Mardin'in Kızıltepe ilçesinde ikamet eden ve Konya Teknik Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü’nden yeni mezun olan Gazali Kepenç, geliştirdiği “Akıllı İlaç Geri Bildirim Takip Sistemi” ile ilaçların yan etkilerinin bildirilmesindeki yetersizliğe çözüm sunmayı hedefliyor.
"VigilChain" adlı projenin çalışma sistemini anlatan Kepenç, doktorun hastaya reçete yazmasının ardından hastanın kullandığı ilaçla ilgili geri bildirimde bulunabileceğini belirtti.
Sistem sayesinde hastalar, ilaçların yan etkilerine ilişkin deneyimlerini paylaşırken isimlerini, doktorlarının adını, hastane bilgilerini ve adreslerini gizleyebilecek. Böylece kimliklerini açığa çıkarmadan geri bildirimde bulunabilecekler.
Yapılan her geri bildirim, değiştirilemez biçimde blokzincir sistemine kaydedilecek. Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilebilecek veriler, tek bir bildirim üzerinden doğrudan işlem başlatılması yerine, belirli bir süre içerisinde aynı ilaç hakkında yeterli sayıda geri bildirim birikmesi durumunda değerlendirmeye alınacak. Sistem, belirlenen eşikler aşıldığında ilgili durumu işaretleyerek inceleme sürecinin başlatılmasına yardımcı olacak.
Projeye ilişkin bilgi veren Kepenç, ilaçların yan etkilerinin yeterince bildirilmemesinin önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yazılım Mühendisliği Bölümü’nden yeni mezun oldum. TEKNOFEST’in Blokzincir Yarışması kategorisine katıldım. Projem, Akıllı İlaç Geri Bildirim Takip Sistemi üzerine kurulu. Buradaki temel sorun, ilaçların yan etkilerinin yeterince bildirilmemesi. Dünya Sağlık Örgütü’nün de dikkat çektiği üzere, ilaçların yan etkilerini bildirme oranı oldukça düşük. Ben de bu soruna çözüm bulmak amacıyla bir sistem geliştirmeye karar verdim. Sistemimi blokzincir teknolojisi üzerine kurdum. Böylece hem verilerin güvenliğini sağlamayı hem de kişisel bilgilerin ve mahremiyetin korunmasını amaçladım.”
Projenin gerçek hayatta kullanılabilir bulunmasının kendisi için önemli olduğunu vurgulayan Kepenç “Projemin gerçek hayatta kullanılabilir görülmesi üzerine jüri tarafından ‘Ticarileştirme Potansiyeli Ödülü’ne layık görüldüm. Ayrıca 32 takımın yarıştığı kategoride Türkiye birincisi oldum. Bu projede tek başıma çalıştım. Yalnızca danışman hocamın desteğini aldım. Hocamın konuyla ilgili uluslararası bir makalesi bulunuyordu. ‘Bu çalışma yalnızca makalede kalmasın, bunu çalışan bir sisteme dönüştürelim.’ önerisiyle projeye başladık. Şubat ayında başladığımız çalışma yaklaşık yedi ay sürdü. Bu süre içerisinde sistemi tamamen işleyen bir hale getirdik. İlerleyen süreçte projeyi daha da geliştirerek yayımlamayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“17 bin başvuru arasından birinci olmak onur verici”
TEKNOFEST’te Türkiye birincisi seçilmesinin kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu belirten Kepenç “Doğrusu hiç beklemiyordum. Çok güzel bir duygu yaşıyorum. Yalnızca 32 finalist takımın değil, yarışmaya başvuran yaklaşık 17 bin katılımcının arasından birinci olmak gerçekten onur verici. Ailemi, özellikle de babamı gururlandırdığım için çok mutluyum. En önemlisi, Mardinli bir genç olarak bunu başarmış olmak. Asıl hedefim, memleketimdeki kız çocuklarına ve gençlere onların da her şeyi başarabileceklerini gösterebilmekti. Bunu başarabilmiş olduğumu düşünüyorum. Umarım bu başarı benim için bir ilk olur ve son olmaz.” dedi.
TEKNOFEST’teki ilk projesiyle böyle bir başarı elde etmenin kendisine önemli bir özgüven kazandırdığını söyleyen Kepenç, "Bu, TEKNOFEST’te tamamladığım ilk projem diyebilirim. Daha önce de projelerim oldu ancak bu kadar somut bir sonuca ulaştığım ilk çalışma bu oldu. Emek verdiğimde karşılığını alabildiğimi, bir işe yarayabileceğimi ve insanlara fayda sağlayabileceğimi gördüm. Jüri üyeleriyle konuşmak, onların değerli görüşlerini almak ve olası iş birliği imkanlarını değerlendirmek benim için çok kıymetliydi. Gerçekten teşvik edici bir deneyim yaşadım. TEKNOFEST, yalnızca üniversite öğrencileri için değil, ortaokuldan liseye kadar her yaştan gencin hayallerine ulaşabilmesi için güzel bir ortam sunuyor. Sağladığı destekler, eğitimler ve istihdam fırsatlarıyla verilen emeğin karşılıksız kalmadığını gösteren bir yapı. Yaş fark etmeksizin herkesin katılabileceği alanlar var. Bence herkes bu imkanlardan faydalanmalı.” diye aktardı.
Zorlu şartlarda sekiz çocuğunu okutan baba
Gazali Kepenç’in başarısının arkasında, çocuklarının eğitimi için yıllarca mücadele eden bir babanın hikayesi de bulunuyor.
Zorlu köy şartlarında ve kısıtlı maddi imkanlarla sekiz çocuğunu okutan İsrafil Kepenç, kendisi de eğitim hayatını güçlükler içerisinde sürdürdü. Çobanlık yaptığı dönemlerde düzenli eğitim alamayan baba Kepenç, ilkokuldan lise eğitimine kadar öğrenimini dışarıdan tamamlamak için mücadele etti. İmam Hatip Lisesi’ni açık öğretim yoluyla bitiren Kepenç, daha sonra din hizmetlerinde görev alabilmek için çalışmalarını sürdürdü.
Beşi erkek, üçü kız olmak üzere sekiz çocuğunun tamamının eğitim alması için çaba gösteren İsrafil Kepenç, kızının Türkiye birinciliği elde etmesinden büyük gurur duyduğunu belirtti.
Ailelerinin maddi imkanlarının sınırlı olduğunu anlatan baba Kepenç, çocuklarının eğitimine verdiği önemi şu sözlerle dile getirdi:
“Sekiz çocuk babasıyım. Beşi erkek, üçü kız. Şükürler olsun Allah’a, çocuklarımın hepsi okudu. Maddi durumuma baktığımda çocuklarıma her zaman istedikleri imkanları sunamamış olabilirim. Ancak yine de hepsi belli bir seviyeye geldi, elhamdülillah. Emekli maaşımla geçimimi sağlıyorum. Şartlarımız belki her zaman istediğimiz gibi olmadı ama mevcut durumumuza göre idare ediyoruz. Bugün var, yarın yok diye düşünmüyoruz. Allah celle celalühû rızkımızı gönderiyor. Çocuklarıma, ‘Siz okuyun, ben sizin yerinize çalışırım.’ dedim. Hem ben çalıştım hem de onlar okudular, elhamdülillah. Kimi öğretmen oldu, kimi hafız oldu. Kızım Gazali de Türkiye birincisi oldu. Şükürler olsun Allah’a, bu durum memleketimiz, bölgemiz ve ailemiz için gurur verici. İnşallah herkesin evladı böyle başarılı olur.”
Çocukların eğitiminde aile desteğinin önemine dikkat çeken baba Kepenç, maddi zorluklar yaşayan ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenemeyebildiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Keşke herkes okula yalnızca bir yere gitmek için değil, gerçekten öğrenmek için gelseydi. O zaman herkes bu derecede başarılı olabilirdi. Maalesef birçok kişi maddi durumu iyi olmadığı için çocuklarına yeterince zaman ayıramıyor. Çocuk okula gitsin diye düşünülüyor, ardından da çalışmak zorunda kalıyor. Zavallı insan ne yapsın? Çocuğunu büyütmek, bir yere getirmek için çalışmak zorunda. Bu nedenle çocuğunun dersini, okulunu ve öğretmenini yeterince takip edemeyebiliyor. Bazen buna fırsatı olmuyor. Ama şükürler olsun Allah’a, ben kendi çocuklarımı hiç ihmal etmedim. Okullarını, müdürlerini ve bulundukları ortamları her zaman takip ettim. Çocuklarım uzaktayken bile onlarla ilgilendim, öğretmenleriyle konuştum ve her şeyi sordum. ‘Babasıyım, beni duymasınlar’ diyerek onları sürekli takip ettim. Şükürler olsun, emeğimin karşılığını aldım. Kim elinden gelen gayreti gösterirse mutlaka meyvesini alır. Bazıları o meyveyi geç alır ama neticede emeğinin karşılığını görür. Elhamdülillah, çocuklarım aile terbiyesi, dinleri, Allah’ı tanımaları, komşuluk ve aile ilişkileri bakımından güzel yetiştiler.”
“Zorluklarımı çocuklarıma hissettirmedim”
Çocuklarının eğitim hayatları boyunca onların ihtiyaçlarını karşılamak için büyük çaba gösterdiğini ifade eden İsrafil Kepenç “Şu an gerçekten çok gururluyum, çok mutluyum. Belki birçok kişi benim kadar mücadele etmiyor, belki çocuklarının yanında benim kadar duramıyor. Çoğu insan akşama kadar çalışıyor, yevmiyesini alabilmek için çabalıyor. Bazen maaşını bile zamanında alamıyor, borçları birikiyor. Ben de böyle bir ortamda yaşadım ve büyüdüm. Ancak bütün mücadelemi ve yaşadığım zorlukları çocuklarıma yansıtmadım. Onlara hissettirmeden, fark ettirmeden elimden geleni yaptım. Karşılığını da görüyorum, çok şükür. Yaptığım yardımların nereden geldiğini, ne için harcandığını hiçbir zaman onlara hissettirmedim. Zor şartlarda çalıştığımı onlara söylemiş olsaydım belki de çoğu pes eder, okumazdı. Bu yüzden mücadelemi onlara hissettirmeden sürdürdüm. Hepsi okudu. Şükürler olsun Allah’a, hepsi üniversiteye kadar eğitim aldı. Kızlarımdan biri İlahiyat Fakültesini, bir diğeri İslam Bilimleri Fakültesini kazandı. Gazali’m ise Yazılım Mühendisliğini kazandı.” şeklinde konuştu.
Kepenç, kızının elde ettiği başarının küçümsenecek bir başarı olmadığını vurgulayarak “Şimdiki şartlarda Türkiye birincisi olmak herkesin harcı değil. Belki biz mütevazı bir aile olarak bunu abartılı görmüyoruz ama bu hiç de küçük bir başarı değil. Kızım bizi gerçekten gururlandıran bir tablo ortaya koydu, verdiğimiz emeği boşa çıkarmadı. Onunla iftihar ediyorum. İki oğlum hafız oldu. Şu anda Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapmaktalar. Şükürler olsun Allah’a, onlar da görevlerini yerine getirerek hizmet ediyorlar.” dedi.
Gazali Kepenç’in Türkiye birincisi olduğunu ilk öğrendiğinde yaşadığı duyguları anlatan baba Kepenç “Doğrusu hiç beklemiyordum ama kalbimde her zaman inanıyordum. Başlangıçta bana, ‘Baba, hangi bölümü seçeyim?’ diye sordu. Ben de ona, ‘Kızım, sayısal bölüm zorlu bir yoldur, matematik ağırlıklıdır. Sözel bölüm daha rahattır’ dedim. O yine de sayısalı seçti, kazandı ve birinci oldu. Çok duygulandım. Size desem, ağladım bile. Kendi zor günlerimi, verdiğim mücadeleleri düşündükçe içimden ağlamak geldi. Ama şükürler olsun ki beni mutlu etti. Asıl önemli olan derece değil; huzurlu bir aile ortamı, uyum ve millete faydalı olabilmektir. Derece ne olursa olsun önemli olan vatana, millete hizmet edebilmektir. Faydasız bir evlat babasına da milletine de memleketine de zarar verir. Bugüne kadar çocuklarımdan hiçbir zaman şikayetçi olmadım. Ne ektiğimi biliyorum. En önemlisi şu: Bizim çevremizde kimse kız çocuklarını okula göndermezken ben kızlarımı okula gönderen kişilerden biri oldum. Bu, benim için en büyük gururdur." ifadelerini kullandı.
"Başından beri ilmin ve eğitimin çok önemli olduğuna inandım"
Kepenç "Ben başından beri ilmin ve eğitimin çok önemli olduğuna inandım. Herkes okumalı, kimse cahil kalmamalı. Çünkü insan okumadığında yanlış işler yapabilir. Okumak çok önemlidir. Bilgi sahibi olmadan bir yerlere gelmeye çalışırsan düşebilir, zarar görebilirsin. Ama okursan yolunu bulur, nasıl başaracağını öğrenirsin. Zor olanı kolaylaştıran şey okumaktır. Çocuklarım okudular. Onlarla gurur duyuyor, iftihar ediyorum. Şimdi komşularım bile çocuklarımı görmek ve onlarla sohbet etmek için hasretle bekliyor. Dinlerinden ilimlerine kadar her konuda içim rahat. Hiçbirinden mahcup değilim. İnşallah bundan sonra da mahcup olacağım bir şey yapmazlar. Ağzımdaki lokmayı onlara verdim. ‘Siz okuyun, ben sizin için hamallık yaparım’ dedim.” diye konuştu.
“Ne için mücadele edersen onun meyvesini alırsın”
Kepenç, eğitimini tamamlamak ve din hizmetlerinde görev alabilmek için verdiği mücadeleyi şu sözlerle anlattı:
“Ben çobanlık yapıyordum, okulda düzenli okuyamadım. Öğretmenim bana okuryazarlık belgesi verdi. Çobanlık yaparken bile okumaya çalıştım. İlkokulu dışarıdan bitirdim. Daha sonra ortaokulu tamamlamak için birkaç yıl mücadele ettim ve bitirdim. Liseye başvurdum, zor şartlarda da olsa eğitimimi tamamladım. İmam olmak için çaba gösterdim, Arapça öğrendim ve icazetimi de aldım. İmam Hatip Lisesini bitirdim. Diyanet’te görev almayı hedefledim ve bunu da başardım. Yani insan ne için mücadele ederse onun meyvesini alır. 'Ben oturayım, çocuğum yanımda kalsın' düşüncesiyle hiçbir şey olmaz. İnsan dünyaya bir kez gelir ve sorumluluklarını yerine getirmelidir. Hedefimiz iyilik yapmak ve faydalı olmaktır. İnşallah bu daha başlangıç olur. Kızımın birinciliği yalnızca bir adım. Tek bir alan yok, başka alanlar da var. İnşallah onları da başarıyla aşar."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin