Geşgin’den Sanal Kumar ve Diziler Tepkisi: “Gençlik Sahipsiz Kalıyor”
Araştırmacı-Yazar Muhammed Nur Geşgin, toplumda giderek yaygınlaşan sanal kumar, televizyon dizileri ve gençlerin yaşadığı manevi sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geşgin, hükümet ve yerel yönetimlerin gençlerin manevi gelişimine yönelik daha fazla çalışma yapması gerektiğini belirterek, “Hükümet ve yerel yönetimlerin politikaları maalesef tahribata yönelik. İslami terbiyeye, ahlaka ve kanaate yönelik hiçbir programları yoktur.” dedi.
Araştırmacı-Yazar Muhammed Nur Geşgin, özellikle gençler arasında yaygınlaşan sanal kumar ve televizyon dizilerinin toplumsal yapıya etkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Geşgin, gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümünde başta hükümet ve yerel yönetimler olmak üzere alimler ile sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü söyledi.
“Gençliği ifsat eden faaliyetler yürütülüyor”
Sanal kumarın gençler arasında giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Geşgin, gençleri kolay ve hızlı para kazanma düşüncesine sürükleyen faaliyetlerin toplumsal açıdan ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.
Geşgin, bu konuda en büyük sorumluluğun hükümet ve yerel yönetimlerde olduğunu belirterek, alimler ve sivil toplum kuruluşlarının da gençlerin bilinçlendirilmesi noktasında daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
“Hükümet ve yerel yönetimlerin politikaları maalesef tahribata yönelik” diyen Geşgin, gençleri ahlaki ve manevi açıdan güçlendirecek çalışmaların yetersiz kaldığını savundu.
Geşgin, özellikle konser ve festivaller gibi etkinliklerin de gençlerin üzerinde olumsuz etki oluşturabileceğini ileri sürerek, gençlerin dini ve manevi faaliyetlere yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Diziler festivallerden daha hızlı toplumu etkiliyor”
Televizyon dizilerinin toplum üzerindeki etkisine de dikkat çeken Geşgin, dizilerin her gün milyonlarca insanın evine girdiğini belirterek bu yapımların gençler üzerindeki etkisinin daha fazla ele alınması gerektiğini söyledi.
Geşgin, şöyle konuştu:
“Festivaller yılda birkaç defa düzenlenir. Oysa diziler her akşam, her kanalda mutlaka 2-3 tane olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlar akşam yemeğinden sonra yatana kadar dizilerle vakit geçirmektedir.”
Dizilerde sunulan hayat tarzlarının özellikle gençler açısından özendirici hale geldiğini savunan Geşgin, lüks yaşam, mafya kültürü, kolay yoldan zenginleşme ve gösterişli hayatların normalleştirildiğini ifade etti.
“Gençleri hızlı ve bedelsiz zengin olmaya özendiriyorlar”
Dizilerdeki karakterlerin gençler tarafından örnek alınabildiğini belirten Geşgin, bu durumun gençleri yanlış davranışlara yöneltebileceğini söyledi.
Geşgin, “Kadınlar kendilerini oradaki karakterlere benzetiyor, genç erkekler aynı şekilde kendilerini oradaki tiplere benzetiyor. Mafyavari, süper zengin, lüks arabalara binen, en güzellerle gezen bir hayat sunuluyor gençlerimize. Böylece gençleri hızlı ve bedelsiz zengin olmaya, gerekirse kötü işler yapmaya, uyuşturucu satmaya ve daha ağza alınmayacak yollara teşvik ediyorlar.” ifadelerini kullandı.
Hükümetin yanı sıra yerel yönetimlere de önemli görevler düştüğünü belirten Geşgin, yerel yönetimlerin kendi şehirlerinde yaşayan gençlere yönelik dini, kültürel ve sosyal faaliyetleri artırması gerektiğini söyledi.
“Gençleri dini faaliyetlere ve hayır işlerine yönlendirmek gerekiyor”
Yerel yönetimlerin alabileceği en temel tedbirlerden birinin gençleri dini faaliyetlere ve hayır çalışmalarına teşvik etmek olduğunu ifade eden Geşgin, bu tür faaliyetlerin desteklenmesinin toplumun manevi yapısının güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Geşgin, dini kurumlar ve alimlerin de valilik ve kaymakamlıklar nezdinde gerekli çalışmaların yapılması için girişimlerde bulunması gerektiğini söyledi.
“Gençlik sahipsiz kalıyor”
Toplumdaki olumsuzluklara karşı mücadele eden kesimlerin daha fazla çalışması gerektiğini belirten Geşgin, mevcut durumda toplumu ifsat eden faaliyetlerin daha görünür ve etkili olduğunu savundu.
Geşgin, “Dini kurumlar ve alimlerin vazifesi ise valilik ve kaymakamlıklar nezdinde gerekli teşvikleri sağlayarak halka neyin ne olduğunu, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlatan vaazlar, nasihatler ve programlar düzenlemektir. Maalesef bunların hiçbiri yapılmadığı için gençlik sahipsiz kalmakta.” dedi.
Sivil toplum kuruluşlarının da bu süreçte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade eden Geşgin, az sayıdaki kuruluşun yürüttüğü çalışmaların mevcut sorunların büyüklüğü karşısında yetersiz kalabildiğini söyledi.
“Toplum giderek bozuluyor”
Toplumdaki manevi sorunların birçok farklı alanda kendisini gösterdiğini savunan Geşgin, boşanmalar, işsizlik ve gençlerin yanlış çevrelere yönelmesi gibi sorunların temelinde manevi boşluğun da bulunduğunu dile getirdi.
Geşgin, “Eğer herkes görevini hakkıyla yerine getirirse toplum yavaş yavaş düzelir. Yüce Allah, ‘İnsana ancak çalışmasının karşılığı vardır.’ buyurmaktadır. Şu an ifsat faaliyeti yürütenler çok çalışıyor, ıslah yolunda olanlar ise azınlıkta, az çalışıyor veya sesleri yeterince duyurulmuyor.” ifadelerini kullandı.
“Maneviyat insan ruhunun gıdasıdır”
Gençler arasında yaşanan birçok olumsuzluğun temelinde manevi boşluğun bulunduğunu belirten Geşgin, insanın yalnızca maddi ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını söyledi.
“Maneviyat insan ruhunun gıdasıdır” diyen Geşgin, gençlerin manevi açıdan eğitilmesinin önemine dikkat çekti.
Geşgin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsan iki şeyden müteşekkildir. Biri beden, biri ruhtur. Ruh ayrıldığında beden hiçbir işe yaramaz. Beden bu dünyaya aittir, bu dünyadayız ama eğer bu dünyadaki bedeni ve onun taşıdığı ruh terbiye edilmezse, bir düzene, bir ıslaha yönelmezse çok kötü şeyler ortaya çıkacaktır. Bugünkü gençliğin yaptığı ifsatların çoğunun sebebi de bu maneviyatsızlıktır.”
Gençlerin manevi olarak desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Geşgin, özellikle alimler ve İslami sivil toplum kuruluşlarının bu konuda daha fazla çalışma yürütmesi gerektiğini söyledi.
Vali ve kaymakamların da bu tür çalışmaları desteklemesinin önemine değinen Geşgin, kötü sonuçlar doğuran faaliyetlerin önüne geçilmesi ve gençleri olumlu yönde geliştirecek çalışmaların teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.
Geşgin, “Manevi buhrana giren bir genç, kendini tatmin edebilmek için ne gerekiyorsa maalesef o yanlışı yapıyor. Onun için manevi olgunluk çok önemlidir. İnsanı mükemmelleştiren, gerçek anlamda insan yapan şey budur.” dedi.