Konya esnafı: Boykot günübirlik değil, kararlı şekilde sürdürülmeli

GÜNDEM

Siyonist rejim ürünlerine yönelik boykotun son dönemde zayıfladığını belirten Konyalı esnaf, ekonomik tepkinin kısa süreli kampanyalarla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Esnaf, vatandaşların boykota daha fazla önem vermesi, Müslümanların ortak hareket etmesi ve devletin de ekonomik yaptırımlar konusunda daha net bir tutum ortaya koyması çağrısında bulundu.

Siyonist rejimin Gazze'deki saldırıları sürerken, işgal ürünlerine yönelik boykotun son dönemde zayıfladığını belirten Konyalı esnaf, ekonomik tepkinin günübirlik değil, kararlı ve uzun süreli olması gerektiğini ifade etti.

Boykotun toplumun daha geniş kesimlerine yayılması gerektiğini belirten esnaf, vatandaşların alışveriş tercihlerinde daha duyarlı davranması ve Müslümanların ortak hareket etmesi çağrısında bulundu. Esnaf ayrıca devletin de siyonist rejime yönelik ekonomik ve ticari yaptırımlar konusunda daha net bir tutum ortaya koyması gerektiğini dile getirdi.

İsmail Gündüz

Boykotun zayıfladığını ancak bırakılmaması gerektiğini, kendisinin de boykota devam ettiğini belirten İsmail Gündüz, “israili boykot ediyoruz. Biz israili şöyle boykot ediyoruz: Ürünlerini almamaya gayret gösteriyoruz. Şu anda, güncel iktisadi memleketimizin zayıflığından dolayı maalesef çok buna önem verilmiyor. Ya da yani saman alevi gibi böyle bir aşka geliniyor. Bir müddet, işte bir gün, üç gün, bir hafta ya da bir ay gibi yapılıyor. Daha sonra insanlar normal hayatına devam ediyor. Yani o yüzden dolayı biz elimizden geldiğince boykot yapmaya gayret gösteriyoruz. Ürünlerini almamaya çalışıyoruz. Yani elimizden geldiğince destek vermeye çalışıyoruz.” dedi.

Sadece Müslümanların değil devletlerin de bu konuda adım atması gerektiğini vurgulayan Gündüz “Şimdi zaten ‘Hassasiyeti olmayanın haysiyeti olmaz.’ diye bir kavram var. İnsanın hayatta bazı şeylere hassas olması lazım ve bu genelde iktisadi şartlar üzerine olursa, yani daha güzel olacağına, daha sağlam olacağına inanıyorum. Hani bu konuda boykot, boykotun haricinde biraz imani olarak memleketimizin güçlenmesi ve bunun üzerinde durulması, bence olayı kökten çözmeye değecek. Diğer mesela Avrupa ülkelerinin ya da dış ülkelerin uyguladığı ambargoları biz kendimiz de uygulayabiliriz. Fakat nasıl bir durum içindeler, nasıl bir stratejik bir olay var? Hani tabii devlet işlerimizi çok bilmediğimiz için oraya çok müdahale etme gibi durumumuz yok. Ama ben de kesinlikle devletin bu konuya eğilmesi, devletin bu durumla alakalı bir ambargo uygulamasını... Yani çünkü ecnebi, yani Müslüman olmayan memleketlerde bile bu kurallar daha sıkı, daha katı iken şimdi mesela bizim memleketimizde bunun bu kadar az olması bir Müslüman olarak beni üzüyor. Yani Müslüman olarak bizi yaralıyor. Yani o yüzden dolayı devletin bu konuyla alakalı net bir duruş gösterip ambargo uygulaması lazım. Beraberce hareket edilmesi değil de net, Müslüman olarak bir ambargo koyulması gerektiğine inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Mehmet Kurucu

Boykotun yeni olmadığını, siyonist rejimin kuruluşundan itibaren boykot ettiklerini belirten Mehmet Kurucu ise “İşte elli-altmış yıldır bu mesleği çalıştırıyoruz. Anahtarcılık yapıyoruz. israili tabii ki boykot ediyoruz. israili ta zamanından beri boykot ediyoruz. Yeni değil, yani yeni olan bir hadise değil bu.” dedi.

Müslümanların yeterince boykota önem vermediğini belirten Kurucu “Hayır, Müslümanlar yeterince boykot etmiyor. Bizim ülkede, Konya'da ben görüyorum; beş vakit namaz, müezzin, bakkallarda, bilmem nelerde, kooperatiflerde, bilmem nelerde hepsi satılıyor. Bakıyorum bazı marketlerde, boykot mallarının birçoğu var. Herkes de alıyor yani. Çok cüzi bir bölüm ancak buna itina ediyor. Ve buna rağmen de ses getiriyor. Onun için Müslümanlar bir kere bu boykotu daha da yaymaları lazım. Dünyaya yaymaları lazım aslında. Yani birisi olarak herkes sesini yapacak. Ya siz bu ne, boykot? Boykot ne varsa onu yapacak. Müslümanları uyaracağız, yapmayanları götüreceğiz, anlatacağız. Herhalde, İslamcıyı kötü gördüğün zaman elinde elin olmasa, dilinde dilin kalmıyor. Bu olacak, gördün mü? Bunları yapacağız yani. Biz yapmıyoruz. Yapmadığımız için de başımıza bu belalar geliyor. Ama Mevla bizi imtihan ediyor yani. Müslümanları Mevla işte onlar. Bir gün açıyor. Ama öyle değil. Böyle bir imtihan var, Cenab-ı Hak imtihanı var. Müslümanlara bu imtihandan dolayı ceza verecek, iyi veya kötü, değil mi? Bunun için iyi davranmak lazım. Birlik olmak lazım. Birbirimizi hiçbir zaman bırakmamamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Kenan Demirkol

Boykotun yeterince yapılmadığını ve Müslümanların bu konuda daha fazla hassasiyet göstermesi gerektiğini belirten Kenan Demirkol ise “Esnafım, benim düşüncem içerisinde boykot katiyen yapılmıyor. Özellikle de Müslümanların tamamı, herkes sessiz. Yurt dışında bazı kişiler tepkilerini, ürünlere yönelik tepkilerini ortaya koyuyor ama Müslümanların tamamı tepkisiz. Boykot yapıyorlar veyahut da ne bileyim, ses getiriyorlar. Sadece kaderin ne olduğunu izliyor insanlar. Başka hiçbir şey yapmıyor. Yapmaları gerekiyor. Hep birlikte bir baskı uygulamaları lazım öncelikle. Boykotsa kendileri, boykot çağrısını yapanlar lazım. Ülke olarak, Türkiye olarak bir boykot yapmıyoruz. Biz de nasıl boykot isteyecek? Zaten birçok ürün, Müslüman birçok ürün ülke içine giriyor. Bu insanlara ‘Al’ demiyorsun. Almadığın bir şeyi de söylemiyorlar.” dedi.

Boykotun daha geniş kapsamlı ve uzun süreli uygulanması halinde etkili olacağını düşündüğünü ifade eden Demirkol “Evet, düşünüyorum. Nasıl düşünüyorum? O kadar zarar vermek istiyorsa, israile tamamen ürünlerini kesse, ticaretini kesse, bazı şeylerini bağlı tutsa, belli bir ses getirir. Niye bunu zorlasın ki insanlar? Eskiden bu ürünlerin hepsi kullanılıyor muydu? En azından bir yıl, iki yıl böyle boykot yapsalar, bir Türkiye olarak değil, bütün Müslümanlar boykot yapsa gerçekten çok büyük bir ses getirmiş olur.” ifadelerini kullandı.