Psikolojik Danışman Öner'den LGS ve YKS adaylarına önemli tavsiyeler
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Cem Öner, Millî Eğitim Bakanlığınca yapılan son değişikliğe göre 13 Haziran Cumartesi yapılacak olan LGS ile 20-21 Haziran'da yapılacak YKS için son günlerin nasıl değerlendirilebileceği hususunda öğrenci ve ailelerine önemli tavsiyelerde bulundu.
Önümüzdeki pazar günü yapılması planlanan LGS, 2026 FIFA Dünya Kupası maçı münasebetiyle bir gün öne çekilerek 13 Haziran Cumartesi gününe kararlaştırıldı.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek.
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Cem Öner, LGS ve YKS öncesinde öğrencilerin son günleri nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin önemli tavsiyelerde bulundu.
Öner, sınava kalan kısa sürede deneme çözmenin, yapılan yanlışları analiz etmenin ve stres yönetimine odaklanmanın başarıya katkı sağlayacağını belirtti.
"Son günlerde deneme çözmeye ağırlık verilmeli"
YKS adaylarına bir gün TYT, bir gün AYT denemesi çözmelerini tavsiye eden Öner, LGS öğrencilerinin ise her gün düzenli olarak deneme çözmesinin faydalı olacağını ifade etti.
Öner "Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de, 'İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.' Necm Suresi'nde buyuruyor biliyorsunuz. Tabii son düzlüğe girdik. Öğrencilerimiz büyük oranda konu eksiklerini gidermişlerdir, konularını çalışmışlardır, bitirmişlerdir diye düşünüyoruz. Hani olması gereken de budur. Ama kalan süreçte biz genelde tavsiyemiz olarak deneme çözmekle geçmesini öneririz. YKS'deki öğrencilerimiz için bir gün TYT, bir gün AYT şeklinde; LGS öğrencileri için de her gün LGS denemesi çözülmesinin uygun olacağı yönünde bir tavsiyemiz var. Kalan son günlerde de çıkmış sorulara, daha önce yapılmış sınavlara bakmalarını isteriz. Haliyle bu sınavları çözdükten sonra da bir değerlendirme yapılmasını isteriz. Yani sadece üstün körü böyle sınavı çözüp geçeyim yahut da o an net mi, doğru mu, yanlış mı bileyim şeklinde değil; öğrencinin sınavda ya da denemede yaptığı yanlışları değerlendirme üzerinden gidilmesini isteriz." ifadelerini kullandı.
"Yanlışların kaynağı belirlenmeli"
Deneme sınavlarında yapılan yanlışların mutlaka analiz edilmesi gerektiğini belirten Öner "Şimdi üç şekilde yanlış yapılır. Bir, konu eksikliği dolayısıyla yapılan bir yanlışlık vardır. İki, dikkat eksikliğinden yapılan yanlışlar vardır. Üç, süre yetmemesinden kaynaklı yapılan yanlışlar vardır. Şimdi eğer öğrencinin konu eksikliğinden yapılan yanlışı varsa, öğrencimize biz o konuyu bir tekrar etmesini isteriz sınavdan önce. Çünkü orada bir eksikliği olduğunu gösterir. Haliyle onun üstüne düşmesi lazımdır. Eğer dikkat eksikliğinden bir yanlış yapmışsa da bunu düzeltmesi anlamında soruyu daha iyi anlamasını isteriz. Malumunuz, bu son zamanlardaki sınavlardaki en önemli husus, en temel husus öğrencinin okuduğunu anlamaya yönelik olmasıdır. Yani bu sayısal sorusu da olsa böyledir, sözel sorusu da olsa böyledir. Çocuktan istenilen ve beklenilen, okuduğunu anlamaktır. Haliyle eğer böyle bir dikkat eksikliği varsa öğrencinin daha dikkatli okumasını tavsiye eder ve soru köküne dikkat etmesini isteriz. "şeklinde konuştu.
"TYT aynı zamanda bir hız sınavıdır"
YKS'nin özellikle TYT bölümünde zaman yönetiminin büyük önem taşıdığını ifade eden Öner, birçok öğrencinin süreyi yetiştirmekte zorlandığını belirtti.
Öner "Üçüncü husus ise süre yetmemesinden kaynaklı bir husustur. Şimdi LGS biraz daha süre anlamında sıkıntı yaşamadığımız bir sınav ama YKS'de, özellikle TYT sınavı aslında bir hız sınavıdır. Sadece bilgiyi ölçmüyor. Size 120 soru veriyor ve 120 soru üzerine 165 dakika veriyor. Hemen hemen her soru için ortalama 1,5 dakikalık bir süre ortaya koyuyor; hatta daha az belki de. Haliyle süreyi yetiştirebilme adına çocukta bir stres oluşuyor. Çoğu zaman birçok öğrencimizin de zamanı yetiştiremediğini biliyoruz. Özellikle Türkçedeki paragraf sorularının ve matematikteki yeni nesil soruların zaman alıcı olduğunu biliyoruz. Buradaki temel husus, sınavı iyi yönetebilmek. Hem zamanı iyi kullanabilmeli hem de o stresin, o psikolojinin altından kalkabilmesi gerekiyor. Haliyle çocuk sınav anında bir heyecana kapılmamalı. Aslında çok iyisin, çok başarılısın, birçok şeyi bitirmişsin, yapmışsın ama sınavdaki bir heyecan senin bir yılına mal olabiliyor. Tabii bu, YKS için belki telafisi olabilecek bir sınavken LGS'de böyle bir telafi maalesef yok. Çünkü bir defa hayatına girilen bir sınav. Bu, lise hayatını etkileyen bir sınav olduğu için çok daha dikkat edilmesi gereken bir sınav. Ama YKS'de biz her zaman şunu söylüyoruz, sınav bir sonuçtur ama dünyanın sonu da değildir. Genel itibarıyla bu şekilde diyebiliriz, konuşabiliriz. " dedi.
"Başarıda okul kadar öğrencinin gayreti de önemli"
İyi bir lisede okumanın avantaj sağladığını ancak başarının yalnızca okul ile açıklanamayacağını ifade eden Öner, asıl belirleyici unsurun öğrencinin gayreti olduğunu söyledi.
Öner "Şimdi, LGS ömrü hayatında çocuğun girebileceği tek sınavdır. Yani bir tek sınava yürüyerek bir plan, proje çiziyor çocuk ve o sınavdaki yaptığı sonuca göre de bir liseye gidiyor. Şimdi lise bizim için üniversiteye, YKS'ye açılan bir kapı. İyi bir lise ya da iyi bir okul bu anlamda öğrenci için faydalıdır. Çünkü rekabetçi bir ortamda, iyi bir okulda okumak öğrenci için artı oluşturur. Ama okul bu işin yüzde otuzluk kısmıdır. Yani iyi bir okulda okuyan bir öğrenciye verilen deneme sınavları, oradaki hocaların çocuğu yönlendirmesi, verilen dersin anlamlı olması, iyi olması yeterli değil. İşin büyük bir kısmı öğrencide bitiyor. Hangi okula giderse gitsin, hangi liseye giderse gitsin, üzerine düşen vazifeyi yerine getirmediği sürece en iyi okulda da olsa bir işe yaramaz. Ama hakkını veren, çalışan, düzenli, planlı, programlı giden öğrenci eminim ki hedefine ulaşır. "LGS'nin telafisi yok, YKS'nin ise alternatifi var"
LGS'nin öğrencinin hayatında yalnızca bir kez karşılaştığı bir sınav olduğuna dikkat çeken Öner, bu nedenle stres düzeyinin daha yüksek olduğunu söyledi.
YKS'nin ise yeniden girilebilen bir sınav olduğunu belirten Öner "Bu anlamda LGS biraz daha stresi yüksek olan bir sınavdır. Hem veli anlamında söylüyorum hem öğrenci anlamında söylüyorum; stresli bir sınav. Çünkü bir defa gireceğin ve telafisi olmayan bir sınav. Keşke gönül isterdi ki tek bir sınava bağlı olmasın. Bunun alternatifleri olsun ya da birkaç yıla yayılmış şekilde gitsin. Ama var olan sistem üzerinden gittiğimiz için biz de tabii ona göre kendimizi hazırlamamız lazım. Ama YKS böyle değil. YKS alternatif olan bir sınavdır. Hasbelkader bir emek vermişsinizdir, çalışmışsınızdır, tevekkül etmişsinizdir, Allah'a güvenmişsinizdir. Sınava girersiniz, üzerinize düşeni yapar, vicdanen rahatsınızdır. Ama olmaz. Beklediğiniz sonucu alamayabilirsiniz." diye konuştu."Çalışmak kadar tevekkül de önemli"
Hedeflenen sonuca ulaşılamaması halinde öğrencilerin umutsuzluğa kapılmaması gerektiğini vurgulayan Öner, sözlerini şöyle sürdürdü: "Belki o an bir hastalık gelişmiştir, bir kazaya maruz kalmıştır, belki sınava yetişememiştir. Biz her zaman söylüyoruz; evet çalışma, emek ama bir de bu işin nasip kısmı vardır. Sizin nasibinizde yoksa bir şey engel olur. Bunun hayır mı şer mi olduğunu biz bilmiyoruz. Allah-u Teala'ya güveniyoruz. Sonuçta tevekkülümüz O'nadır. Ama ne olursa olsun, olmadığı zaman da diyoruz ki bir sene daha çalışabilir çocuk. Tekrar çalışma lüksü var. Ama bu demek değildir ki iki yıl, üç yıl, dört yıl sonuçta her bir yıl öğrenci için bir kayıptır. Hem psikolojik olarak insanı çöküntüye uğratabiliyor hem de zaman anlamında büyük bir kayıptır.
Şimdi bizim öğrencilerimizde de bunu görebiliyorsunuzdur. Bir hedef var, o hedefe ulaşmak adına bir çaba var, bir emek var, bir tevekkül var. Ama o hedefe ulaşamayabiliyor, bir altında kalabiliyor çocuk. Ne diyoruz? O zaman diyoruz ki bir yıl daha çalış. Sonra bir yıl daha olabilir. Ama ikinci ve üçüncü yıldan sonra artık bir şey bir yerde kalıyor hocam. Üstüne koyamıyorsunuz. Var olanla yetinmek zorundasınız. Bu anlamda LGS maalesef stresi çok olan bir sınav, daha yüksek stresli bir sınav. Ama YKS de sonuçta mesleğe açılan bir kapı. Sonuçta bir tartıya vurduğunuzda hangisi ağır gelir derseniz, eşittir. Ama YKS'nin telafisi olduğu için belki LGS ona göre biraz daha ağır basar bu anlamda."
"Çocuklarınızı sınav sonucuna göre değerlendirmeyin"
Velilerin sınav sürecinde çocuklarına destek olmalarının önemine değinen Öner, sınav sonucunun aile içerisinde bir kriz hâline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Çocukların başka öğrencilerle kıyaslanmasının yanlış olduğunu belirten Öner "Kur'an-ı Kerim'de Lokman Hekim, yani Hazreti Lokman diyelim aleyhisselam, çocuğuna tavsiye ederken hep 'Yavrucuğum' diye nasihatlerde bulunuyordu. Haliyle böyle inceden, nasihatvari, kibar bir şekilde çocuğunu tevazu ile büyütmeye yönelik nasihatleri vardı. Şimdi ben başta da dedim; hiçbir şey çocuktan daha değerli değildir. Sonuçta çocuklarımız bizim, bize Allah'ın vermiş olduğu emanetlerdir. Biz bu emanetleri en güzel şekilde nasıl koruyabiliriz? Önceliğimiz ahlaki anlamda olmalı. Bir çocuğun ahlaki ve davranışsal boyutu iyiyse diğer boyutu da inşallah gelir diye düşünüyoruz.
Haliyle sınav kötü geçebilir. Sınav istediğimiz gibi olmayabilir. Bu dünyanın sonu değil. Bundan sonraki süreci bir savaş hâline dönüştürürsek çocukla olan bağımız da kopabilir. Kıyaslamada çocuğumuzu başkalarıyla, gideceği üniversiteyle ya da girdiği sınavla çok büyük bir problemmiş gibi, büyük bir dağ problemiymiş gibi göstermeden; süreci karşılıklı güzel bir şekilde oturup muhabbet ederek geçirmelerini tavsiye ederim. Bu hem öğrencinin sonraki dönem için bir başlangıç noktası olur, daha iyi başlamasını sağlar; hem de aile bağlarını toparlama, aile bağlarını koparmama anlamında bence faydalı olur diye düşünüyorum. Kanaatim bu yöndedir." dedi.
"Sınava rahat ve özgüvenli girin"
Öğrencilere sınava sakin ve özgüvenli bir şekilde girmeleri tavsiyesinde bulunan Öner son olarak şu ifadeleri kullandı: "Ben sınava giren öğrencilerimize de rahat bir şekilde sınava girmelerini tavsiye ediyorum, heyecanlanmadan. Sınav sürecinin içerisinde o heyecanı yaşadıkları zaman bir su molası, bir şeker molası verebilirler. Doğaldır insanın heyecanlanması. Bundan daha mazur bir şey olamaz. Ama bu heyecanı yenme adına bir anlık gözünü kapatıp dinlenme, bir nefes egzersizi, bir su molası, bir şeker molası faydalı olur diye düşünüyorum. Rabbim hepsini muvaffak etsin. En güzel yerlerde olmayı nasip etsin. Din-i mübine, Müslümanlara, insanlığa faydalı yerlerde olmalarını Rabbim onlara nasip etsin inşallah."