Karaboğa: Mardin tek bir vücuttur! Öfkeyi değil, kardeşliği büyütelim
Genç İş İnsanı Özgur Karaboğa, yayınladığı mesajda, "Mardin tek bir vücuttur: Öfkeyi değil, kardeşliği büyütelim" ifadelerine yer verdi.
Karaboğa, şu ifadelere yer verdi:
"Mezopotamya’nın kalbi, bereketin ve kardeşliğin simgesi olan Mardin’imiz son zamanlarda sokaklarımıza gölge düşüren, yüreklerimizi kor gibi yakan ölümlü kavgalarla sarsılıyor. Her giden canla birlikte sadece bir aileye ateş düşmüyor; bu kadim ilin huzuru, geleceği ve komşuluk hukuku da derin yaralar alıyor. Bizler, acıyı da sevinci de yüzyıllardır aynı sofrada paylaşmış, akrabalık bağlarıyla birbirine kenetlenmiş bir toplumun evlatlarıyız. Bugün geldiğimiz noktada yaşanan bu müessif hadiseler, Mardin’in asil ruhuna ve kimliğine asla yakışmamaktadır. Hiçbir anlaşmazlık, hiçbir maddi kayıp ya da anlık öfke, bir insanın yaşam hakkından daha kutsal olamaz. Bir anlık hırsın, yerini ömür boyu sürecek bir vicdan azabına ve bitmek bilmeyen husumetlere bırakması, toplum olarak hepimizi derin bir muhasebeye zorlamalıdır. Öfkeyle kalkanın zararla oturduğu, şiddetin şiddeti doğurduğu bu kısır döngü, bizi aydınlık bir geleceğe değil, ancak karanlık bir uçuruma sürükler. Bizler; adaleti, sabrı ve merhameti el üstünde tutan bir medeniyetin mirasçılarıyız. Büyüklerimizin arabuluculuğu, kanaat önderlerimizin sağduyulu duruşu ve inancımızın bize emrettiği barış iklimi, bu topraklarda yüzyıllardır en zor düğümleri bile çözmeye yetmiştir. Bugün de ihtiyacımız olan şey, adaleti sokakta aramak değil; hukukun, aklın ve vicdanın sesine kulak vermektir.
Kavganın ve husumetin kazananı yoktur; geride kalan yetim çocuklar, gözü yaşlı anneler ve parçalanmış hayatlar vardır. Bir toplumu yıkan şey dışarıdan gelen tehditler değil, kendi içindeki sevgi ve güven bağlarının kopmasıdır. Mardin’de yaşayan her birey, bu bağları korumak ve güçlendirmekle sorumludur. Yaşanan bu acı olayların son bulması için başta aileler, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ve her bir vatandaş olarak hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir: Gençlerimize Sahip Çıkalım: Gençlerimizin anlık öfkelerine yenik düşmesini engellemek için onlara şiddetin bir çözüm olmadığını, asıl erdemin sabır ve hoşgörü olduğunu anlatmalıyız. İletişim Kanallarını Açık Tutalım: Anlaşmazlıkları konuşarak, dinleyerek ve hukuki yollarla çözme kültürünü yeniden canlandırmalıyız. Sosyal Bağları Güçlendirelim: Komşuluk, akrabalık ve hemşerilik hukukunu her şeyin üzerinde tutarak, aramıza nifak tohumları ekilmesine izin vermemeliyiz. Gelin, Mardin’imiz acıyla, feryatla ve yasla değil; tarımıyla, kültürüyle, gençlerinin başarılarıyla ve sarsılmaz kardeşliğiyle anılır kılalım. Silahların ve kavganın sustuğu, yerini barışın, sevginin ve huzurun aldığı bir Mardin’i inşa etmek bizim elimizdedir. Son dönemde hayatını kaybeden tüm hemşerilerime Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Tüm hemşerilerimi, il ve ilçemizin geleceği ve çocuklarımızın huzuru için sağduyulu olmaya, öfkeyi bastırıp kardeşliği büyütmeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; Mardin tek bir vücuttur, bir uzvumuz acıdığında hepimizin canı yanar. Gün, birbirimizin elini daha sıkı tutma günüdür."