Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan binlerce kişiyi ilgilendiriyor. Taşeron olarak çalışanlar kadro müjdesi bekliyor. Alt işverenlik (taşeron) ilişkisi kurma ihtiyacı üretimin çeşitlenmesi ile doğmuştur. Üretim faaliyetleri teknolojiyle daha karmaşık bir yapıya ulaştıkça nihai ürünü tek bir kişinin yapması zorlaşmış, uzmanlığına göre başka işverenlerin de devreye girmesi zorunluluğu doğmuştur. Buna nihai üretimin yapılması için zorunlu olmasa da üretimi destekleyen yan faaliyetler eklenince alt işverenlik yani taşeron uygulamaları giderek yaygınlaşmıştır. Bir örnekle açıklamak gerekirse inşaat işi yapan bir işveren bundan otuz yıl öncesinde binayı yaparak işi tamamlamış sayılsa da bugün o inşaatta asansör sistemlerinin, ısıtma ve soğutma sistemlerinin kurulması neredeyse zorunluluk haline gelmiştir.
Ne var ki amacı işverenin uzmanlık alanının dışında kalan işlerin yapılmasını sağlamak olan taşeron sistemi birçok işveren için sadece maliyetleri düşürme amacıyla kurulmaya başlanmış, işçilerin bireysel ve toplu iş hukukundan kaynaklanan haklarının önünde bir engel oluşturmuştur. Sendikal hakları engellenmiştir.
Konu özellikle kamuda çalışan taşeron işçileri için sıklıkla gündeme gelmiş, taşeron ilişkisinin haksız bir şekilde uygulandığı ortaya konmuştu. Milliyet gazetesinden Cem Kılıç bugünkü köşesinde taşeron işçilerin durumunu gündeme taşıdı. İşte o yazı...
Kadro mücadelesi
Kamuda çalışan taşeron işçilerine yönelik ilk müdahale karayollarında çalışan taşeron işçilerinin kadroya alınması mücadelesiyle başladı. Bu mücadeleyi ilk kez başlatan Yol - İş Sendikası, Karayollarında 2010 yılında başlattığı taşeron işçilerin örgütlenme, hukuk ve kadro mücadelesini başarıyla sonuçlandırdı. Bu başarının ortaya konmasında önemli pay sahibi olan sendika yönetimi bugünlerde tekrar kadro konusunu gündemine aldı. Nitekim kamuda taşeron işçi istihdamı yeniden artmaya başladı.
10 bin işçiye kadro
Konuyla ilgili olarak, Yol - İş Sendikası Başkanı Ramazan Ağar'ın görüşüne başvurduk. Ağar, özetle şunları aktardı: "İlk etapta Karayolları Genel Müdürlüğü merkez ve taşra birimlerinde çalışan 6 bin 417 taşeron işçisinin kadroya alınıp işbaşı yapmalarını sağladık. Daha sonra, 3 bin 500 taşeron işçisinin kadroya alınmasıyla ilgili protokolü imzalayarak, yaklaşık 10 bin taşeron işçisinin kadroya kavuşmalarını sağladık. Böylece Karayollarımız, kendi hizmetlerini 20 bin norm kadrosuyla, kendi işçileriyle yapacak hale gelmiş oldu. Yol - İş, bu başarıyı 5 yıl süren çok yönlü bir mücadele sonucunda elde etti. Hatta bu mücadelemiz sayesinde kamuda çalışan taşeron işçilerin tamamı, 2017 yılında yapılan düzenleme ile kadrolarını aldılar."
Yine taşerona dönüldü
Sonuç olarak, Yol - İş'in verdiği hukuk mücadelesi sonunda 1 milyona yakın kamu işçisine kadro imkanı yaratılmış oldu. Ancak bu kadro hakkı sağlanmakla beraber, gelin görün ki bugün tekrar taşeron işçileri kamuda ağırlıklı olarak görev almaya başladılar. Kendi alanımız olan Karayolları Genel Müdürlüğü kapsamında bugün yaklaşık 12 bin taşeron işçisinin çalıştığına şahit oluyoruz."
Yol - İş Sendikası Başkanı Ramazan Ağar, “2017’de Türk - İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın etkin mücadelesiyle Karayolları’nda 10 bin, diğer işyerlerinde de toplam 1 milyon taşeron işçisine kadro imkanı yaratıldı” dedi.
Etkin ve verimli yöntem
Ramazan Ağar’ın ifadeleri gelecekte tekrar, “Taşeron işçilere kadro istiyoruz” sloganlarının yakın zamanda ortaya çıkacağını gösteriyor. Oysa ki 2017 yılında yapılan düzenleme kamuda taşeron işçi konusunu çözüme kavuşturmuştu. Kamuda yapılan işlerin kadrolu çalışan işçilerle yapılması en etkin ve verimli çalışma yöntemiydi. Aynı zamanda bu çalışanların işçilik ve sendikal haklarının tanınması anlamına da geliyordu.
Gelin görün ki tekrar bu konuyu ele almamıza az bir zaman kaldı, yakında kamuda çalışanların kadro konularını yazmaya başlayacağız sanki...
Yorumlar
1 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
Mardin Life gazetesinin Mardin ve Mardinlilerle ilgili olan her şeyde duyarlılığı tartışmasızdır. Bu nedenle sesimizi duyuracağımız ve sesimizi duyuracak bir tek alan bu gazetedir. <br>Uzun süredir Mardin Büyükşehir Belediyesinde çalışan 696’lı KHK işçiler ve taşeron işçilerle ilgili sorunlar mevcuttur. Bu sorunları görmezden gelen ve valimize iletmeyen yöneticiler bu sorun yokmuş gibi davranmaya devam etmektedir. İlkin canla başla çalışan ve belediyedeki bütün sorumluluğu taşıyan teknik personellerin sözleşmeye geçirilmesi süreci fos çıktı. Bu personelleri sözleşmeye almamak için binlerce bahane üretildi. Bunların en başında Mardin’deki siyaselerin bu işin karşsında oldukları!! Ama yalan çıktı. Siyasiler Mardinli gençlerin nasıl karlısında olabilirdi ki? Sonra Mardinli olmayanların sözleşmeli alınması süreci… siz ne hakla Mardinli olmayanları büyükşehirde sözleşmeli alırsınız ? Kendi belediyemiz ve kendi şehrinizin insanı dururken. Tüm Mardinli büyüklerimizi siyasilerimizi, kanaat önderlerimizi buna tepki göstermesi gerekir. Bu şehirde daha ne kadar ikinci sınıf muamele görme işi sürecek? Sizler otoriteyseniz Mardinli gençlerin insanların yolunu açın, siz açmazsanız herkes yolunu çizecek siz de o konfor alanlarınızda yerinde sayarsanız. Bizler sözleşmeli kadrolarımızı istiyoruz verin hakkımızı. Hem de 36 kişi için değil. Mardin büyükşehirden tüm teknik personeller için istiyoruz. Yoksa herkes tercihini ve geleceğini çizmesini bilir. O gelecekte de sizin gibi konformist, duyarsız yöneticilere ve otoritelere yer olmayacak. İnsanlarınıza sahip çıkın!!!<br>Diğer konu ise büyükşehirde sendikacılığı ve emeği görmeZden gelen teslimiyetçi zihniyetlerin işçiler arasında yarattığı hayal kırıklığıdır. İşçilerin çıkarını mı yoksa işçilerin emeğini satmak mi tercih ettiniz? Harıl harıl hizmet işten istifalar yapılıyor. Yapmış olduğunuz zam sadakadır. Sizden sadaka almak istemiyoruz. Hakkımızı verin sadece. <br>Çevre illerdeki belediyeleri örnek alın, çok uzağa gitmeden Midyat belediye başkanı Veysi Şahin’i örnek alın.<br>Şimdilik bu kadar diyoruz: <br>Arkamızda hiçbir torpilimiz yok… sadece korkmuyoruz <br>Mardin life başta olmak üzere Nezir Güneş ve Kadir Üründü bizi destekleyin