Prof. Dr. Atlı, madde bağımlığının sebep ve çözüm önerilerini anlattı

GÜNDEM

Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı'nda konuşan Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Bağımlılıkta ne kadar erken yaşta başlarsa o kadar ciddi bağımlılığı oluyor. O kadar bırakması zor oluyor. Bir maddeye ne kadar ulaşmak kolaysa o kadar bağımlılık riski artıyor." dedi.

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Mardin Aşiretler İstişare Meclisi tarafından bir konferans salonunda "Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı" düzenlendi.

Mardin’in farklı bölgelerinden aşiret mensupları, kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştay, Süleyman Gökdemir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Programın açılış ve selamlama konuşmasını Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Üyesi Molla Fesih Memiş gerçekleştirdi.

Çalıştayın sunumlar bölümünde "Mardin’de Toplumsal Barış, Husumetler ve Sosyal Dayanışma" başlıklı sunumu Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin yaptı.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı ise "Gençler ve Bağımlılık: Riskler ve Mücadele Yöntemleri" konulu sunumunu gerçekleştirdi.

Herkesin bir açıdan "bağımlı" olduğunu söyleyen Atlı, "Kimimiz maddeye ama hepimiz telefona, online'a, internete bağımlıyız. Bu anlamda bir bağımlılık bir başka bağımlılığın önünü açar. Telefonla uzun uğraşlar kumarın önünü açıyor. Kumar metamfetaminin önünü açıyor. Esrar bütün maddelerin önünü açıyor. Bizim temelde de psikiyatride temel unsurlarımız var. Bağımlılıkta ne kadar erken yaşta başlarsa o kadar ciddi bağımlılığı oluyor. O kadar bırakması zor oluyor. Bir maddeye ne kadar ulaşmak kolaysa o kadar bağımlılık riski artıyor. Yine kadınlar inşallah şu perdenin arkasında vardır." dedi.

Kadın beyninin, erkek beyninden daha hassas olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Atlı, "Bağımlılık… her türlü madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı kadın beyni çok daha hızlı zehirler ve çok daha fazla etkiler. Tabii ki bağımlılığın başlama yaşı 20'li yaşlarda başlar. Ama maalesef bu son dönemde özellikle bu piyasaya kristal ve kumarın da girmesiyle artık 40, 50, 60 yaşında bile başlayan bağımlı hastalar geliyor. Yine en riskli dönem 15-25 yaş olmasını belirtmekle beraber her yaş ve her cinsiyette ciddi bir yangınla karşı karşıyayız." diye konuştu.

Bağımlılığa karşı konulan yasakların işe yaramadığı görüşüne katılmadığını vurgulayan Atlı, "Yasaklarla bu iş de minimalize edilir. Bir şey ne kadar serbestse, ulaşmak ne kadar kolaysa o kadar risk artar." diye ekledi.

Kumarın devlet tarafından serbest bırakıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Abdullah Atlı, özelleştirmenin de etkisiyle her köşe başında kumar bayilerinin işletildiğini belirtti.

Atlı, "Bir maddeye ulaşmak ne kadar kolay ise, sen bunu toplumsal olarak ne kadar legalleştirirsen, o kadar bataklığa batarsın." değerlendirmesinde bulundu.

Bağımlılığın "gen" yoluyla da alt soya aktarılabileceğine dikkat çeken Atlı, "Biz buna epigenetik diyoruz. Düşünebiliyor musunuz ne kadar ağır bir vebal? Senin üst soyunda hiç bağımlılık yok. Sen uyuşturucu alıp kendini bağımlı yapıyorsun. Ve o bağımlılık genleri senin çocuğuna, torununa, torununun torununa aktarılıyor." dedi.

Diyarbakır İl Uyuşturucu Komisyonunda görev aldığını aktaran Atlı, "Adam oğluna diyor ki, şu esrarın tarlasının şu kısmını da bana ayır, bunun parasıyla hacca gideceğim! Hacca gideceğim diyor yani! Bunu beyin olarak da rasyonalize etmiş, akla yakınlaştırmış, Esrarı helalleştirmiş. Ve buna nasıl isimler vermiş dersiniz: Ot, derman! Düşün yani uyuşturucu ve şizofreni riskini yedi kat artıran bir maddeye ot diyor, derman diyor! Ve bu masumlaştırıcı ifadeler, bu masumlaştırıcı olaylar insanların zihnine yerleşiyor." diye konuştu.

Madde kullanımının nedenlerine işaret eden Atlı, "Kişiler maddeyi, self-medikasyon dediğimiz kendi kendini tedavi etmek için, içindeki huzursuzluğu, sıkıntıyı, depresyonu, kaygıyı, aile içi tartışmaları, öfkeyi bastırmak için kullanır. Şimdi böyle sıkıntılı, depresif bir hastam sigara içiyor. Sigara da çok tehlikeli, önemsiz bilmeyin. Sigara içiyor. Bir arkadaşı sarma sigara veriyor. 'Al bunu iç bu seni daha rahatlatır' diyor. Diyor 'içtim, hakikaten daha rahatladım.' 2-3 ay sonra bunun esrar olduğunu anladım. Ondan sonra 3-5 ay sonra bu sefer krem rengi bir şey verdi. 'Bunu iç bulutlara çıkarsın' dedi. Ondan sonra bir baktım, eroine başlatmış. Yani insanlar bu maddelerin isimlerini de bilmiyor. Mesela metanfetamin, 'payp' diye pipoya benzer bir camla içiliyor. Ben hasta yakınlarına gösteriyorum. Bunu biliyor musun, bu nedir? 'Evet ya bizim çocuğun cebinden çıktı' diyor. İnsanlar bilmiyor yani maalesef. Bu anlamda da özendirmeden bir aydınlatma yapmamız lazım." şeklinde konuştu.

Bazı ebeveynlerin, uyuşturucuya başlayan çocuklarının bu durumunu gizlemeye çalışmalarının yanlış olduğunu vurgulayan Atlı, "İnsanlar mesela kumarla ilgili, uyuşturucuyla ilgili çocukları başlıyor. Bunu söylemeye utanıyorlar. Tedavi aramaya utanıyorlar. Ayıptır… Hacı Ali'nin oğlu uyuşturucu kullanır, kumar oynar diye söylemeye utanıyor ve tedavi geciktiriyor. Tedavi ne kadar geciktirse o kadar hastalıktan kurtulma ihtimali azalıyor. Ve yakın zamanda da Kızıltepe'de de birkaç intihar olayı yaşandı. Bazı aileler de bize diyor hocam, biz uyuşturucudan, kumardan çocuğumuzu alıp koysak, ya intihar etse? O hepimiz için geçerli. Hepimizin intihar etme riski var." ifadelerini kullandı.