Memur-Sen’den 28 Şubat Mesajı: “Vesayetin Üzerinden Milli İrade Geçti”
28 Şubat Süreci’nin 29. yıl dönümü dolayısıyla Memur-Sen’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Mardin İl Başkanı Abdulselam Demir, yaptığı basın açıklamasında 28 Şubat sürecini sert sözlerle eleştirerek, vesayet anlayışının millet iradesiyle tarihe gömüldüğünü ifade etti.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Mardin İl Başkanı Abdulselam Demir, 28 Şubat Süreci’nin 29. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Demir, 28 Şubat’ın millet iradesine ve inanç özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğunu belirterek, vesayet anlayışının milletin dirayetiyle tarihe gömüldüğünü ifade etti.
Abdulselam Demir, 28 Şubat sürecinin yalnızca askeri bir müdahale olmadığını, toplumsal hayatın birçok alanını kuşatan bir baskı ve tasfiye süreci olarak hafızalara kazındığını söyledi. On binlerce öğrencinin eğitim hakkının engellendiğini, binlerce kamu görevlisinin soruşturmalarla mesleğinden edildiğini kaydeden Demir, milyonlarca insanın Batı Çalışma Grubu tarafından fişlendiğini ve dindar vatandaşların baskıya maruz kaldığını dile getirdi.
Üniversitelerde kurulan “ikna odaları”, başörtülü öğrencilere yönelik uygulamalar ve katsayı sistemiyle İmam Hatip mezunlarının mağdur edildiğini belirten Demir, vakıf ve derneklerin kapatıldığını, Anadolu sermayesinin baskı altına alındığını ve ekonominin zarar gördüğünü ifade etti.
“Eksik Hesaplaşma Ciddi Bir Boşluk Oluşturuyor”
Açıklamada, aradan 29 yıl geçmiş olmasına rağmen 28 Şubat süreciyle tam anlamıyla hesaplaşmanın sağlanamadığına dikkat çekildi. Darbenin askeri unsurlarının yargı önünde hesap verdiğini ancak sivil ve bürokratik ayağın bütünüyle ortaya çıkarılmadığını belirten Demir, bunun vesayetle mücadelede önemli bir eksiklik olduğunu vurguladı.
Demir, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin de vesayet odaklarıyla eksik hesaplaşmanın doğurabileceği sonuçları açık biçimde gösterdiğini ifade etti.
Komisyon Çağrısı
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak çağrılarının net olduğunu belirten Abdulselam Demir, 28 Şubat sürecinin sivil ve bürokratik ayağıyla tam anlamıyla hesaplaşılması gerektiğini söyledi. Giderilememiş tüm mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasını isteyen Demir, sosyal paydaşların da yer alacağı bir komisyon kurulması ve dönemin tüm mağduriyetlerinin tespit edilerek telafi mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini kaydetti.
Demir, şöyle devam etti:
Tarihimize “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’nin 29. yıl dönümündeyiz. Milletimizin inancına, değerlerine ve siyasi iradesine kasteden bu müdahale; arkasına emperyalist güçleri, yaşadığı ülkeye yabancılaşmış sermaye çevrelerini, bazı rektörleri, sözde sendikacıları, meslek örgütlerini, yüksek yargı mensuplarını ve medyayı alarak “bin yıl sürecek” bir vesayet düzeni kurma iddiasıyla hareket etmiştir. Ancak bu karanlık hayaller, aziz milletimizin dirayeti ve iradesiyle tarihin çöplüğüne atılmıştır.
28 Şubat; yalnızca askeri bir müdahale değil, aynı zamanda toplumsal hayatı kuşatan bir baskı ve tasfiye sürecidir. On binlerce öğrencinin eğitim hakkı gasp edilmiş, binlerce kamu görevlisi soruşturmalarla sindirilmiş ve mesleğinden edilmiştir. 6 milyon insan Batı Çalışma Grubu eliyle fişlenerek “sakıncalı” ilan edilmiş; dindar vatandaşlarımız cadı avına maruz bırakılmıştır. Vakıf ve dernekler kapatılmış, Anadolu sermayesi baskı altına alınmış, ekonomimiz büyük zarara uğratılmıştır. Üniversitelerde kurulan “ikna odaları”nda başörtülü öğrenciler psikolojik baskıya tabi tutulmuş, katsayı uygulamasıyla İmam Hatipli gençlerimizin geleceği karartılmıştır.
Memur-Sen ailesi olarak o süreçte, “kamusal alan” söylemi üzerinden inanç özgürlüğünü yok sayan anlayışa karşı “Özgürlük İçin 10 Milyon İmza” kampanyasıyla direndik. Dün olduğu gibi bugün de milli iradenin ve temel hak ve özgürlüklerin yanında durmaya devam ediyoruz.
Bununla birlikte, 29 yıl geçmiş olmasına rağmen 28 Şubat’la tam anlamıyla bir hesaplaşmanın sağlanamamış olması önemli bir eksikliktir. Darbenin askeri unsurları yargı önünde hesap vermiş olsa da sivil ve bürokratik ayağın bütünüyle ortaya çıkarılmaması, vesayetle mücadele açısından ciddi bir boşluk oluşturmaktadır. Nitekim 15 Temmuz Darbe Girişimi, vesayet odaklarıyla eksik hesaplaşmanın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir.
28 Şubat unutulmamalı, unutturulmamalı ve yeni nesillere doğru şekilde anlatılmalıdır. Zira son dönemde laiklik ilkesini, inanç özgürlüğünü güvence altına alan bir prensip olmaktan çıkarıp toplumu dizayn etmenin aracı hâline getirmeye çalışan anlayışların varlığı, bu hafızanın diri tutulmasının ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Okullarımızda düzenlenen Ramazan etkinliklerine yönelik bildiriler ve yasak çağrıları, 28 Şubat zihniyetinin farklı formlarda varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Ancak bilinmelidir ki bu millet, bir daha benzer vesayet girişimlerine asla müsaade etmeyecektir.
Memur-Sen olarak çağrımız nettir:
28 Şubat sürecinin sivil ve bürokratik ayağıyla tam anlamıyla hesaplaşılmalıdır.
Giderilememiş tüm mağduriyetler ortadan kaldırılmalı, hak kaybı yaşayan tek bir kişi dahi bırakılmamalıdır.
Bu amaçla sosyal paydaşların da yer alacağı bir komisyon marifetiyle, dönemin tüm mağduriyetleri tespit edilerek gerekli telafi mekanizmaları işletilmelidir.
Büyük Memur-Sen ailesi olarak; darbeci zihniyeti unutmayacak, unutturmayacak ve sivil iradeyi her zeminde savunmaya devam edeceğiz. Milli iradeye sahip çıkan, baskılara boyun eğmeyen ve bu uğurda bedel ödemekten geri durmayan aziz milletimizi saygıyla selamlıyoruz.