Siyonist rejiminin Filistin topraklarında sürdürdüğü soykırım ve işgale ilişkin muhabirine konuşan Filistin Medya Derneği (FİMED) Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Ebu Taqiye, sözde ateşkes sürecinde yaşanan ihlaller, ulaştırılamayan insani yardımlar, garantör ülkelere düşen sorumluluklar, Batı Şeria ve Mescid-i Aksa'da devam eden sinsi planlara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Gazze toprakları işgal edilerek 2 milyon insanın yaşam hakkı elinden alındı"
Gazze'de yaşatılan 2 yıllık soykırım sonrasında yaklaşık bir yıldır sağlanan sözde ateşkese rağmen işgal rejiminin her gün saldırılarını devam ettirdiğini, Gazze'ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü belirten Ebu Taqiye, "Gazze'de yaşayan sivillerin yaşam alanları her geçen gün daha da daraltılıyor. Gazze'de büyük katliamlar yaşanmıyor ama soykırım durmadı. 11 aylık süre içerisinde bin 400'den fazla Filistinli katledildi, 4 binden fazlası da yaralandı. İşgalci israil ateşkesi imzaladığında, Gazze'de işgal ettiği toprak yüzde 45'ti. Bugünlerde ise yüzde 65-70 civarında toprağı işgal etmiş, 2 milyon 200 bin insanın yalnızca yüzde 30-35'lik bir toprak parçasında yaşam mücadelesi veriyor. Öte yandan anlaşma maddelerinden olan insani yardımların içeri girişine izin verilmesi konusunda da söz verilenler yapılmıyor. Gazze'ye günlük en az 600 insani yardım tırının girişine izin verilmesi, sağlık ürünlerinin, ekipmanların girişine izin verilmesi, sağlık ekiplerinin girişine, hastanelerin yeniden inşa edilmesine izin verilmesi, altyapının yeniden yapılması, yolların açılması, enkaz altında olan Filistinlilerin naaşlarının çıkarılması için ağır iş makinalarının girişine izin verilmesi gerekiyordu. Anlaşmaya bir bütün olarak bakıldığında, işgalci israilin yerine getirmesi gereken sorumluluklarının yalnızca yüzde 35'ini gerçekleştirdiğini, geri kalan hakları engellediğini, anlaşmaya uymadığını görüyoruz. Bu engellemeler ve yerine getirilmeyen anlaşma maddeleri Gazze halkının hayatına doğrudan etki eden durumlardır. İşgal rejiminin anlaşmanın yüzde 70'ini ihlal etmesi, 2 milyon insanın yaşam hakkını elinden alması anlamına gelir. İşgal rejiminin günlük 200-250 tırın girişine izin vermesi, birçok çocuğun açlıkla mücadele etmesi, ölümle karşı karşıya kalması anlamına gelir." dedi.
"Gazze'deki soykırım farklı araçlarla devam ediyor"
İşgal rejiminin anlaşmayı ihlal etmekle birlikte her fırsatta Gazze'yi tehdit etmeye devam ettiğini, geri kalan toprakları da işgal edip insanları oradan süreceğini açıkça ifade ettiğini aktaran Ebu Taqiye, "İşgal rejimi, Gazze'de yaptıklarının aynısını Batı Şeria'da da yapmakla tehdit ediyor. Gazze'de sözde kalan bir ateşkes var ve dünya maalesef her gün 5-6 kişinin daha katledilmesini izliyor. Bu da anlaşmaya taraf olan garantör ülkelerine, arabuluculara bir sorumluluk yüklüyor. Garantör ülkeler ve uluslararası kuruluşlara düşen görevleri yeniden hatırlatıyoruz. Sözde ateşkes anlaşması, ABD başta olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kuruluşun güvencesi altında imzalandı. Maalesef anlaşmanın ciddi bir kısmı, işgalci israil tarafından yerine getirilmedi. Bu da Gazze'deki soykırımın farklı araçlarla, farklı yöntemlerle devam ettiğini çok net bir şekilde ortaya koyuyor." diye konuştu.
"İşgalin kontrolünde olmayan bağımsız bir insani koridor açılmalı"
Hem Filistinli yetkililer hem de çok sayıda uzmanın ortak görüşü ile işgal rejiminin kontrol etmediği, uluslararası bağımsız kuruluşların gözetiminde olan bir insani yardım koridorunun açılması gerektiğini hatırlatan Ebu Taqiye, "Bu koridor, ister deniz yolu ile ister karayolu veya havayolu ile açılmalıdır. Uzmanlar bunun deniz yolu ile açılmasının daha sağlıklı olduğunu söylüyor. Bunu yeniden tekrar etmiş olalım. Soykırımın yaşandığı süreçte tedavisizlikten, açlıktan dolayı binlerce insan şehid oldu. Bu insanlığın bir ayıbıdır. Tüm bunları gidermek için işgalci israilin kontrol etmediği, onların çatısı altında olmayan bir mekanizma oluşturulmalıdır. Arabulucular, garantörler zaman zaman kınamalar yapıyor. İşgalci israilin anlaşmaya uymadığını, ateşkesi bozduğuna dair bir durum tespiti artık ortada. Hatta yeniden soykırıma başvurmaya yeltendiği de ortadadır. İşgalci israil, 11 aylık bu son süreçte dünyayı farklı yöntemlerle gerçekleştirdiği soykırıma alıştırdı. Şimdi yeniden kanlı soykırıma dönmek istiyor. İşgalci israilin şartlarını sahada yaptırım uygulayarak, siyasi olarak zorlamak gerekir. Bunu STK'lar, halk, uluslararası ve bölgesel kuruluşlar üzerinden yapmak gerekir." şeklinde konuştu.
"Zamanla yarışıyoruz… İşgal rejimi zamanı bir silaha çevirip yeni işgaller gerçekleştiriyor"
Ebu Taqiye, "Karayolu ve denizyolu ile Gazze'ye gitmek için oluşturulan SUMUD filoları takdire şayandır. Bugün bu organizasyonları altı ayda bir yapabiliyorsak artık 3 ayda bir 2 ayda bir, ayda bir yapmak için çalışmalar yapılmalıdır. Bu aktivistlerin daha yakın mesafelerden Gazze'ye gidişlerine izin verilmelidir. Diğer taraftan da yaptırım ve insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. Birleşmiş Milletler'de ciddi kınamalar, konuşmalar yapıldı ama hiç kimseden, hiçbir ülkeden 'Gazze'ye bir insani koridor açılmalıdır' sözünü duymadık. Filistin'in men edildiği bir toplantıda, Filistin'in men edildiğine dair nutuklar atmak yerine toplu bir şekilde harekete geçilip, 'Filistin yoksa bundan sonra biz de yokuz' denilebilirdi. 80'li yılların sonunda böyle bir eylem ortaya konulmuş ve başarılı olunmuştu. Tüm bunlara bakıldığında nutukların, kınamaların ötesine geçilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Maalesef zamanla yarışıyoruz ve işgalci israil bu zamanı bir silaha çevirerek yeni işgaller gerçekleştiriyorlar." dedi.
"Mescid-i Aksa'da da yaşanan gelişmeler ciddi anlamda endişe vericidir"
Birçok yerde yaşanan istikrarsızlık ve savaş durumu nedeniyle Gazze'nin unutulmaya başlandığını belirten Ebu Taqiye, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Gazze'nin unutturulması adına işgalcilerin de bir çabası var. Ancak yine de Filistin davasının yalnızca Gazze'den ibaret olmadığını söylemek gerekir. Bu tüm insanlığın imtihanıdır. Tüm insanlığın istikrarını inşa edecek noktadır. Eğer burada yola çıkarsak ciddi manada bir istikrarı inşa etmiş olacağız. Her ne kadar farklı yerlerde savaş olsa da Gazze'deki durum birçok insanı yakından ilgilendiriyor. İster hukuk, ister insanlık, ister kadın ve çocuk hakları, isterse dini inanç üzerinden işe bakalım bu durum hepimizi ilgilendirir. Eğer 3 sene önce Gazze'de işgalcileri soykırımdan men edebilseydik bugün işgalcilerin kimi sınırlar ve halklar için tehdit olduğunu konuşmazdık. Geçmişte yapılamayan, eksik kalınanlar bir an önce telafi edilmelidir. Onun için Gazze gündemden düşürülmek yerine daha çok gündem edilmelidir. Bu sadece Gazze'nin meselesi değildir. Bugünlerde Batı Şeria'da da sessizce devam eden bir katliam ve soykırım var. Bir yandan da yerinden tehcir edilme girişimleri de var. Soykırımcı Netanyahu, bunu Birleşmiş Milletler'de söyledi. Tüm Müslümanların kutsalı olan Mescid-i Aksa'da da yaşanan gelişmeler ciddi anlamda endişe vericidir. İşgalci israil, Mescid-i Aksa'nın İslami kimliğinin ortadan kaldırmak için her geçen gün ortadan kaldırmak adına girişimlerini arttırıyor."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin