KESK'te ilk kutlama programı şube binasında üyelere yönelik düzenlenen bir törenle başladı. Törende bir konuşma yapan KESK Dönem sözcüsü ve Ses Şube başkanı Hamit Kasap, kamu emekçilerinin emek, demokrasi ve barış mücadelesini veren KESK’in fiili ve meşru zeminde iktidarlara ve işverenlere karşı yürütmüş olduğu onurlu mücadelesiyle her geçen gün büyümeye devam ettiğini söyledi.
Bünyesinde Egitim-sen, Ses, Bes,Tümbel sen, Yapıyol-sen, Haber-sen, Dives, Tarım Orkam-sen, BTS, ESM ve Kültür sanat-sen’in yer aldığı KESK’in 1995 tarihinde anayasanın 53. Maddesine dayanarak kurulduğunu hatırlatan Kasap, Türkiye’deki sendikalaşma süreci hakkında bilgiler verdi.
“80 DARBESİ BİZİ ÇOK ETKİLEDİ”
Konuşmasında işçi sınıfına ve kamu emekçilerine en büyük darbeyi 1980 askeri darbesinin vurduğunu anlatan Kasap, “1980 askeri darbesi, bütün sendikaları kapattı bütün sendikal faaliyetleri yasakladı. Aradan yıllar geçmesine rağmen halen 82 anayasasıyla yönetiliyoruz. Halen sendikal hakları kısıtlayan 2821 -2822 sayılı yasalar yürürlüktedir. KESK’in geleneği, emekçilerin direnişi. 1990’lara kadar Türkiye’de sendikal mücadele kesintilerle zorluklarla bedellerle gelindi. 90’lar da da durum farksızdı. Yine arkadaşlarımız meşru ve haklı mücadelelerini yürütürken yine tutuklamalar yine işkenceler ve yine faili meçhul cinayetlerle arkadaşlarımız katledildi.”dedi.
Kamu çalışanlarının hak arayışı ve demokrasi mücadelesi yetkililer tarafından baskı, sürgün ve cezalarla karşılansa da bu mücadeleler sürecinde Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 ve 151 sayılı sözleşmelerinin TBMM'de onaylandığına vurgu yapan Kasap, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Dönemin hükümeti yine bildiği okudu ve ILO sözleşmesinin gereğini yerine getirmeyerek 2000 yılının başında sarı sendikacılık yasası dediğimiz 4688 sayılı kamu emekçilerinin haklarını gasp eden, grev hakkının sözünü bile etmeyen bir yasa karşımıza çıktı. Halen bu yasa yürürlükte ve biz eğitim emekçileri hiçbir dönem bu tür hak gaspları içeren yasaları kabul etmedik. Şimdide bu günlerde bu yasayı daha da gerileten bir yasa tasarısı hazırlanıyor. Yeni 4688 sayılı yasayla bütün insiyatifi Memur-sen yani yandaş sendikaya veriliyor. AKP hükümeti kendine göre bir düzen kurma peşinde ve kendisinden olmayanı tutuklayarak sürgüne göndererek bizleri yıldırmaya çalışmaktadır. KESK’lileri yıldırmaya çalışanlar KESK’ in büyük direnişlere sahne olan tarihine bakmaları yeterli olacaktır.
KÜRT SORUNU BARIŞCIL YOLLARLA ÇÖZÜLSÜN
KESK geleneğini yaratan ve emek mücadelesi veren arkadaşlarımız geçmişte hiçbir bedelden kaçmadan yeri geldiğinde maddi olarak yeri geldiğinde emeklerini, zamanlarını ve hata canlarını ortaya koyarak bu onurlu mücadeleyi yürüterek asla iktidarlara boyun eğmemişlerdir. Seydo Aydoğanlar, Mehmet Cizreliler, Ahmet Bayhanlar bu uğurda canlarını ortaya koymaktan çekinmediler. Bizlere her zaman dik durmayı, boyun eğmemeyi, haklılığımızı her alanda ortaya koymayı, emek demokrasi ve barış mücadelesinden taviz vermemeyi öğrettiler. KESK emek mücadelesinin yanında, halkların demokrasi ve barış taleplerini yüksek sesle savunmuş, insan hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması, bölgede yaşanan savaşın bir an önce son bulması, Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt sonunu barışçıl ve diyalog yoluyla çözülmesini esas alarak bu doğrultuda mücadele etmeyi esas alan bir duruş sergilemiştir. KESK geleneği her şeyden önce bizlere haksızlıklara, baskılara, zulümlere, savaşlara, sınıfsal ve kimliksel sömürüye karşı direnmeyi öğretmiştir. Bizler bu onurlu ve haklı direnişi sonuna kadar sürdüreceğiz. Dün direndik bugün direniyoruz yarında direnmeye devam edeceğiz.”
Konuşmalardan sonra Eğitim-Sen'e üye öğretmenlerin müzikleri ile renk kattığı gece, KESK'i anlatan sinevizyon gösteriminin sahnelenmesi ile son buldu.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin