Arkadaşımız ne insanlığa ne dine hiçbir yere sığmayan bu paylaşımlara karşı en başta insan olmamın sonrasında eğitimci olmanın gereği olarak Berkin Elvan’ın ve çocukların öldürülmesine karşı “ Lanet olsun öldürülen çocukları terörist belleyenlere” şeklinde bir paylaşımda bulundu. Bu paylaşım Hatice DAĞLI nın arkadaşları tarafından Milli Eğitim Bakanlığına gönderildi. Bunun ardından hakkında bakanlık tarafından adli ve idari soruşturma başlatıldı. 1 Nisan 2015 tarihinde açığa alındı ve 3 ay boyunca çok sevdiği öğrencilerinden ayrı kaldı.
6 Mayıs 2015 tarihinde Mardin 2. Ağır ceza mahkemesinde terör örgütü propagandası yapmaktan yargılandı ve suç kastı bulunmadığından dolayı hakkında beraat kararı verildi. Fakat buna rağmen 3 ay boyunca görevine başlatılmadı. Görevine ancak 2 Temmuz’da başlatıldı. 22 Ekim 2015 tarihinde yüksek disiplin kurulu toplantısında oy çokluğuyla Devlet memurluğundan çıkarılması kararı verildi.30 Kasım 2015 tarihinde yapılan resmi bildirimle arkadaşımız Hatice Dağlının memuriyetle ilişkisi kalmamıştır. MEB şu soruları sormak istiyoruz.
1-Berkin Elvan’ı öldürenin kim olduğu belliyken halan hakkında soruşturma açılmamasına karşın arkadaşımız bu duruma karşı düşüncelerini ifade etmesi neden suç oluyor? Düşünce özgürlüğü İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. Maddesi, Medeni Siyasi Haklara İlişkin Uluslar arası Sözleşme’nin 19. Maddesi ne göre Herkes kimsenin müdahalesi olmaksızın istediği düşünceye sahip olma hakkına sahiptir, herkes düşüncelerini ister sözlü ister yazılı yada basılı biçimde iletme özgürlüğüne sahiptir, ve yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesince yasal olarak ta korunması altındayken neden arkadaşımız düşünceleri yüzünden memuriyetten çıkarılıyor.
2-Arkadaşımızın paylaşımı suç unsuru oluştururken; Berkin Elvan’ın ve doğudaki çocukların öldürülmesini savunanların paylaşımları, neden suç unsuru taşımıyor ve neden haklarında herhangi bir işlem yapılmıyor? Görülüyor ki Hatice arkadaşımıza uygulanan bu ceza, tamamıyla hukuksuz, adaletsiz ve tamamıyla çifte standarttın ürünüdür.
3-Arkadaşımız henüz aday öğretmenken ve adaylığının onaylanmasıyla ilgili işlemesi gereken süreç neden işletilmedi? Hakkında kesinleşen herhangi bir hüküm olmamasına rağmen neden bu hakkı gasp edildi?
Yukarıda sorduğumuz soruların muhatabı olan Milli eğitim bakanlığı, bu sorulara cevap verebilecek mi? Bu sorulara cevap istiyoruz. Kimsenin arkadaşımızın geleceğini bir çırpıda yok etmesine Mardin Eğitim SEN şubesi olarak izin vermeyeceğiz. Öğretmenli hakkını arkadaşımız, kendi dişiyle tırnağıyla kazandı, kimsenin ona lütfü ile değildir.
Şimdi ise emeğinde, hiçbir hakkı ve rolü olmayanlar, arkadaşımızla ilgili yürütülen hukuki kovuşturmada suçsuz bulunduğu anlaşılmasına rağmen, 5 kişiden oluşan bir komisyonun, kendini her şeyin üstünde görüp, arkadaşımızın memuriyetine son verme hakkını, nereden ve kimden güç alarak, adaletsiz ve hukuksuz bir biçimde uygulamaktadır?
Arkadaşımız, mesleğini ve öğrencilerini seven; bilimsel, demokratik, insan haklarına duyarlı ve en önemlisi çocuklara doğruyu adaleti ahlaklı olmayı anlatan örnek bir eğitimcidir
Değerli Arkadaşlar bildiğiniz gibi ülkemizde yaşanan kaos ve savaş ortamından konfederasyonumuz KESK en ağır şekilde etkilenmiştir. Son 6 ayda 1000 KESK üyesi memur sürgün edilmiş 607 memur maaştan kesme cezası almış 5 memur arkadaşımız işten çıkarılmıştır. Mardin Eğitim SEN şubesi olarak, yaşanan tüm haksızlıklara karşı sessiz kalmayacağımızı gücümüzü aldığımız fiili ve meşru mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi bu haksızlığın karşısında boyun eğmeyeceğimizi arkadaşımız öğrencilerine kavuşuncaya kadar sürdüreceğiz." dedi
Hatice Dağlı i.in başlatılan imza kampanyasına destek istendi.
Yorumlar
2 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
Yazsanıza savcıyı öldüren 3 teröristi övdüğünü. Yalan habere bak
Vay vay, huzurlarınızda bir adam, çıkmış kadın öğretmeni savunuyor. peki sendika içi şikayette bulunan hataylı kadın öğretmene ne oldu? Bu olayı duyan istifa ediyor haberiniz olsun.