Konya Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilen röportajda Mustafa Gün, gençlerde kitap okuma alışkanlığının geliştirilmesi, ilmin önemi ve okumanın insan hayatındaki yeri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Günümüzde gençlerin cep telefonu ve sosyal medyada uzun zaman geçirdiğine dikkat çeken Gün, okuma alışkanlığının kazandırılmasında gençlere ilmin ve öğrenmenin değerinin anlatılması gerektiğini belirtti.

Kitap okumanın yalnızca bilgi edinmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda insanın kendisini, yaratılış gayesini ve çevresindeki dünyayı anlamasına katkı sağladığını vurgulayan Gün, Cenab-ı Hakk’ı tanıma arzusunun okuma ve öğrenme isteğini güçlendirdiğini ifade etti.

Gün, Kur’an-ı Kerim ve ilim eserlerinin yanı sıra kâinattaki varlıklar üzerinde düşünmenin de önemli olduğuna işaret ederek okumanın daha geniş bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini kaydetti.

Mustafa Gün

Gençlerde kitap okuma alışkanlığının temelinde Cenab-ı Hakk’ı tanımanın bulunduğunu belirten Mustafa Gün, “Bugün gençler ellerinden cep telefonlarını düşürmüyor, sosyal medyada vakit geçirmekten büyük keyif alıyorlar. Peki, kitap okuma alışkanlığının temeli de bu şekilde oluşturulamaz mı? İnsan, Cenab-ı Hakk’ı tanıdıkça ve kendisine verilmiş olan nimetlerin farkına vardıkça O’na yönelmek, O’nu tanımak ve O’na doğru gitmek ister. Bugün gençler telefonlarını ellerinden düşürmüyor, sosyal medyadan kopmak istemiyorlarsa geçmişte de iman ilmini alan zatlar Kur’an-ı Kerim’i ve ilim derslerini ellerinden düşürmüyorlardı. Cenab-ı Hakk’ı tanıma yolunda okudukça kendilerini geliştiriyorlardı.” dedi.

Kitap okumanın ebedî hayat için hazırlık yapmanın önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Gün, “Bugün bir meslek sahibi olabilmek için insanlar en az dört yıl üniversite okuyor, hayatlarını kazanabilmek adına yıllarca emek veriyorlar. Peki, gidip de gelmeyeceğimiz ebedî bir hayat için hazırlık yapmak ve bu hayatta yolumuzu aydınlatacak kıymetli eserleri okumak neden ihmal edilsin? Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’da insanın önünde bir yol bulunduğunu anlatıyor. İnsan ister kitap okusun, görevlerini yerine getirsin ister boş bir hayat yaşasın, sonuçta bu yol bitecektir. Ancak yolun sonunda verilecek mükâfatlar ve cezalar aynı olmayacaktır. Risale-i Nur, insanın nefsini aklî ve mantıkî delillerle ikna ederek tercihlerini sorgulamasına yardımcı oluyor. ‘Ey insan\! Sadece dünya için mi yaratılmışsın ki sırf dünyaya çalışıyorsun?’ düşüncesi, insanın hayatını yeniden değerlendirmesine vesile oluyor.” ifadelerini kullandı.

“İlim öğrenmek de bir ibadettir”

İlim öğrenmenin de bir ibadet olduğunu vurgulayan Gün, “İnsanlar ailelerinin geçimini sağlamak ve rızıklarını kazanmak için günde en az sekiz saat çalışıyorlar. Peki, ebedî bir hayat için hazırlık yapmak adına günde bir saatimizi ibadete veya ilim öğrenmeye ayırmak neden zor olsun? İlim öğrenmek de bir ibadettir. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, ilmin önemini bizlere anlatmıştır. İlim öğrenmek için yola çıkan kişinin, evinden çıktığı andan dönünceye kadar cennet yolunda olduğu ifade edilmektedir. Eğer gençlerin gönlünde Cenab-ı Hakk’ı tanıma ateşini yakabilirsek onlar da okumaya ve ilim öğrenmeye yöneleceklerdir. Çünkü mesele yalnızca kitap okutmak değil, okumanın insana ne kazandırdığını anlatabilmektir.” diye konuştu.

“Kâinatı okumak da kitap okumak kadar önemlidir”

Okumanın yalnızca yazılı eserlerle sınırlı olmadığını, kâinatın da okunması gereken bir kitap olduğunu belirten Gün, “Kur’an-ı Kerim’i okuduğumuzda elbette sevap kazanıyoruz; ancak tekvînî ayetleri de okumak gerekir. Mesela benim yüzümü bilen zat, geçmişteki ve gelecekteki bütün yüzleri de bilecek ki benim yüzümü diğerlerinden farklı yaratmıştır. Benim yüzümdeki bu farklılığı okuyabilmek de tekvînî bir ayeti okumaktır. Birbirine benzeyen iki taş, iki dağ veya iki insan göstermek kolay değildir. Hatta birbirine en çok benzediğini düşündüğümüz zebraların çizgileri bile birbirinden farklıdır. Tıpkı insanların parmak izleri gibi… Kâinattaki bu ehadiyet mührünü, yani Cenab-ı Hakk’ın her bir varlıkta gösterdiği eşsizliği de okumak gerekir.” dedi.

Kâinattaki farklılıkların ve yaratılıştaki ayrıntıların da insanın üzerinde düşünmesi gereken işaretler olduğunu ifade eden Gün, “Birçok katil, bir elmayı ısırdıktan sonra geride bıraktığı tükürük örneğinden hareketle yakalanabiliyor. İnsanların birbirinden farklı özelliklere sahip olması da okunması gereken bir kitaptır. Dolayısıyla okumayı yalnızca yazılı eserlerle sınırlamamak gerekir. Kâinatı okumak, varlıklar üzerinde düşünmek ve yaratılıştaki hikmetleri fark etmek de okumanın bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.