"Azerbaycan'da Hicaba Özgürlük" sloganı ile Sakarya Üniversitesi Kampüs Camii önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına; Söz ve Kalem Öğrenci Topluluğu, Ortak Akıl Öğrenci Topluluğu, İnsan ve Medeniyet Öğrenci Topluluğu ve Hekim Mektebi destek verdi.

Öğrenci toplulukları adına basın açıklamasını okuyan Burcu Gürler, yalnızca bir yasağı protesto etmek için değil; inancından dolayı baskıya maruz bırakılan kız çocuklarının, hakları kısıtlanan öğretmenlerin ve susturulmak istenen vicdanların sesi olmak için bir araya geldiklerin ifade etti.

Zulüm nerede olursa olsun karşı çıkmaya devam edeceklerini belirten Gürler, alınan kararın ne İslam'a ne vicdana ne de hukuka sığmadığını söyledi.

"Başörtüsü Müslüman kadının inancının gereği, insan haklarının en temel unsurudur"

Gürler, "İslam, yalnızca belli zamanlarda hatırlanan ahlak ve ibadet gibi kavramların alanına hapsedilecek bir inanç sistemi değildir. İslam, bizzat bireyin ve toplumun bütün yaşamına hükmeden ilahi kurallar bütünüdür. Müslüman demek Allah'ın emirlerine teslim olan demektir. Şartlar ne olursa olsun bu emirleri uygulamak noktasında gayret eder ve edecektir. Bir Müslüman kadının başörtüsü, bir devletin iç meselesi yahut yalnızca laiklik gibi kavramlar altında değerlendirilemez. Başörtüsü Müslüman kadının inancının gereğidir; İnsan haklarının en temel unsurlarından biri olan din ve vicdan özgürlüğünün bir parçasıdır. Müslümanlar için ise Rabbimizin bir buyruğudur." dedi.

"Tarihin hiçbir döneminde baskı, haklılığın ölçüsü olmamıştır"

Eğitim hakkı görmezden gelinen Azerbaycanlı öğrencilerin yanında olduklarını vurgulayarak Aliyev yönetimine seslenen Gürler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Allah'ın emrine karşı despotluk ve zalimlikle zafer kazanılmaz. Zulüm ile abad olunmaz. Yasaklarla vicdanlar susturulamaz. Baskıyla inançlar ortadan kaldırılamaz. İnsanların haklarını kısıtlayarak adil bir düzen kurulamaz. Hiçbir yönetim, kendi siyasi anlayışını insanların vicdanlarının üzerine koyamaz. Hiçbir iktidar, kız çocuklarını inançları ile eğitim hakları arasında seçim yapmaya zorlayamaz. Hiçbir güç, bir öğretmene mesleğini sürdürebilmesi için inancından taviz vermesi gerektiğini dayatamaz. Tarihin hiçbir döneminde baskı, haklılığın ölçüsü olmamıştır ve olmayacaktır. Devlet yönetmek, insanların temel haklarını dilediği gibi kısıtlama yetkisine sahip olmak demek değildir. Aliyev yönetimine çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Bu uygulamalara son verin! Başörtülü öğrencilerin eğitim haklarını, öğretmenlerin çalışma haklarını güvence altına alın. İnsanların inançlarını özgürce yaşayabilmelerinin önündeki engellerinizi kaldırın. Çünkü hak ve özgürlükler, yöneticilerin halka bahşettiği bir lütuf değil; korunması gereken temel haklarıdır."

Program Söz ve Kalem Öğrenci Topluluğu Başkanı Furkan Altunkaynak'ın yaptığı dua ile sona erdi.