Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı Turgut: Hac, takva ve ahlak yolculuğudur

GÜNDEM

Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı Abdulhamit Turgut, haccın sadece belirli ritüellerden ibaret olmadığını, insanı manevi anlamda dönüştüren bir takva ve ahlak yolculuğu olduğunu söyledi.

Şanlıurfa İl Müftü Yardımcısı Abdulhamit Turgut, hac ibadeti, hac hazırlık eğitimleri ve kutsal topraklarda yaşanan manevi atmosferle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Hac kayıt süreçlerinin her yıl Arafat vakfesi döneminde başladığını hatırlatan Abdulhamit Turgut, ön kayıt ve kayıt yenileme işlemlerinin yıl boyunca devam ettiğini söyledi. Kuraların ardından il ve ilçe müftülükleri tarafından kayıt işlemlerinin yürütüldüğünü ifade eden Turgut, hacı adaylarına yönelik eğitim çalışmalarına büyük önem verdiklerini kaydetti.

Hacı adaylarının ibadetlerini bilinçli şekilde yerine getirebilmeleri için kapsamlı eğitimlerden geçirildiğini ifade eden Turgut, hac ve umre ibadetlerinin uygulamalı ve teorik yönleriyle anlatıldığı hazırlık kurslarının büyük önem taşıdığını kaydetti.

Bu yıl Şanlıurfa’dan Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonuyla 6 kafile halinde toplam bin 645 hacının kutsal topraklara uğurlandığını belirten Turgut, hacıların ibadetlerini tamamlamalarının ardından ülkeye dönüşlerinin başladığını ifade etti.

Haccın sadece belirli ibadetlerin yerine getirildiği bir yolculuk olmadığını vurgulayan Turgut, kutsal topraklara giden her Müslümanın derin manevi duygular yaşadığını söyledi. Medine’de ve Mekke’de hissedilen atmosferin farklı olduğunu belirten Turgut, özellikle Kâbe ile ilk buluşmanın hacılar üzerinde unutulmaz izler bıraktığını dile getirdi.

“Toplamda bin 645 hacımızı kutsal topraklara gönderdik”

Hac ibadeti öncesi eğitim sürecinin önemine değinen Turgut “Malumunuz, hacılarımız Arafat'ta iken kayıt yenileme ve ön kayıt süreci başladı. Dolayısıyla sene boyunca bu işlemler devam edecek. Kayıtlar yapıldıktan sonra belli bir süre veriliyor. Bu sürenin sonunda kuralar çekiliyor. Kurada ismi çıkanların bir hafta boyunca İl Müftülüğü ve ilçe müftülüklerimiz tarafından kayıt süreci başlıyor. En sonunda da hac hazırlık kurslarımız oluyor. Biz bu kursları ve eğitimleri önemsiyoruz çünkü hacı adaylarımız ömürlerinde bir defa bu ibadeti yerine getirecekler.Dolayısıyla bilinçli, şuurlu haccın ne olduğunu, haccın nasıl yapılacağını, umrenin nasıl yapılacağını konusunda bir hafta boyunca il ve ilçe müftülüklerimiz tarafından kurada ismi çıkan, Diyanetle veya farklı şirketler üzerinden giden tüm hacılarımıza bu eğitimleri veriyoruz. Bu sene bu eğitimlerin hepsini tamamladık. Şanlıurfa'dan 6 kafile Diyanetle, toplamda ise bin 645 hacımızı kutsal topraklara gönderdik.” şeklinde konuştu.

“Haccın tamamı sembolik ve her sembolün bir manası var”

Hacıların hac ibadeti sırasında birçok defa duygusal anlar yaşadığını belirten Turgut “Hac hazırlık kurslarına katılan hacı adaylarımız bir şuur ile bir hassasiyet ile oraya gidiyor. Oraya gittiklerinde gözyaşı dökmeyen hiçbir hacı yok. Bizler kafile başkanı olarak, din görevlisi olarak gittik. Çok şükür Allah nasip etti. Gitmeyen bütün kardeşlerimize de yakın zamanda gitmeyi nasip etsin inşallah. Orada her yerde farklı bir duygu yaşanıyor. Medine'de farklı bir duygu, Mekke'ye giderken Kâbe ile buluştuğumuzda farklı bir duygu yaşanıyor. Biz havalimanlarında hacılarımızı uğurlarken bile hacılarımızda öyle bir heyecan var ki hacılarımız oraya gittikten sonra artık bir duygu seline dönüşüyor. Oraya gittikleri zaman da bu duyguyu tam olarak yaşıyorlar. Onun dışında tabii ki anlatılacak birçok şey var. Haccın tamamı sembolik şeylerden oluşuyor. Şeytan taşlamadan tutun, Safa ve Merve tepeleri arasında say dediğimiz gidiş gelişler, Kâbe'nin etrafının tavaf edilmesi, ihrama girilmesi... Yapılan her sembolün bir manası var. Hacılarımız belki buradan giderken bunun farkında değiller ama dönüşte elhamdülillah o sembollerin manasını, o hikmetlerini tamamen özümseyip o şekilde memleketlerine dönüyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Hacı olmak kolay ama hacı kalmak zordur”

Hac ibadeti yapılırken dünyevi şeylerden uzaklaşılması gerektiğini vurgulayan Turgut “Hacca giderken şehvet ile alakalı her şeyi tamamen terk etmen lazım. İkincisi nefse yöneliktir. Üçüncüsü, hacda başkasıyla mücadele etmek, başkasının kalbini kırmak yoktur. Dolayısıyla insanoğlunun aldanacağı 3 konu var: Bir şehvet; iki nefis; üç duyarlı olmak. Milyonlarca insan aynı yerde hareket ediyor ama bunların arasında ne bir kavga... Düşünün, ne kadar insanı bir yerde topluyorsunuz, hiçbir kavga yok. Herkes birbirini hoşgörü ile karşılıyor. Hatta bu Uzak Asya'dan gelen kardeşlerimiz, Endonezya'dan, Malezya'dan gelen kardeşlerimiz o kadar mütevazı, o kadar hoşgörülüler ki sen onun ayağına basıyorsun yanlışlıkla, kendisi özür diliyor. Karşı taraf zarar vermiş ama kendisi özür diliyor. Bu kadar kalabalık bir topluluğu bir yerde topluyorsunuz, hiçbir kavga, hiçbir münakaşa yaşanmıyor. Bu da bu ayetin hikmeti gereğidir. Şu anki toplumlarda 50 bin, 100 bin kişi normal bir maç için, bir spor için toplandığı zaman kavgalar, yumruklaşmalar, birbirlerine giriyorlar. İşte o ahlakı, o güzel hasletleri elde eden hacı, memleketine döndükten sonra da bunları devam ettirmesi lazım. Yine hacda şehvete yönelik, nefse yönelik, başkasına yönelik zarar yoktur. Onları dinlememek lazım. Bir hocamız da şöyle söylüyor: 'Hacı olmak kolay ama hacı kalmak zordur.' Mahşeri adeta yaşıyorlar. Mahşeri yaşayan birisi daha sonra tekrar dünyaya gelirse, o eski olumsuzluk açısından söylüyorum, o kötü davranışlardan devam edebilir mi? Yani dirilip ölüp tekrar dirilen birisi bunları yapamaz. Hatta bir âlim şöyle söylüyor: 'Bir haccın makbul olma şartı, hacdan önce yani hacının iki hayatı olmalı; hacdan önceki hayatı, hacdan sonraki hayatı. Aynı ise o hacı değildir. Dolayısıyla hacdaki şeyleri kendi memleketlerine getirmeleri lazım. Kâbe'nin sevgisini, Allah'ın sevgisini, Peygamber'in sevgisini kendi memleketlerine getirmeleri lazım. Allah da Peygamber Efendimizin dili ile kim hac yaparsa bunu yerine getirirse ve kimseye zarar vermezse kimseyle münakaşa yapmazsa kimsenin kalbini kırmazsa ve memleketine dönerse annesinden doğmuş gibi günahsız dönmüş olur. Bu müjde de hacılarımız için iyidir diye düşünüyorum. Rabbim Celle Celaluhu böyle bir hacı olmayı hepimize nasip eylesin.” ifadelerine yer verdi.

“Bu takva maratonudur”

Hacıların hac ibadetlerini ve sonrasındaki süreci takva ile geçirmesi tavsiyesinde bulunan Turgut “Şimdi İslam'da hac, İslam'ın 5 şartıdır. İslam'ın şiarlarından biridir. Sohbetimizin başında da belirttik. Haccın tamamı sembollerden oluşur. Sembol dediğimiz şey, şiar dediğimiz şeylerin de bir hikmeti vardır. Allah Azze ve Celle ayet-i kerimesinde öyle buyuruyor: Kim Allah'ın şiarlarına, o sembol dediğimiz şeye hürmet ederse, saygı duyarsa, gereği gibi anlarsa bu kalbin takvasındandır. O kalbin takva sahibi bir kalp olduğuna işarettir. Zaten ihrama giren hacımız, hacı adayımız, bir maraton olarak düşünelim. Yani her maratonun bir çizgisi, bir sınırı var. Bir yerden başlar ve bir yerden biter. Hacda da mikat sınırları dediğimiz yer, o maratonun başlangıcıdır. Bu neyin maratonudur? Bir koşu mudur? Hayır. Bu takva maratonudur. Bir yarış var ama bu yarışın amacı neyi kazanmaktır? Takvayı kazanmaktır tabii. Dolayısıyla hacılarımızın, toplumumuzun bu takvaya sahip olarak gidip gelmesini tavsiye ediyoruz.” dedi.