"İnsanlarımız göçe zorlanıyor"
Çelik, “coğrafyamızda son dönemlerde yaşanan gelişmeler insanlarımızı yerlerinden yurtlarından etmeye başladı. Bölgemizde aynı sıkıntıyı yaşayan yerleşim yerleriyle birlikte; Nusaybin’de Derik’te, Dargeçit’e insanlarımız evlerini, yurtlarını bırakıp göç etmeye başladı. Mardin’de yaşıyor olmamız hasebiyle bizi en fazla ilgilendiren öncelikli yerler Nusaybin, Derik ve Dargeçit ilçelerimizdir. Örgütün izlediği yöntem; bölge insanının hissiyatına tercüman olan bir yöntem asla değildir. Bölge insanımızın düşündüğü arzu ettiği politik hedef bu değildir. Kazılan hendekler bölge insanımızın desteklediği siyasal bir refleks asla değildir. Bu yöntemin yanlış olduğunu, barışı, özgürlüğü isteyen herkes bu yöntemin yanlışlığından yakınıyor. Ama maalesef, örgütün tehditkar, baskıcı yönü insanlarımızın bu yöndeki şikayetlerini dile getirmeleri noktasında engelliyor. Fakat şunu belirtmekte yarar görüyorum; bölge insanları olarak bizler Nusaybinizi, Dargeçitimizi, Derik’imizi seviyoruz, ilimizi seviyoruz, bölgemizi seviyoruz. Sevdiğimiz için de bunları dile getirmekten asla çekinmememiz lazım.” dedi.
"Elçi gibi sesimizi yükseltmeliyiz"
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmeden önce Nusaybin’de kazılan hendeklerin, oluşturulan barikatları yerinde görüp, incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Süleyman Çelik, “Rahmetli Tahir Elçi, ölmeden önce, 'Hendeklerin kapatılmasını, devletin operasyonları gevşetmesini ve örgütün silahlı mensuplarının yerleşim yerlerini terk etmesini' istemişti. Gerçekten de bütün bu yaşananları halkın yaşam alanını engellemekte ve büsbütün yaşamı zindana çevirip hayatı çekilmez hale getirmektedir. Dolayısıyla bölgedeki siyasetçiler olarak, kanaat önderleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri olarak, Sayın Ahmet Türk’ün de dediği gibi; gerekirse rahmetli Tahir Elçi gibi hayatımızı tehlikeye atmaktan çekinmememiz gerekiyor. Bizler bu gölgede barışın ve huzurun tesisi için, kanın ve gözyaşının durması için temennide bulunmamız gerekiyor. Ancak bu sadece temennide kalmaması lazım, üzerimize düşen görevleri yapmamız gerekiyor. Dolayısıyla son dönemlerde gelişen hendek olaylarının bölgeye büyük zararlar getirdiğini, hendek olayı noktasında herkesin sesini yükseltmesi gerektiğine inanıyorum. Terör örgütü önüne bir hedef koymuş, bu hedef aynı zamanda bir stratejidir de. Örgütün ortaya koyduğu bu stratejiyi milletin nasıl gördüğünü halkın bu stratejiye nasıl baktığını görmezden gelmemek lazım.” Diye konuştu.
"Gerekirse ölmeyi de göze almalıyız"
Örgütün daha önce yaptığı açıklamalarda; bu kışın devletle yapılan mücadelede ‘Hedef’ yıl olarak tanımlandığını hatırlatan Çelik, bunun da aslında devlet ile millet arasında çıkarılması hedeflenen bir iç savaş hedefi olduğunu vurguladı.
Örgütün Türkiye’de ve bu coğrafyada iç savaş çıkarma oyuna halkın gelmemesi gerektiğini kaydeden Çelik, “Yaşatılmak istenen bu oyuna herkesin uyanık olması gerekiyor. Devlet denen olduyu hepimizin iyi kavraması lazım. Devlet hepimize lazım, devlet HDP’lilere de lazım, devlet bu ülkenin bütün insanlarına lazım. Evet, belki AK Parti’yi rakip olarak, hedef olarak görebilirsiniz ama bu ülkenin şifreleriyle oynamak, halkı devletle karşı karşıya getirmek hiç kimsenin haddi olmamalıdır. Bizler bu bölgenin huzuru için gerekirse ölümü göze almamız gerekiyor. Burada yanlışa yanlış demek hepimizin görevi olmalıdır. Biz hendek olayının yanlış olduğunu, hendeklerin bölgeye yarar getirmeyeceğini bilakis, bu hendeklerin bölgenin kandırılmış Kürt gençlerini ölüme gönderildiği operasyonlar olarak görüyoruz. Bu vesileyle örgütün bu yanlıştan mutlaka geri dönmesi gerekiyor." Şekinde konuştu.
"Sorumluluk sahibi herkes sesini yükseltmelidir"
Demokrasilerde her türlü talebin meşru yollardan dile getirilmesi gerektiğini hatırlatan Çelik, Öz yönetim talebi ve buna benzer her türlü talebin dile getirileceği yerlerin kazılan hendeklerin başından ve üzerinden değil, meclislerde, parlamento çatılarının altında olması gerektiğinin altını çizen Çelik açıklamalarını şöyle tamamladı:
“AK Parti hükümetleri döneminde meşru her türlü talebin önü açıldı, her türlü demokratik talep son derece de uygar bir şekilde dile getirilebiliyor. Hiç kimse yaptığı tartışmalar, dile getirdiği açıklamalarından dolayı ceza evlerine girmiyor. Bir kez daha şunu açık yüreklilikle dile getirmek istiyoruz. Kazılan hendeklerin halkımıza bir yarar getirmeyeceği ortadadır. Kazılan hendeklerin askerimize, polisimize kurulan tuzak olarak görüyoruz ve bu tuzaklarda şehit olan askerin de polisin de bu ülkenin, bu milletin önemli bir potansiyelinin kaybı olarak görüyoruz. Bir kere daha altını çizerek belirtmek istiyorum; bölgemizde yaşanan bu yanlışa, sorumluluk sahibi olan her siyasetçinin, her akil insanın, her kanaat önderi, aşiret lideri ve sivil toplum örgütü temsilcilerini kısacası makam işgal edenlenler ile toplumdan kabul gören sorumluluk sahibi olan herkesi sesini gür bir şekilde bu yanlışa karşı yükseltmeye davet ediyorum” dedi
Yorumlar
1 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
iyi ya çok güzel söyleyebiliyorsun peki ya dinleyen var mı?