Filistinli esir kurumları, 10 Ekim Dünya Ölüm Cezasına Karşı Mücadele Günü dolayısıyla yayımladıkları açıklamada, işgal zindanlarındaki Filistinlilerin tarihinin en kanlı dönemlerinden birini yaşadığını belirtti.
Açıklamada, cezaevleri ve gözaltı merkezlerinin fiziksel ve psikolojik işkencenin yanı sıra sistematik aç bırakma, tıbbi bakımdan yoksun bırakma ve dünyayla iletişimin kesilmesi gibi uygulamaların merkezine dönüştüğü ifade edildi.
Kurumlar, esirlere yönelik öldürme uygulamalarının yalnızca idam cezası düzenlemesiyle sınırlı olmadığını, doğrudan veya dolaylı infazlar ile ağır esaret koşullarının da bu sürecin parçası olduğunu vurguladı.
Ekim 2023'ten bu yana kimlikleri tespit edilen en az 92 Filistinli esirin şehit edildiği belirtilirken, Gazze Şeridi'nden alıkonulan ve kimlikleri açıklanmayan çok sayıda kişinin de sahada infaz edildiği veya cezaevleri ve askeri kamplarda işkence sonucu şehit olduğu kaydedildi.
İdam yasası infazlara hukuki kılıf olarak değerlendiriliyor
Açıklamada, siyonist rejimin 30 Mart'ta kabul ettiği idam yasasının sahadaki uygulamalardan bağımsız olmadığı belirtilerek, düzenlemenin Filistinlilere yönelik tasfiye politikasına hukuki ve siyasi meşruiyet kazandırmayı amaçladığı ifade edildi.
Yasanın, Filistinlilerin yaşadığı işgal altındaki topraklarda askeri mahkemeler üzerinden ayrı bir hukuki rejim oluşturduğu ve idam cezasının uygulanmasını kolaylaştırdığı bildirildi. Düzenlemeyle daha önce aranan oybirliği şartının basit çoğunluğa indirildiği, cezanın müebbet hapse çevrilmesi ve af imkânlarının da sınırlandırıldığı aktarıldı.
İşgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlileri kapsayan askeri yargı yolunun yanı sıra siyonist rejimin sözde vatandaşlığına sahip Filistinliler için de ayrı hükümler getirildiği belirtildi. Bu kapsamda, "israil devletinin varlığını inkâr etme" amacıyla işlendiği öne sürülen suçlarda idam veya müebbet hapis cezasının öngörüldüğü kaydedildi.
İnfaz için 90 günlük süre öngörülüyor
Açıklamaya göre yasa, idam cezasının asılarak infaz edilmesini, infazın özel eğitim almış cezaevi görevlilerince gerçekleştirilmesini ve kararın ardından 90 gün içinde uygulanmasını öngörüyor. Başbakanın özel koşullarda infazı erteleme talebinde bulunabileceği, erteleme süresinin ise 180 günü aşamayacağı belirtiliyor.
Düzenlemede, idam cezasına çarptırılan esirin diğer esirlerden ayrı tutulması ve ailesinin infaz sırasında hazır bulunmasının engellenmesi gibi hükümler de yer alıyor. Kurumlar, bu uygulamaların Filistinli esirlerin temel haklarını daha da ağır biçimde ihlal edeceği uyarısında bulundu.
Gazze'den alıkonulan esirlere ilişkin ayrı bir düzenlemenin de 11 Mayıs 2026'da kabul edildiği belirtilen açıklamada, söz konusu yasa kapsamında belirli suçlamalar yöneltilen kişilerin özel askeri mahkemelerde yargılanmasının öngörüldüğü aktarıldı.
Uluslararası soruşturma ve koşulsuz tahliye çağrısı
Filistinli esir kurumları, uluslararası topluma yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmeme çağrısı yaptı. Devletler, hükümetler, parlamentolar ve uluslararası kuruluşlardan, esirlere yönelik ihlallerin sorumlularının hesap vermesini sağlayacak hukuki ve siyasi adımlar atmaları istendi.
Açıklamada öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
- Tüm Filistinli kadın ve erkek esirlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması.
- Cezaevlerinde yaşanan işkence, kötü muamele, tıbbi ihmal ve ölümlere ilişkin bağımsız, şeffaf ve tarafsız soruşturmalar açılması.
- Uluslararası Kızılhaç Komitesinin tüm esirleri ziyaret etmesine ve tutulma koşullarını denetlemesine izin verilmesi.
- Gazze'den alıkonulan ve akıbetleri bilinmeyen kişilerin nerede tutulduklarının açıklanması.
- Uluslararası Ceza Mahkemesinin Filistinlilere karşı işlenen suçlara ilişkin soruşturmalarının desteklenmesi ve sorumluların hesap vermesinin sağlanması.
Kurumlar, cezasızlığın sürmesinin yalnızca Filistin halkını değil, uluslararası hukuk sistemini de tehdit ettiğini vurguladı. Filistinli esirlerin hayatlarının korunması, kayıp ve alıkonulan kişilerin akıbetlerinin açıklığa kavuşturulması ve ihlallerden sorumlu olanların yargılanmasının, yeni suçların önlenmesi açısından zorunlu olduğu ifade edildi.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin