Sanal kumarın gölgesinde bir toplum: Kaybedilen sadece para değil

GÜNDEM

Türkiye’de özellikle dijital platformlar üzerinden yayılan kumar ve yasa dışı bahis alışkanlığı, ekonomik kayıplardan aile içi çatışmalara kadar uzanan ciddi sonuçlar doğuruyor. Uzmanlar, bağımlılık başvurularındaki hızlı artışın toplum sağlığı açısından önemli bir risk haline geldiğine dikkat çekiyor.

Kumar bağımlılığı, Türkiye’de son yıllarda en hızlı büyüyen davranışsal bağımlılıklar arasında yer alıyor. Özellikle internet ve mobil uygulamalar aracılığıyla erişimin kolaylaşması, sorunun kapsamını genişletirken uzmanlar kumar bağımlılığının artık yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından açıklanan güncel verilere göre, Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine (YEDAM) kumar bağımlılığı nedeniyle yapılan başvurular 2022 yılında 3 bin 6 iken, 2023 yılında 3 bin 552’ye, 2024 yılında 4 bin 798’e ve 2025 yılında 5 bin 748’e yükseldi. Başvurulardaki bu artış, sanal kumarın yaygınlaşmasıyla birlikte bağımlılık riskinin giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, başvuruların önemli bölümünün 20-40 yaş aralığındaki bireylerden geldiğine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre kumar bağımlılığı genellikle "bir kez deneme" ile başlayan ve zamanla kontrol kaybına dönüşen bir süreçten oluşuyor. Kazanılan ilk paranın ürettiği heyecan ve ödül hissi, kişinin yeniden oynama isteğini tetikleyebiliyor. Kaybedilen parayı geri kazanma düşüncesi ise bağımlılık döngüsünü derinleştiriyor. Özellikle ekonomik belirsizlikler ve kısa yoldan gelir elde etme isteği, gençlerin ve genç yetişkinlerin kumara yönelmesinde etkili faktörler arasında gösteriliyor. Bazı raporlar, kumara başlama yaşının 15’e kadar düştüğüne işaret ediyor.

Kumar bağımlılığının en görünür etkilerinden biri ekonomik yıkım olarak öne çıkıyor. Bağımlı bireyler çoğu zaman borçlanma, kredi kullanma, birikimlerini tüketme ve hatta yasa dışı finansal yöntemlere yönelme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Son dönemde gerçekleştirilen yasa dışı bahis operasyonlarında milyarlarca liralık para trafiğinin ortaya çıkarılması, sorunun ekonomik boyutunun yalnızca bireylerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, kayıt dışı bahis ekonomisinin hem hane bütçelerine hem de ülke ekonomisine zarar verdiğini belirtiyor.

Kumar bağımlılığı aile yapısını da doğrudan etkiliyor. Maddi kayıplar nedeniyle eşler arasında güven sorunu yaşanırken, aile içi çatışmaların ve boşanmaların arttığı belirtiliyor. Uzmanlar, bağımlı bireylerin zamanla sosyal çevrelerinden uzaklaştığını, yalan söyleme davranışlarının arttığını ve aile üyelerinde kaygı, stres ve psikolojik yıpranmaya yol açtığını ifade ediyor. Yeşilay, kumar bağımlılığının yalnızca bağımlıyı değil, tüm aile sistemini etkileyen bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.

Sorunun önlenmesinde ise erken farkındalık büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çocuklara ve gençlere finansal okuryazarlık kazandırılmasını, ailelerin dijital ortamları yakından takip etmesini ve riskli davranışların erken dönemde tespit edilmesini öneriyor. Kumar bağımlılığının irade eksikliği değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olduğunun altı çizilirken, psikolojik destek ve danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanıyor. YEDAM verilerine göre düzenli psikoterapi sürecine devam eden danışanların önemli bölümünde olumlu sonuçlar elde ediliyor.

Dijital kumar ve çevrim içi bahis platformları ise uzmanların en çok dikkat çektiği alanların başında geliyor. Akıllı telefonlar sayesinde günün her saatinde erişilebilen sanal bahis uygulamaları, bağımlılığın gelişmesini kolaylaştırıyor. Sürekli bildirimler, bonus kampanyaları ve hızlı ödeme sistemleri kullanıcıları oyunda tutmaya yönelik tasarlanırken, uzmanlar özellikle gençlerin bu sistemlere karşı daha savunmasız olduğunu belirtiyor. Türkiye’de son yıllarda kumar bağımlılığı başvurularındaki yükselişin önemli nedenlerinden birinin dijitalleşme olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlara göre kumar bağımlılığıyla mücadelede yalnızca güvenlik önlemleri yeterli değil. Eğitim kurumları, aileler, sivil toplum kuruluşları ve kamu otoritelerinin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Çünkü kumarın kaybedeni yalnızca oynayan kişi değil; ailesi, çevresi ve uzun vadede toplumun tamamı oluyor.