuz Sakarya, Ankara, Konya, Niğde, Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa ve bugün Diyarbakır’a ulaştı. Açıkçası Diyarbakır’ı büyük bir heyecanla bekliyorduk. İstanbul’daki yoğun katılımın ardından her şehirde büyüyen bir ilgi gördük. Kartopu gibi büyüyen bu destek, Diyarbakır’da adeta zirveye ulaştı. Bugün yaklaşık 2 bin 500 aracın konvoya eşlik ettiği ifade edildi. Oluşan yoğunluk nedeniyle yollar yetersiz kaldı ve emniyet güçleri konvoyu dört ayrı gruba ayırarak geçişi sağladı.

Bütün bunların arkasında büyük bir özveri, samimiyet ve ihlas var. Tarihin en büyük kara konvoylarından birinden söz ediyoruz. Yirmi farklı ülkeden insanlar Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinden yola çıktı. Kosova, Arnavutluk, Yunanistan, İstanbul ve Türkiye’deki birçok şehirden geçerek bugün Diyarbakır’a ulaştık. İnşallah yarın Çınar, Mardin, Nusaybin ve Habur Sınır Kapısı üzerinden Irak’a, ardından Ürdün’e ve son olarak Batı Şeria’ya ulaşmayı planlıyoruz." diye konuştu.

"Bu bir siyasi değil, vicdani bir yolculuk"

Gazze'de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmayı tercih etmediklerini belirten Parlak, vicdan sahibi insanların sorumluluk alması gerektiğine inandıkları için bu yola çıktıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz isimsiz insanlarız. Çünkü bu yolculuğa tamamen insani ve vicdani duygularla çıktık. Hiçbir siyasi ya da politik hedefimiz yok. Vicdan sahibi insanlar olarak bir araya geldik ve güçlerimizi birleştirdik. Aramızda çok samimi insanlar var. Küçüğünden büyüğüne, gencinden yaşlısına kadar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bizimle birlikte yürüyemese de dua eden, destek veren tüm kardeşlerimize selam olsun.

Bu yola çıkarken yalnızca Allah’a güvendik. İnandık, kararlı olduk ve bu yolculuğu sürdürmeye karar verdik. Çünkü bugün dünyanın gözleri önünde büyük bir katliam yaşanıyor. Önümüzde iki seçenek vardı ya vicdansız olup sessiz kalacaktık ya da vicdan sahibi insanlar olarak ayağa kalkacaktık. Biz ikinci yolu seçtik. Kıyamet gününde Rabbimize verebileceğimiz küçük de olsa bir cevabımız olsun istedik. Bugün Diyarbakır bambaşka bir tablo ortaya koydu. Urfa’dan sonra Diyarbakır’daki sahiplenmeyi görmek bizi ayrıca duygulandırdı. Tüm Diyarbakır halkına ve isimsiz kahramanlara teşekkür ediyorum."