Suriye savaşı, 3. yılında kimyasal silahların kullanımı ve imha edilmesi tartışmalarıyla yeni bir sürece girerken, sivil insanların trajedisi ise her geçen gün büyüyor.
Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyetinin davetlisi olarak Mardin’e gelen Suriyeli yazarlardan Ebu Hozan Köle, Şemsettin Hawar ile gazeteci Zara Seyda Mardinli gazeteci, yazar ve STK temsilcileri ile bir araya gelerek Suriye’de yaşanan trajediye dikkat çektiler.
           MÜSİAD Mardin Şubesinin toplantı salonunda düzenlenen ve moderatörlüğünü Şerefexan Ciziri’nin yaptığı medya meclisinde Suriyeli yazarlar Suriye’deki son durum ve dünden bugüne Suriye’deki Kürtlerin durumunu anlatarak Suriye’deki mevcut gruplar hakkında bilgiler verdi.

SURİYELİ KÜRTLER ÖZERK DURUMDAYDI
           Suriyeli Şemsettin Hawar, Fransa’nın Suriye’de uyguladığı etnik ayrımcılık üzerinden kışkırt-düşman et sonra yönet politikası ile Suriye’yi tam bir kargaşaya sürüklediğini belirterek, “İçinde Kamışlo’nun olduğu Cezire bölgesinde Araplardan çok Kürtler ve Hristiyanlar yaşıyordu. Dicle ve Kamışlo’da Kürtlerin oranı yüzde 70’lerde bulunurken, Haseka’da Arapların oranı yüzde 60 civarındaydı. Buna karşın kent nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i Hristiyanlardan oluşmaktaydı. Cezire bölgesinde Araplar ile Hristiyanlar arasında yaşanan çatışmalarda Kürtlerin çok büyük bir kısmı Arapların yanında yer aldı. 1938 yılında bölgedeki Kürtler, Fransa yüksek komiserliğine başvurarak özerklik statüsüne kavuşan Kürtler, II.Dünya savaşının sona ermesinden ardından Suriye bağımsızlığına kavuşunca yeni hükümeti desteklediler. Arap milliyetçiliğinin zirve yaptığı, Mısırla birlikte Birleşik Arap Cumhuriyetinin kurulduğu günlere kadar Suriye Kürtleri hükümetin yanında yer aldı. Ancak Arap milliyetçiliğinin güçlenişi ve yeni dönemde Kürtçe yayınların resmen yasaklanması yönetim ile Kürtlerin ilişkisinin kopmasına sebep oldu. Kısa süreli Birleşik Arap Cumhuriyetinin sona ermesinin ardından Suriye Cumhuriyeti döneminde de Kürtlerin durumu kötüye gitmeye başladı. 1963 yılında Suriye’de iktidara el koyan Baas Partisi döneminde de Suriye Kürtlerinin durumu daha da kötüleşti. Baas rejimi Cezire bölgesinde yaşayan Kürtleri dışlama siyaseti güderken aynı zamanda onları potansiyel tehdit olarak değerlendirdi. Baas Hükümeti çok geçmeden bölgede yaşayan Kürtlerin Suriye içinde dağıtılması, buna karşılık bölgeleye Arapların yerleştirilmesi yönünde bir politika belirledi. Böylece Suriye’nin kuzey sınırında bir Arap kuşağı oluşturulacaktı. Ancak bu plan tam olarak işletilemedi. Plana yönelik bölgede yaşanan direniş üzerine hükümet bu konuda geri adım attı. Buna karşın Kürtlerin yaşam şartları her geçen gün ağırlaştı, hakları geriye gitti. Kürtçe yayınlar ve Kürtçenin konuşulması yasaklandı. Bölgedeki yer isimleri Arapça isimlerle değiştirildi. Vatandaşlıktan çıkarılarak yabancı statüsüne getirilen Kürtler ise temel vatandaşlık haklarından bile yoksun bırakıldı. Baas rejiminin Kürtlere yönelik bu politikaları günümüze kadar devam etti.”bilgisini verdi.

SURİYELİLERİN EĞİTİLMESİ ŞART
           Suriye’deki Kürt partileri arasında siyaset yaptığı için defalarca Baas tarafından cezaevine hapsedilen Ebu Hozan Köle de Suriye’deki Kürt partileri hakkında bilgilere vererek davetlilerin Suriye muhalefeti hakkında bilgiler verdi. Suriye’deki el-Nusra gibi grupların Esed tarafından desteklendiğini iddia eden Köle, “Buradaki amaç hem Kürtleri hem de muhaliflere zarar vererek Esed’ın iktidarda kalışını biraz daha geçiştirmek. Suriye’deki eğitimli üniversiteli kesim Kürtler’den oluşuyor. Esed’i destekleyenlerin hemen hepsi ise ummi. Suriye’deki trajedi durumu gün geçtikçe daha da artıyor. Suriye’den insanlar kaçmaya devam ediyor. BM raporlarına göre günde 5 bin insan Suriye’yi terk ediyor. BM bugün önündeki siyasi meseleleri çözmek için gerekli olan adımları atamıyor, ihtiyaca yanıt veremiyor. Bosna Hersek'te de BM, 3 yıl somut bir yanıt verememişti. Eminim bundan 5-10 yıl sonraki BM Genel Sekreteri Suriye halkından özür dileyecektir. Ürdün ve Lübnan’da 1 milyon, Türkiye’de 1 milyon, Irak ve Mısır’da 250 bin Suriyeli yaşıyor. Suriye’nin yanında Türkiye’de yaşayanların da durumu daha zorlaşıyor. Kamplarda yaşayanların yanında evlerde yaşamaya çalışanlar da var. Suriyeli sığınmacıların büyük kısmı yardıma muhtaç durumda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Günlük gıda ihtiyaçları ve sağlık ihtiyaçları mahalli sivil toplum kuruluşları tarafından dernek ve vakıflarca karşılanıyor. Son günlerde Türkiye genelinde bazı semtlerin parklarında yatmaya başlayan Suriyeli ailelerin sayıları her geçen gün artmakta ve medyaya konu olmaktadır. Türkiye genelinde sizlere misafir olarak yaşam mücadelesi veren Suriyeli gençlerin aş ve işinin yanında eğitim sorunu ciddi bir durum arz ediyor. Suriyeli sığınmacıların zararlı ve yasadışı alanlara yönelmemeleri için eğitim sorunlarının bir komisyon tarafından ele alınması ve özellikle İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde kurulacak okullarda çözüme kavuşturulmalıdır.”bilgisini verdi.

YARDIMLAR HER BÖLGEYE GİTMİYOR
           Suriye Kürdistan’ın Efrin bölgesinden Mardin’e gelen Ebu Hozan, bugüne kadar bu bölgeye bir yardımın ulaştırılmadığını ve birçok köyün açlık tehlikesi geçirdiğini belirterek, Suriye’ye gönderilen yardımların genelinde herkesimin kendi çevresine ve mensuplarına dağıttığı için her bölgeye adil bir şekilde yardımın dağıtılmadığını söyledi.
Yanlış fotoğraf ve görüntülerle propagandası yapılan “Rojava’da Katliam var “ konusunu gündeme getiren katılımcıların sorularını cevaplandıran Suriyeli Gazeteci Zara Seyda ise Kürtlere yönelik Baas Rejiminin daha önce yaptığı zulümleri anlatarak, “Suriye’deki Kürtlere yönelik olduğu ileri sürülen görüntü ve fotoğrafları servis yapan gazete zaten güvenilirliğini daha önce kaybeden bir medya kurumuydu. Aslında bunu servis yapan Türkiye’deki meslektaşlarımızın bu konuyu araştırması gerekiyordu. Kürtler orada sıkıntı çekmiyor diyemeyiz ama o görüntülerdeki gibi katliam şeklinde nitelendirilebilecek kadar büyük bir kıyım da yok orada.”cevabını vermesi dikkat çekti.

SURİYELİLER İDEOLOJİK SÜRTÜŞEMEYE KURBAN EDİLMESİN
           Mardin Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Nezir Güneş de “Türkiye son 50 yılın en büyük misafir göçü ile karşı karşıya kaldı. Irak Kürdistanı, Kosova, Çeçenistan ve Afganistan’dan gelen sığınmacıların sayıları 5 bin ile 50 bin arasında idi. Şu an ilimizde 100 bine yakın olmak üzere ülke genelinde 1 milyon civarında Suriyeli misafir barındırıyoruz. Suriyeli kardeşlerimizin sorunlarını siyasi istismar konusu edilmemesi ve insani ahlaki olan yardımlaşma duygularının ideolojik toplumsal sürtüşmeye kurban gitmemesi için bu konuya çok dikkatli bir şekilde yaklaşmak zorundayız. Suriye’deki durumu birinci ağızdan dinlemek için Suriyeli meslektaşlarımızı davet ederek onları dinlemek istedik.”dedi.

           Medya Meclisine Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti Başkan Yardımcısı Kadir Üründü'nün yanısıra, Mardin'deki farklı gazete, dergi ve internet sitelerinde köşe yazarlığı yapan Musa Öztürk, Ahmet Akgül, Arif Altunkaynak, Burhan Hedbi, Cemil Aydoğan, Mehmet Şerif Öter, Faraç Çobanoğlu, Mehmet Arasan, Abdulmenaf Baysal, Fasih Dinç, Yahya Turan, Hasan Ekinci, Abdurahman Ceylan, Mahmut Akdağ, Türkan Aydoğan, Mesut Ege ve Muzaffer Paşaoğlu katıldı.