Camiler ve Din Görevlileri Haftası, her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında camilerin toplum hayatındaki yeri ve din görevlilerinin üstlendiği sorumluluklara dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinliklerle idrak ediliyor.
Bu kapsamda muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır, camilerin yalnızca ibadet edilen mekânlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, camilerin ilim, sosyal dayanışma ve birlikteliğin merkezi olduğunu ifade etti.
Karabayır, din görevlilerinin de camiyi hayatın merkezine taşıyan, çevresine rehberlik eden ve özellikle genç neslin yetişmesine öncülük eden bir anlayışla görev yapması gerektiğini vurguladı.
“Camiler sadece ibadet edilen bir yer değilr”
Camilerin sadece ibadet edilen bir yer değil, sosyal dayanışmanın, birlikteliğin, sorunların konuşulduğu mekânlar olduğunu ifade eden Karabayır, “İtikadı olarak hurafelerden bir tanesi de camilerin sadece ibadet olduğunu düşünmektir. Bu da bizi her yönden geride bırakan bir durumdur. Peygamber Efendimizin camiyi hayatın her alanında kullandığı ruhu biz bugün kaybettik. Camiler, her konuda olduğu gibi sosyal hayatında merkezinde camilerin olması gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Din görevlisi, çevresine ışık olabilecek bir şahsiyet olmalı”
Karabayır, “Camilerde görevli olan din görevlilerin, bir peygamber varisi olarak almış oldukları bu emaneti, onun yaptığı gibi; caminin ilim yuvası, talebe okutması, dertlerin dinlenmesi, mahallede yaşanan bütün olaylarda hepsinden haberdar olması, kabiliyetli öğrencileri bulup okutması gerekiyor. Hayatın içinde bir lider olarak olması bunu gerektiriyor. Camide görevli olmak, âlim ve peygamber varisi bir kimlikle hem şahsı itibariyle donatılmış hem de bulunduğu mekânı donatabilecek, çevresine ışık olabilecek bir şahsiyet olması gerekiyor.” dedi.
“Cami hocaları ve cemaat manevi hizmeti birlikte yürütmeli”
Camilerin ihyası için camii cemaatlerine önemli görevler düştüğünü belirten Karabayır, “Cemaatin çok şuurlu bir cemaat olması gerekiyor. Caminin en küçük adabından en büyük işlerine varıncaya kadar farkında olması gerekiyor. Maddi ve manevi olarak camileri desteklenmesi gerekir. Cami hocalarıyla iyi geçinerek, saygı duyarak hem de imamlardan da saygı görerek bu manevi hizmeti beraber yürütülmeli icab ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Cami görevlileri sadece namaz kıldıran değil, nesil yetiştiren olmalı”
Ayet ve hadislerden öğrendiğimiz en önemli farz ibadetlerinden birisi de neslimizi en güzel şekilde yetiştirmek olduğunu vurgulayan Karabayır, sözlerini şöyle tamamladı: “Cami görevlilerimiz sadece namaz kıldırma memuru değil, aynı zamanda çevresinde bulunan nesli iyi yetiştirmek durumundadır. Allah’ın bir lütfu olarak artık camilerimizde gençler için her türlü hizmeti yapabiliyoruz. Bu imkânları iyi değerlendirip, gençlerimizin anladığı dilden gönüllerine girerek çocukları camiye ve caminin temsil etmiş olduğu ruha alıştırmamız lazım. Bu konuda yardım edebilecek olanlar, o gençlerin velileri ve çevreleridir. Neslimiz üzerinde yapmamız gereken sorumluluğumuzu da çok rahatlıkla yapabiliriz.” diye belirtti.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin