Mardin'in Savur ilçesinde, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü tarihi evin müzeye dönüştürülmesi dolayısıyla açılış töreni düzenlendi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Prof. Dr. Aziz Sancar'ın katıldığı törende, Sancar'ın hayatına, bilimsel çalışmalarına ve başarılarına ilişkin eserlerin sergilendiği müze ziyaretçilere açıldı. Açılış törenine Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar da katıldı.
Törende konuşan Prof. Dr. Aziz Sancar, Türkiye'yi ve memleketi Mardin'i uluslararası alanda temsil etmeye devam ettiğini belirterek, müzenin çocuklar için bir bilim yuvasına dönüşmesini temenni etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise müzenin gençlere ilham vermesini ve Aziz Sancar'ın başarı hikayesinin gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçladıklarını ifade etti.
"Türkiye her zaman benim için birinci sırada yer alıyordu"
Müzenin açılışı öncesinde basın mensuplarına konuşan Prof. Dr. Aziz Sancar, meslek hayatının ilk dönemlerine, Amerika'ya gidişine ve Türkiye'yi temsil etme sorumluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Aziz Sancar
Sancar, "Benim en mutlu olduğum zamanlar Sürgücü’de doktorluk yaptığım zamanlardır. Oradaki çocuklara ve halka hizmet etmekti. Daha sonra Amerika’ya gittim ve oraya giderken üzerimde çok büyük bir yük vardı. Ben Amerika’da Türkiye’yi temsil edeceğim diye o sorumlulukla gittim. O zamanlar Amerika’da Türkiye hakkında bir şey bilmiyorlardı. Ben de Amerikalılara ve başka ülkelerden gelen vatandaşlara Türkiye’yi anlattım. Amerika’da Türkiye’den bilim insanı çıkar mı, çıkmaz mı, bundan haberleri yoktu. Ben biraz inatçı biriyim. Ben sizlere gösteririm dedim ve Türkiye’den bilim insanı çıkar dedim ve çıkardım. O tutumla, o düşünceyle en güçlü projeler üzerinde gece gündüz çalıştım ve başarılı oldum. Türkiye her zaman benim için birinci sırada yer alıyordu. Her fırsatta Türkiye’nin ve Türklerin tarihini, dünya kültür ve medeniyetine katkılarını öğretmeye çalıştım. Umarım aldığım Nobel Kimya Ödülü de bu konuya yardımcı olmuştur. Ve hâlâ Türkiye’yi ve memleketim Mardin’i ve Savur’u temsil etmeye devam ediyorum. Elimden geldiğince yeni projeler üzerinde çalışıp hem Türkiye’yi hem de Savur’u dünyaya tanıtacağım." dedi.
Müzenin kendisini onurlandırdığını belirten Sancar "Çok güzel ve orantılı bir müze olmuş. İnşallah bilim yuvası olur. Ben TÜBİTAK ile konuşulur, buraya da destek vermesi gerektiğini iletirim. Buradaki çocukların da bilim öğrenmesi lazım ve onlara yardım etmemiz lazım olduğunu iletirim. Bunu inşallah gerçekleştireceğiz. Bu müzenin açılmasıyla beni çok onurlandırdınız. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım." şeklinde konuştu.
"Bu müze, gençlerimizin hayallerinin peşinden gidebileceğini göstersin"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, törende yaptığı konuşmada, Aziz Sancar’ın bilimsel başarılarının Türkiye’nin yetiştirdiği bilim insanlarının neler başarabileceğini dünyaya gösterdiğini belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Ersoy "Bugün Mardin’in kadim ilçesi Savur’da bilime adanmış bir ömrün, büyük bir azmin ve insanlığa duyulan inancın taçlandırılmasına tanıklık etmek için bir aradayız. Nobel ödüllü bilim insanımız Profesör Doktor Aziz Sancar’ın hayatını, tutumlarını ve başarılarını gelecek kuşaklara aktaracak bir müze olarak açıyoruz. Bu anlamlı eserin ülkemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyoruz. Saygıdeğer hocam, baba ocağınızda böylesi değerli bir vesileyle sizinle birlikte bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Sizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum." ifadelerini kullandı.
Aziz Sancar’ın başarı hikayesinin Savur’dan başlayarak bilimin evrensel dünyasına uzandığını dile getiren Ersoy "Hepimizin malumudur ki Profesör Doktor Aziz Sancar, yürüttüğü bilimsel çalışmalarla ülkemizin yetiştirdiği bilim insanlarının neler başarabileceğini bütün dünyaya göstermiş müstesna bir isimdir. Onun hikâyesi, Savur’un sokaklarından başlayıp bilimin evrensel dünyasına uzanan bir başarı hikâyesidir. Bu hikâye; merak etmenin, çalışmanın, sabretmenin ve öğrenmekten hiçbir zaman vazgeçmemenin hikâyesidir. Sancar’ın başarısı yalnızca aldığı ödüllerle de ölçülemez. Onun başardıklarını hakkıyla idrak etmek için bilime duyduğu derin bağlılığa, insanlığın ortak bilgi birikimine yaptığı güçlü katkıya ve gençlerimize verdiği eşsiz ilhama odaklanmak, ayrıntılara inmek gerekir." şeklinde aktardı.
"Hayat hikayesi, bu inancın en güçlü ve özel örneklerinden biridir"
Müzenin bu ayrıntıları görünür kıldığını vurgulayan Ersoy "Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu müze, tam olarak bu ayrıntıları görünür kılmaktadır. Başarının sonuçtan önce, o sonuca ulaşmak için yürünen yolda harcanan zamanda, sabırda, gayrette ve emekte saklı olduğunu göstermek için hayata geçirilmiş bir projedir. İstiyoruz ki bu müzeyi ziyaret eden çocuk ve gençlerimiz burada yalnızca büyük bir bilim insanının hayatını öğrenmekle kalmasın. Onun ilhamında kendi hayallerinin peşinden gidebileceğini de görsün. Bilimin, emeğin ve kararlılığın insanı nelere, nerelere taşıyabileceğini bu evin hikâyesi üzerinden keşfetsinler. Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin hayal kurabilmesi ve bu hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmasıyla şekillenir. Hayat hikâyesi, bu inancın en güçlü ve özel örneklerinden biridir. Eğer bir insanın hayatına kapı aralıyorsanız, o hayatın geçtiği birincil mekân olan ev başlı başına en önemli değerimizdir. 'Duvarların dili olsa da konuşsa' diyeceğimiz nokta aslında burasıdır." dedi.
Aziz Sancar’ın kişisel tarihine tanıklık eden yapının kültürel ve mimari özelliklerinin korunarak müzeye dönüştürüldüğünü belirten Ersoy, restorasyon çalışmaları ve müzenin iç düzenlemesi hakkında bilgi verdi.
Ersoy "Aziz Sancar'ın kişisel tarihine tanıklık eden bu yapıyı böylesi bir farkındalıkla ele aldık. Zira burası, hocamızın yetiştiği toplumsal yapının bir aynası, bu coğrafyanın yaşam tarzı ve tarihsel hafızasından bir kültür varlığıdır. Aynı zamanda bu yapı, 1938 öncesine uzanan geçmişi; taş duvarları, avlusu ve odalarıyla Savur’un geleneksel konut mimarisini günümüze taşımaktadır. Zaman içinde geçirdiği değişimlerle ise bir ailenin yaşamını sürdürme biçimini, ihtiyaçlarını ve geleneksel kent kültürünün zaman içindeki gelişimini gözler önüne sermektedir. Hâliyle, müze işlevi kazandırdığımız bu evin aynı zamanda ziyaretçilerimizin incelemesi gereken en değerli eserlerden biri olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz." şeklinde konuştu.
"Tüm iç mekan malzemeleri de dönemin özgün işlevlerine uygun olarak düzenlendi"
Bakan Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bütün bu değerleri gelecek nesillere mümkün olan en eksiksiz şekilde aktarmak amacıyla titiz bir çalışma süreci başlatıldı ve yürütüldü. Gereken bütün imalatlar yapıldı; yapısal güçlendirme, sıva, taş temizliği, demir-betonarme döşeme ve yalıtım çalışmaları itinayla tamamlandı. Yapının özgün mimari karakterini korumak amacıyla; çörten, baca, taş, silme, motif ve kitabe gibi mimari elemanlara yönelik uygulamalar gerçekleştirildi. Konulan tüm iç mekân malzemeleri de dönemin özgün işlevlerine uygun olarak düzenlendi. Nihayetinde, Aziz Sancar’ın doğup büyüdüğü bu evin özgün yaşam düzenini yansıtan teşhir ve tanzim çalışmalarını yaptık. Bu dört katlı yapının 395 metrekarelik birinci katında bir müze düzeni kurduk. Hocamızın hayatına dair fotoğrafların, tıp aletlerinin, diplomalarının, cübbelerinin, aldığı hediye ve ödüllerin ayrıca bilimsel çalışmalarına ilişkin dosyaların sergilendiği üç ayrı salon yapıldı."
Savur’un geleneksel konut mimarisini yansıtan tarihi evde oluşturulan müzede, Aziz Sancar’ın yaşamına ve bilimsel çalışmalarına ilişkin fotoğraflar, tıp aletleri, diplomalar, cübbeler, ödüller, hediyeler ve bilimsel çalışma dosyaları ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin