Dijital sistemlerin, internetin veya sosyal medya platformlarının birer suç aracı olarak kullanılması suretiyle kişilerin aldatılması ve haksız kazanç sağlanması olarak bilinen siber dolandırıcılık, genellikle sahte SMS veya e-postalarla resmi kurumlar taklit edilerek bireylerin şifrelerine, banka hesaplarına ve kimlik bilgilerine ulaşılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık türüdür.
Son dönemde yapay zekânın da etkisiyle daha ileri seviyelere ulaşan siber dolandırıcılıkla ilgili muhabirine konuşan Siber Güvenlik Uzmanı Mustafa El Aliwat, en riskli gruplar yaşlı ve çocuklar olsa da herkesin bu saldırılara maruz kalabileceğini, kandırılmanın zeki olmak ile de ilgisinin olmadığını ifade etti.
Yapay zekâ dolandırıcıların işini kolaylaştırdı
Aliwat, "Haberlerde çok sıkça görüyor, duyuyoruz. Kamu spotları ile bizi sürekli uyarmaya çalışıyorlar. Tabi bu nitelikli dolandırıcılığın çok çeşidi var. Ancak siber dolandırıcılığı değerlendirecek olursak, 'Kargonuz size ulaşmadı, bekleyen bir kargonuz var, kargonuzun ödemesi var' veya 'polisim, savcıyım' diye arayanlar, son dönemde 'Size TOKİ çıktı, görmek için tıklayın' gibi senaryolar en çok yapılan nitelikli dolandırıcılık türleridir. Eskiden bize biri ulaştığında veya bir mesaj geldiğinde, bazı nüanslardan dolandırıcı olabildiğini anlardık. Örneğim bir imla hatası, cümle düşüklüğü olduğunda şüphelenirdik. Ancak öyle bir yere geldik ki, 'Deep Fake' gibi uygulamalar ile dolandırıcılar, paylaştığınız ufak bir ses kaydını, bir instagram postunu bile kullanarak sesinizi, görüntünüzü kopyalayarak sizi kandırabiliyorlar. Birkaç sene önce yine karakterlerin biraz robotikliğinden yola çıkarak yapay zekâ olduğunu anlayabiliyorduk. Ancak bugün öyle bir hale geldi ki, muhtemelen kendimi arasam, o görüntünün sahte olduğunu anlayamayabilirim." dedi.
"Dolandırıcıların kullandığı yöntemlerden biri sosyal mühendisliktir"
Yaşlıları arayıp kandırmanın dolandırıcılık yöntemlerinin başında geldiğini kaydeden Aliwat, "Oğlu arayıp kaza yaptığını ve acilen paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Bazen karşınızda tanınan ünlü biri size yatırım fırsatlarına dair önerilerde bulunuyor. Siz de güvenip yatırım yapabiliyorsunuz. Bu anlamda yapay zekâ dolandırıcıların işini kolaylaştırdı. En tehlikelisi olağan hayatımızın içerisinde olan durumlardır. Hepimizin banka hesabı var. Hepimiz bir yerlerden sipariş verip kargo bekliyoruz. Dolandırıcıların kullandığı yöntemlerden biri sosyal mühendisliktir. Adam teknik olarak seni kandırmaya çalışmıyor, hayatının içerisinde bir yerlerde araya giriyor. Düşünün ki bir sipariş verdiniz ve kargo bekliyorsunuz. Dolandırıcılar yapay zekâyı kullanarak belki 100 bin kişiye 'Kargonuz var' mesajı gönderiyor. Bunlardan mutlaka en az 100 kişi kargo bekliyordur. Gönderdiği mesajda da 'Kargonuz size ulaşamadı, kargonuzun beklediği şubeyi görmek için tıklayın' diye yazmışsa siz o an mesajı tıklarsınız. Mesajı silip geçme ihtimaliniz çok düşük. Artık mesajlar ile güveninizi kazanmak adına sizinle ilgili birkaç bilgiye de yer veriyorlar. Örneğin, 'Sayın Müşterimiz' yerine, 'Sayın Mustafa …' Diye hitap ederler ve siz de adınız geçtiği için güvenirsiniz. Hesabınızda bir bloke olduğu, şüpheli para geldiği, savcılığa bildirileceği söylendiğinde o mesaja tıklarsınız. Onun için hayatın içerisine entegre olmaya çalışırlar." diye konuştu.
En riskli gruplar yaşlılar ve çocuklar
Dolandırıcıların en savunmasız grup olan yaşlı ve çocuklara yaklaşım tarzlarına ilişkin de bilgi veren Aliwat, "Öncelikle dolandırılan tarafa baktığımızda bu işin zekâ, akıl, tecrübe ile alakası yok. Nasıl kandırıldın? Diyemeyiz. Karşımızda zaten bir profesyonel var. Onun için hep şüpheyle bakmak gerekir. Sizi aceleye getirmeye çalışırlar. Dolandırıcı sizi korkutur, size acele ettirir. Bunu fark ettiğinizde mümkünse paniğe kapılmadan bir durup düşünmeniz gerekiyor. Paniğe kapıldığınızda geçmiş olsun, kandırıldınız. Yaşlılar ve çocuklar neden hedefte? Çünkü yaşlıların bir güven ihtiyacı var. Bu nedenle ona adıyla hitap edilmesi, kimlik bilgilerinin paylaşılması, adresi kendisine söylendiğinde, 'Bu yetkili biri, çünkü bilgilerimi biliyor' der ve güvenir. İkinci neden ise yaşlıların çoğunlukla yalnız yaşamalarıdır. Eskiden olduğu gibi kalabalık ailelerimiz yok. Yaşlılarımız, karşılarında biraz muhabbet eden, sıcaklık gösteren herkese ilgileri kayabiliyor. Bu nedenle dolandırılma potasına daha hızlı giriyorlar. Çocuklarda ise tam tersi bir durum var. Çocuklar teknoloji ile daha iç içeler ama avlanmaları daha kolay. Çocukların çoğu oyun oynuyorlar. Paraları yok, anne-babalarının kartlarını kullanıyorlar ve muhtemelen kısıtlı bir limit veriliyor. O nedenle oyunda bir hediye, kupon vaadi ile çocuklar kandırılabiliyor." şeklinde konuştu.
"En tehlikeli durum kişisel bilgilerin dolandırıcıların eline geçmesidir"
En bariz kandırılma yönteminin finansal anlamda yaşanan sorun olduğunu ancak en tehlikeli durumun kişisel verilerin dolandırıcıların eline geçmesi olduğunu aktaran Aliwat, "Paranız gider, peşine düşersiniz, bankayı arayıp kartınızı bloke ettirir, ödemeyi geri almaya çalışırsınız. Sonuçta bu internet dünyasında yaşanıyor ve bir şekilde kurtarma şansınız var. Ancak kimlik bilgileriniz gittiğinde, adınıza şirket açılabilir, telefon hattı alınabilir, kredi başvurusu yapılabilir. Bunlar sizin için bitmeyen problemlere yol açar. Adınıza kurulan şirket ile dolandırıcılık yapılırsa davalar sizin adınıza açılır. Telefon hattı alınsa ve yasa dışı işlerde kullanılsa yasak sahibi sizsiniz. Kredi çekilse; borç, haciz size gelir. Bunlar para kaybetmenin ötesinde durumlardır." dedi.
"E-devlet üzerinden adınıza şirket açılmasını kısıtlayabilirsiniz"
Dolandırıcıların insanların duygularına hitap eden yöntemler kullandıklarını belirten Aliwat, "Acele, korku, panik duygusu oluştururlar. Hiçbir banka sizi aradığında acele ettirmez, bir şey ile korkutmaz, panikletmez. SMS doğrulaması, linke tıklamanızı istemez. O nedenle içinizde bir şeylerin yanlış gittiğini hissedersiniz ama bir akıntıya kapılıp gidersiniz. Dikkat ederseniz dolandırıcılar telefonla aradıklarında telefonu kapatmanıza izin vermezler ve sürekli sizi yönlendirirler. Bunları duyduğunuzda, 'Ben sizi ararım' veya 'Bankadan mı arıyorsunuz? Tamam, ben bankayı arıyorum veya şubeye gidiyorum' derseniz sakinleme şansı bulursunuz. Onun için panik yapmamak en önemli şeydir. Örneğin kimlik bilgileriniz çalındıysa adınıza bir işlem, bir şirket kurulamaması için e-devlet üzerinden bu yetkileri kısıtlayabilirsiniz. Böylece yapılacak işlemlerden haberdar olursunuz. Sizden habersiz işlem yapılamaz. E-devlet üzerinden (mersis) bu ayarları yapmanız gerekir. Veya kullandığınız bankacılık sistemi sizden iki faktörlü doğrulama ister. Kullanıcı adı ve şifre girmeniz yetmez, bir de telefona mesaj gönderilerek onay istenir. Bunlar tek başına yetmese de dolandırılma ihtilalinizi minimum seviyeye çeker." diye konuştu.
"İkaz halinde olmazsanız beklemediğiniz yerden gol yersiniz"
Yaşanabilecek dolandırıcılık olaylarına ilişkin özellikle ailelere çağrıda bulunan Aliwat, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Normalde yavrularımızı okula, derse, spora veya herhangi bir yere götürdüğümüzde, güvenli olup olmadığını, ne tür insanların orada çalıştığına bakarız. Gözümüz hep evladımızın üzerinde olur. Ancak siber dünyada, internette bunu yapmıyoruz. Çocuğun eline telefonu, tableti veriyoruz ve dilediği gibi geziniyor. Birçok aile, çocuğunun nerede dolaştığı, hangi sitelere girdiğini bile bilmiyor. Gerçek hayatta çocuğumuzu bakkala bile göndermezken ucu bucağı olmayan siber dünyada serbest bırakıyoruz. Bunu yapmamalıyız. Çocuklarımıza bu anlamda siber dünyada çocukları daha çok bilinçlendirmek gerekir. Veliler bu konuda biraz daha kontrollü olmalıdır. Hepimiz bu saldırılara maruz kalabiliriz. 'Ben akıllıyım, bana bir şey olmaz' veya 'kaybedecek, saklayacak neyim var' gibi cümleler çok tehlikelidir. İnsan, ikaz modunda olmazsa bir gün beklemediği yerden gol yer. Çocuklarımız için biraz daha dikkat etmek gerekir."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin