Osmanlı döneminde Mardin'in Dargeçit ilçesi ve civarında derebeyliği yapan dedelerinden kalma 24 kilometre karelik tapulu arazilerinin devlet tarafından "gasp" edildiğini ileri süren Hasan Aslan adlı yurttaş, bu arazilerin 13 kilometrelik Ilısu Baraj yolu, barajın güvenliğini sağlayan 4 tane baraj karakolu ve Ilısu Baraj türbini olarak ayrıldığını söyledi.

Ilısu Barajı, 10 bin yılı aşkın bir tarihi geçmişe sahip olan Hasankeyf'teki tarihi ve kültürel varlıkları yok etme ve binlerce insanı yerinden etmesi nedeniyle yapıldığı günden bu yana protesto eylemlerinin hedefi haline geldi. Hasan Aslan, derebeyi olan dedesi adına kayıtlı Osmanlı tapulu arazilerinin devlet tarafından "gasp" edilerek, arazilerin büyük bir kısmının karşılıksız şekilde Ilısu Barajı için kamulaştırıldığını söyledi. Aslan, dedesinden kalma arazilerin hikayesi, arazilere el konulma nedeni ve buna karşı verdiği mücadeleyi anlattı. Büyük dedesinin isminin Osmanlı kayıtlarında Hasan (İbni) Bini Ramazan, halk arasında ise Hesene Mala Remo olarak geçtiğini belirten Aslan, Mala Remo olarak bilinen ailesinin Osmanlı İmparatorluğu'nun olduğu dönemde Dargeçit ve çevresinde derebeyliği yaptığını ifade etti. Aslan, "Büyük dedem dönemin önemli bir derebeyi olduğu için hüküm sürdüğü ilçelerin giriş çıkışlarını tutmuş. Bu çıkışlar dedemin üzerine tapuludur" dedi. Dedesinin 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu'nda Hasan Aslan ismi ve soyismini aldığını belirten Aslan, dedesinin 1949 yılında vefat ettiğini söyledi. Aslan, büyük dedesinin Dargeçit'te bulunan Kılavuz (Xelila) köyünü kurduğunu söyledi.

'Askerler tapularımızı yaktı'
Askerlerin köydeki evlerini yakması nedeniyle evlerinde sakladıkları Osmanlı tapularının yandığını belirten Aslan, "Babam 'ben 1982 yılında köyden ayrılmadan önce Arapça ve Osmanlıca yazılı mühürlü ve kurdeleli bir sürü tapu kaydı vardı. Köyü terk ettiğimde bunları köydeki kardeşime bıraktım' dedi.
Tapuları amcama sorduğumda amcam bana 1993 yılında 'bize zulüm ettiler ya korucu olacaksınız ya köyü boşaltacaksınız' dediler. Biz de buna karşı direnince köydeki evimizi yaktılar. Evde bulunan tapular da yanan evimiz ile birlikte kül oldu" dedi. 2008 yılında kadastronun dedesinden kalma arazilerinin bulunduğu Xelila köyüne gelerek, köydeki arazileri kayıt altına aldığını belirten Aslan, şunları aktardı: "Kadastro askı ilanında dedeme ait Osmanlı tapulu araziler hazine ve orman arazisi olarak kaydetmiş. Bunu fark eden köylüler, bizi arayıp haberdar etti. Bu kayıtlarda dedeme ait bir parça arazi bile tescil etmemişler. Devlet bir mezar, toprak yeri bile yazmamış. Askıya çıkarılan bu kayıtlara 10 yıl itiraz süresi var. Biz de köye gelerek buna itiraz ettik. Mardin Valiliği'nde görevli bir tercüman aracılığıyla Midyat'ta bulunan Tapu ve Kadastro arşivine gittik. Büyük dedemin adına kayıtlı Osmanlı tapularını çıkarttık. Yeminli tercüman bu kayıtları Osmanlıca'dan Türkçe'ye çevirdi. Büyük dedemin isminin Hasan Bini Ramazan olarak yazıldığı 1911 tarihli Osmanlı tapu kayıtlarında dedeme ait 4 adet arazi tapusu çıktı."

Osmanlı tapusuna göre 24 kilometre karelik arazileri var
Tapu kayıtlarının sınırlarının belirlenmesi amacıyla Midyat Kadastro Müdürlüğü'nde görevli bir memurun kendisini Dargeçit'de çalışan bir harita mühendisine yönlendirdiğini ifade eden Aslan, "Görüştüğüm harita mühendisi tapu kayıtları ile ilgili bana verdiği bilgide '4 tapuda toplam 24 kilometrelik bir alan var. Arazi sınırı Dargeçit'de bulunan İzar ve Kılavuz yolundan başlıyor Dicle Nehri üzerinde bulunan Ilısu'ya kadar uzanıyor' denildi. Bana 'sen bu arsaları sattın mı' diye sordu. Ben yok dedim. Bana bu tapu kayıtları üzerinden 650 tane yeni tapu verildiğini söyledi. 2003 yılında Ilısu baraj kamulaştırması yapan görevlilerin elinde Osmanlı tapu kayıtları olduğunu aktardı. Mühendis devletin kamulaştırdığı bu arazilerde, 13 kilometrelik baraj yolu projesi, 4 tane baraj karakolu, arazinin bir kısmının da Ilısu Baraj türbin inşaatının alanına girdiğini söyledi" diye aktardı.

'Dedemin soyadını kasıtlı olarak değiştirmişler'
Dedesinden kalan arazilerle ilgili yaptığı resmi başvurularda önünün kapatılmaya çalışıldığını ve yanlış yönlendirildiğini söyleyen Aslan, "Dedemin tapu kayıtlarının Adana'da olduğunu söylüyorlar. Tapu kayıtları Adana'da değil, Midyat'ta ortaya çıktı. Bunun yanında 1982 yılında Dargeçit ilçesi Midyat'tan ayrılırken, benim dedemim nüfus arşivi, Midyat Nüfus Müdürlüğü'nden Dargeçit Nüfus Müdürlüğü'ne getirilmiş. Bu nüfus kayıtlarının düzeltilmesi sırasında Hasan Aslan olan dedemin soyadına 'r' harfi eklenerek soyadı Arslan olarak değiştirilmiş. Bunun üzerine Ankara'da bulunan Nüfus Arşiv Müdürlüğü'nü aradık. Hasan Bini Ramazan'ın 1934 yılında hangi soyadını aldığını sorduk. Onlarda dedemin Aslan olarak soyadını aldığını söylediler. Ancak, dedemin nüfus kaydının bulunduğu defterin sağlam olduğunu dedemin nüfus kaydının bulunduğu sayfanın özenli bir şekilde yırtıldığını söylediler. Buna rağmen dedemin soyadını değiştirmediler. Soyadının değiştirilmesinin amacının dedemin bizimle olan bağının koparılması olduğunu düşünüyorum. Dedeme ait tapu kayıtlarını istediğimizde, soyadımız farklı olduğu gerekçe gösterilerek bizlere verilmiyor. Herhangi bir işlem yapılmıyor. Tapu kadastro görevlileri, yanlışlığın giderilmesi için Ankara'ya dilekçe yazmamızı söyledi. Biz de dilekçemizi yazıp Ankara'ya gönderdik. Ancak herhangi bir sonuç çıkmadı" diye konuştu.

'Dedemin arazilerinde sayısız kamulaştırma yapılmış'
Osmanlı tapularında arazilerin sınırlarının dağ ve dere olarak belirlendiği için arazilerin büyük olduğunu ifade eden Aslan, tapulardaki sınırların yok edilemeyeceğini belirtti. Devletin kendilerine haber vermeden dedesine ait arazileri kamulaştırdığını ifade eden Aslan, "Devlet isteseydi arazilerin mirasçılarını araştırıp bulabilirdi. Ama yevlet arazilerle ilgili bizi ne aramadı ne de sordu. Hazinede, maliyede bir borcumuz olduğunda devlet bizi hemen buluyor" diye tepki gösterdi. Devletin dedesine ait Osmanlı tapu kayıtlarını baz olarak arazilerine el koyduğuna belirten Aslan, şunları söyledi: "Dedemin üzerine kayıtlı 4 Osmanlı tapusunda toplam 24 kilometre kare arazi var. Bu dört tapuda kayıtlı araziler, Dargeçit'te bulunan arazilerin yarısına denk geliyor. Araziler Ilısu Baraj havzasına kadar gidiyor. Bu arazi içerisinde 13 kilo metre baraj yolu var. Dört tane baraj karakolu var. Sayısız kamulaştırma var. Dedeme ait bu arazilere devlet şu anda el koymuş durumda. Bu kabul edilecek bir şey değil. Bunun yanında arazimizin 400 dönümünde Ilısu Barajı'nın türbinlerinin yapıldığını söylüyorlar. Ilısu Baraj projesi 22 köyü kapsıyor. Bu 22 köyün 11'inde arazi itilafı yaşanmış. Ben şunu iddia ediyorum. Bu sorun çıkmayan 11 köyün toprakları dedeme ait. Çünkü bu köylerde kamulaştırma yapılmış, karakol yolları yapılmış kimse itiraz etmemiş. Dargeçit'te Arde Kaniye diye dedeme ait Osmanlı tapulu arazi var. Dargeçit ilçesi ismini bu tapulu arazimizden alıyor. Bu arazi orman ve hazine arazisi yapılmış."

'Araziler toprağı olmayan köylülerin hakkı'
Maddi imkansızlar nedeniyle hakkını arayamadığını dile getiren Aslan, "Kendi imkanlarımızla elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ancak ekonomik durumumuz iyi değil. Görüştüğüm avukatlar, tapu iptali ve tescili davası açmam gerektiğini söylüyor. Ancak, tescil davası açmam için arazi harçları ve tapu kayıtları için 3 milyon TL para vermem gerektiğini söylüyorlar. Çöp toplayarak kazandığımız parayla 3 milyon TL para bulmamız imkansız. O zamana kadar bizim 10 yıllık itiraz süremiz bitecek. Arazilerimize haksız bir şekilde el konulacak. Devlet tarafından gasp edilen arazilerimizin bize geri verilmesini istiyorum. Biz hakkımızı istiyoruz" diye belirtti. Arazilerinin kendilerine verilmesi için ilgili bütün kurumlara başvurduğunu ifade eden Aslan, kendisine henüz cevap verilmediğini söyledi. Dedesine ait arazilerin çok fazla olduğunu ifade eden Aslan, "Bu arazilerin önemli bir kısmı orada yaşayan ve toprağı az köylülerin hakkı. Eğer devletin gasp ettiği bu arazileri alabilirsek bunun önemli bir kısmını köylülere bağışlayacağız" dedi.

Aslan, konuyla ilgili yardım istediği AK Parti Mersin İl Başkanı'nın kendisini arayarak "Arazilerle ilgili basına haber vermeyin. Konuşmayın, biz hallederiz" dediğini belirtti.