Sosyolog Günce: Küfür ve şiddeti öven şarkılar toplumsal vicdanı aşındırıyor

GÜNDEM

Sosyolog Taner Günce, son yıllarda küfür, hakaret ve şiddet içerikli şarkıların dijital platformlar aracılığıyla geniş kitlelere ulaştığını belirterek, bu içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.

Son dönemde küfür, hakaret ve şiddeti öven şarkıların yaygınlaşmasının toplumsal etkilerine ilişkin muhabirine değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Taner Günce, müziğin tarih boyunca en güçlü kültürel aktarım araçlarından biri olduğunu belirterek, son yıllarda bazı şarkı sözlerinin suç davranışlarını sıradanlaştıran bir içerik taşımaya başladığını ifade etti.

Müziğin toplum üzerindeki etkisine dikkat çeken Günce "Müzik, insanlık tarihinin en güçlü kültürel aktarım araçlarından biridir. Duyguları ifade eder, toplumsal hafızayı canlı tutar, ortak değerleri gelecek nesillere taşır; fakat son yıllarda bazı şarkı sözlerinin; küfür, hakaret ve şiddet gibi suç davranışlarını sıradanlaştıran bir içerik taşıdığı görülmektedir. Sanatın özgürlük alanı ile toplumsal sorumluluk arasındaki denge her geçen gün daha fazla tartışılmaktadır." dedi.

"Bu içerikler gençlerin dilini, davranışlarını ve değer yargılarını etkileyen güçlü mesajlara dönüşmektedir"

Dijital platformlar aracılığıyla yayılan içeriklerin artık yalnızca eğlence amacı taşımadığını belirten Günce "Özellikle dijital platformlar üzerinden milyonlarca kişiye saniyeler içinde ulaşan bu içerikler, yalnızca bir eğlence ürünü olmaktan çıkmakta; gençlerin dilini, davranışlarını ve değer yargılarını etkileyen güçlü mesajlara dönüşmektedir. Sürekli küfür, hakaret ve şiddet içeren ifadelerle karşılaşan bireyler, zamanla bu dili normal ve kabul edilebilir görmeye başlayabilmektedir. Şiddetin sürekli tekrar edilmesi, bireylerde duyarsızlaşmayı da beraberinde getirir. İnsanlar bir süre sonra hakareti mizah, küfrü samimiyet, saldırganlığı ise güç göstergesi olarak algılamaya başlayabilmektedir." ifadelerini kullandı.

"En fazla etkilenen kesim ise çocuklar ve gençlerdir"

Şarkı sözlerinin özellikle kimlik gelişim sürecindeki gençler üzerindeki etkisine değinen Günce "En fazla etkilenen kesim ise çocuklar ve gençlerdir. Kimlik gelişiminin sürdüğü bu dönemde gençler, beğendikleri sanatçıları yalnızca dinlemez; onların konuşma biçimlerini, yaşam tarzlarını ve davranış kalıplarını da model alırlar. Bireyler, özellikle ödüllendirilen veya popüler görülen davranışları taklit etme eğilimindedir. Milyonlarca kez dinlenen ve sosyal medyada sürekli dolaşıma giren bazı şarkılar, suç içerikli davranışların cazip ve meşru olduğu yönünde yanlış bir algı oluşturabilmektedir." diye konuştu.

"Bu durum yalnızca dilin bozulması değil; saygının, empati kültürünün ve toplumsal nezaketin de zayıflaması anlamına gelmektedir"

Günlük yaşamda ve sosyal medyada bunun yansımalarının açıkça görüldüğünü ifade eden Günce "Bugün sokakta ve sosyal medya paylaşımlarında çocukların ve gençlerin şarkı sözlerindeki küfürleri günlük konuşmalarına taşıdığına sıkça tanık oluyoruz. Bu durum yalnızca dilin bozulması değil; saygının, empati kültürünün ve toplumsal nezaketin de zayıflaması anlamına gelmektedir." dedi.

"Şiddeti öven içeriklerin sanat adı altında sorgulanamaz hâle gelmesi toplumsal bir meseledir"

Sanat özgürlüğü ile toplumsal sorumluluğun birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini dile getiren Günce "Elbette sanat özgür olmalıdır; fakat hiçbir özgürlük, toplumsal sorumluluktan tamamen bağımsız düşünülemez. Şiddeti öven, suç işlemeyi kahramanlık gibi sunan veya insan onurunu hedef alan içeriklerin 'sanat' adı altında sorgulanamaz hâle gelmesi, ifade özgürlüğü tartışmasının ötesinde toplumsal bir meseledir." şeklinde konuştu.

"Ailelerin, okulların, dijital platformların ve sanatçıların sorumluluğu büyüktür"

Sorunun çözümünde toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü belirten Günce "Bu noktada ailelerin çocuklarının dinlediği içeriklerle ilgilenmesi, okullarda medya okuryazarlığının güçlendirilmesi, dijital platformların yaşa uygun içerik politikalarını daha etkin uygulaması ve sanatçıların toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Küfrün mizah, hakaretin cesaret, şiddetin güç ve suçun başarı olarak sunulduğu bir kültürel iklim, uzun vadede toplumsal güveni zedeler, sosyal ilişkileri zayıflatır ve ortak yaşam kültürünü aşındırır." ifadelerini kullandı.

"Müzik yalnızca kulağa değil, toplumun geleceğine de seslenmektedir"

Açıklamasının sonunda toplumsal farkındalık çağrısında bulunan Günce, şunları söyledi:

"Dinlediğimiz bazı şarkılar gerçekten ruhumuzu mu besliyor, yoksa farkında olmadan toplumsal vicdanımızı mı tüketiyor? Bu soruyu kendimize sorduğumuz anda durumun toplumsal olarak önemine de dikkat çekmiş oluruz. Çünkü müzik yalnızca kulağa değil, aynı zamanda zihne, karaktere ve toplumun geleceğine de seslenmektedir. Bizim birey olarak sadece kendimize karşı değil, topluma karşı da sorumluluklarımızın olduğunu unutmayarak bu doğrultuda hareket etmemizin gerekliliğinin bir kez daha altını çizmek istiyorum."