Suriye Devrimi ve Kürtler Üzerine Bir Analiz yazısı.....
Suriye, Irak gibi eninde sonunda üç’e bölünecek ve bölünmeye mahkûm olacaktır. Bu bölünme bizim bildiğimiz bağımsız devletler değil de; Belçika’daki yönetim tarzına benzeyecek kurumsal bir özerk devletçikler sistemine sahip olma belirtileri göstermektedir. Hem Irak'ta, hem de Suriye de; Belçika’nın toplum yapısına benzeyen ve üç dil konuşan topluluklar bulunmaktadır. Fransız Topluluğu (Communauté Française), Flaman Topluluğu (Communauté Flamande) ve almanca konuşan topluluk (CommuanutéGermanophone).
Belçika'da kültürel farklılıklar olduğu gibi; ekonomik alanda yaşanan önemli farklılıklarda mevcuttur. Bu iki alan birbiriyle de bağlantılıdır. Bundan dolayı farklı kültürlere sahip milletler; farklı topluluklar ve farklı bölgelerde yaşama alanı ve kurumsal yönetim biçimlerini oluşturmuşlar. Bu üç bölge: Valon bölgesi (Région wallonne), Flaman bölgesi (Région flamande) ve Brüksel-Başkent bölgesi (Bruxelles-Capitale).
***
Suriye Kürtleri, Bölge ülkelerinde yaşayan Kürtlerin sergiledikleri özgürlük mücadelesine en son ve en geç katılan ve de en az örgütlenen topluluk olmuşlardır. Şimdi ise örgütlü bir muhalefet yaparak; Suriye de üçüncü aktör olmayı başarmışlar gibi gözüküyor. Ne Baas yönetimini istemektedirler, ne de radikal İslamcı özgür Suriye ordusunu kendi topraklarında barınmasını kabul etmektedirler. Tabii bu durum, Suriye rejiminin işine de gelmektedir. Çünkü ikinci bir cephede savaşma gücüne sahip değildir. Bu arada, Suriye‘deki muhalif Sünni Arap grupları; Baas rejimi gibi Kürtlere bir şey vaat etmemekte ısrarlı davranıyor.
Tabii Suriye deki Kürtlerin içinde en etkin grup PYD ‘dir. Aynı zamanda bu grup şiddet yanlısı ve silahlı bir militan güce de sahiptir. Örgütlenme Modeli Türkiye de kurulan PKK Modeli ve ideolojinin kopyasıdır. PKK’de üst görevlere gelenler tarafından, Suriye deki Kürtlerin Örgütlenmesi için 2010 yılında temeli atılmış seküler ve inançsız bir yaşam ve sosyalist bir örgütleme modelini kurma çabası içindedirler. Kadınlar, PKK de olduğu gibi burada da ön plandadırlar. Diğer tarafta Suriye Kürtlerin ekseriyeti, Sünni ve muhafazakâr bir İslami kültüre sahiptirler. Bu İslami kültüre sahip kesimin Esed tarafına yakın durması ve Esed yanlısı olması mümkün değildir. Çünkü yıllarca Baas rejiminin zulmü altında yaşamışlar. ÖSO ise kendilerine İslami Militan ve Sünni muhalefet diyorlar, bunlarda Kürtlere hiçbir özerk yapı veya demokratik bir hak vermeden; kendileri ile beraber Esed yanlılarıyla savaşmalarını istemektedirler. Bu Kürtlerin zararınadır ve buna Kürtler razı olmayı düşünmemektedirler.
PYD’ ye gelince; Türkiye den giden profesyonel PKK militanları tarafında kurulmuş ve bunlar sayesinde şu an tam olarak sistemli bir Kürt örgütlenmesinin zeminini güçlendirmekte ve Milletten, militan istemektedirler. Suriye deki muhafazakâr Kürtler, PYD ile hareket etmemesi halinde; ya kendilerini Barzani yanlısı göstermeleri gereklidir, yâda Türkiye den destek almaları lazımdır. Şu anda bu tür yardımları ne Barzani den; ne de Türkiye den (siyasi ve ekonomik, örgütleme modeli, tv. ve radyo kurma, basın gücü, gibi) herhangi bir siyasi ve ekonomik anlamda tam olarak destek alamamaktadırlar. Muhafazakâr Kürtlere, Türkiye den yardım gitmemesinin sebebi: Kendi iç sorunu olan Kürt sorununu halledilemeyişi ve yaşadığı çelişkiler yumağıdır. Bir yanda Suriye deki PYD yanlısı Kürtleri dışlamakta diğer yanda kendi Kürt sorunu çözümünde samimi adım atma görüntülerini vermeye çalışmakta ve Maliki’ ye karşı Barzani ile çok yakın ticari ilişkiler geliştirmektedir. Türkiye’nin, bu işin içinden çıkamamazlık fotoğrafı; Suriye deki PYD’nin elini güçlendirmekte ve daha fazla popülaritesini artırmaktadır.
***
Suriye deki tüm Kürtler, bu kargaşa ve savaşta bir kazanım elde edemezlerse Türkiye deki Kürt sorunu da çözülmez. Suriye de oluşacak özerk bir Kürt alanı; Türkiye İçindeki PKK militanlarının topluma kazandırılması ve sosyal dönüşümlere de kapı açtırarak; Suriye de siyaset yapma ve toplum içine girme fırsatını elde edeceklerdir. Başbakan, bunların ülke dışına çıkması ve başka yerlerde yaşaması halinde; biz bunlara dokunmayız demeleri, burada kendilerine yaşayabilecekleri ve rehabilite olabilecekleri bir fırsat ortamının doğması anlamına gelmektedir.
PKK’nın hem üst yönetimi, hem de alt yönetim yetkililerinin çoğu, gideceği ülkeler bazında çok fazla alternatiflere sahip değildir. Zira Avrupa da bile güvende yaşayamazlar, üç Kürt kadının Paris’te öldürülmesi buna örnektir. İran’a gidemezler. İran bunları belli şartlarda kışkırtır ve kullandırır. Bu Türkiye‘nin de işine gelemez. Barzani tarafına da geçemezler, Barzani zaten kuzey Irakta özerk bir devlet sistemini tamamlamak üzere ve bu şekilde uluslararası arenada; Filistin sorunun çözümünden hemen sonra; kendilerini doğrudan milletler piyasasına çıkaracaktır.
Peşmergeler, 100 yıldan beri mücadele ettikleri kazanım alanlarını; ideolojisi ve örgütlenme biçimi farklı başka bir Kürt grubuna bırakma niyetinde olmadığı aşikârdır. Türkiye deki PKK militanları ile üst yöneticileri, kendi içlerinde fazla barınmalarını istemez. Çünkü bu üst militanlar, Kuzey Irakta bile farklı oluşumları şimdiden başlatmış, parti kurmuşlar bile; Hatta Kürt bölgesinin parlamento seçimlerine bile girmişlerdi. Bu durumdan hem Barzani, hem de Talabani rahatsızlığını açık bir şekilde beyan etmişlerdi.
Bir şekilde Muhafazakâr Kürtler ve PYD tabanı; Suriye de kendilerine demokratik ve özerk bir ortak yaşam alanı oluşturacaklar. ÖSO (Suriyeli Sünnileri) ve Esed yanlıları da ülkeyi iki özerk bölgeye böldürterek kendilerine yarı bağımsız devletçikler kurup belki de böylece barışı sağlayabileceklerdir. Yoksa PYD’ ye ye, sen git buralardan; buraları ÖSO yönetsin ve ÖSD’de: Bizde Esed gibi Kürt bölgesini yöneteceğiz derse; ki niyetleri böyle gözüküyor; Resulayn ve Sarekani de yaşanan son çatışmalarda bunu gösteriyor. Bu sebepten dolayı üçayaklı çatışmalı Suriye Kürt bölgesini; hem Esed yanlıları, hem de kendilerine İslamcı militanlar diyen ÖSO siyaseti ve bu tarzla olaylara bakan İslamcı militanlarının kuzey deki Suriyeli Kürtleri yönetme anlayışları birbiri ile paralellik arz etmektedir.
Bu durumda Türkiye deki PKK ve BDP yanlısı Kürtler, PKK’ye Destek vermeyen dindar ve mütemadiyen Kürtler ile Iraktaki Bölgesel Kürt yönetimi, hem Suriye deki örgütlü ve taban destekli PYD, hem de İslamcı dindar Kürtlerin tamamı; bu şekil bir yönetilme tarzını kabul etmeyecekleri apaçık olup; buna karşı çıkacakları da muhtemeldir.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin